GECEKANLI

8. Kan

Yazar:

GECEKANLI - Nuray kitap kapağı
GECEKANLI kitap kapağı

Malakai diyarında savaşlar hiç durmazdı. Gerek insanların bir çok silahta üstün olmasından kaynaklı, gerek savaşçıların yavaş yavaş azalmasından. Sınır ise bu zorluklara rağmen her zaman korunmayı başarıyordu. İnsanlar ile vampirler arasında beş farklı sınır mevcuttu. En yakını ise sarayda bir iki saat uzaklıktaydı. Bu kadar yakın olsada orası korunmuyordu. İşte bu Lucien'i hem tedirgin ediyor,hemde şüphelendiriyordu. Kralın insanlarla sulh yapmak istemesi ile bir alakası ola bilir miydi? Düşünmeden edemiyordu. "Üçüncü sınıra yaklaştık,efendim." Arkadan gelen sesle Lucien adımlarını durdurdu. Saatlerdir durmadan yürüyorlardı. Bu haberij gelmesi iyi olmuştu. Lucien kafasını olumlu anlamında sallayıp arkasında duran şövalyelere baktı. Yüzden fazlaydılar ve üçüncü sınırda en büyük sınır olarak kabul edilirdi. Bu yüzden askerleri iki grupa bölmeye karar verdi. Bakışlarını önde duran şövalye arkadaşı Ragner'e çevirdi. "Kendin ile elli şövalye götür ve B bölgesine gidin. Kalanları benimle A bölgesine gelecek." Gür sesi ile herkesin duya bileceği şekilde emrini verdi. Şövalyeler emre itaat ederek elli kişilik gruplara bölündüler. Lucien onların hazırlanmasını beklerken Ragner'in yavaş adımlarla ona doğru geldiğini gördü ve yüzünü ona çevirdi. "Dikkatli ol,Luc. Bu sefer destek için çok fazla kişi istediler eminim durum fecidir." Ragner bir taraftan konuşmuş diğer taraftan alnına düşen beyaz saçlarını arkaya itelemişti. Vampirler arasında beyaz saç geni nadir olsada bunlardan birini Ragner taşıyordu. Açıkçası Lucien bazen düşünüyordu da iyiki onun bu renkte saçları yoktu. Emindi ki tüm aurası yerle bir olurdu. Çünkü ona göre Ragner bu tiple hiç ciddiye alınacak gibi değildi. "Sende, Ragner. Şövalyelerime göz kulak ol. Biri bile ölsün istemiyorum." Lucien ne kadar soğuk bir savaşçı olarak görünse de, ölüm sevmezdi ve savaş arkadaşlarına ölümüne sadık ve bağlıydı. Onun bu sözleri ile Ragner hafifçe burnunu kırıştırdı. Kahverengi gözlerini kısıp arkadaşına bakmaya devam etti. "Umarım o endişenin arasında bende varım." "Gevezelik etme, yürü git." Diyerek içindekileri dile getirmek yerine eli ile Ragner'i itti. Onun huyunu artık ezbere bilen Ragner sadece gülerek onun takımında olan şövalyelerin yanına gitti. Onun gitmesi ile Lucien derin bir nefes aldı ve doğrudan önünde hazır duran şövalyelere döndü. "Hazır olun! Öldüre bileceğiniz her insanı öldürün! Kurtara bileceğiniz herkesi de kurtarın ama asla yaralanmayın duydunuz mu!" "Emredersiniz majesteleri!" Tüm şövalyeler bir ağızla söyledikleri şeylerle çoktan A bölgesine ilerlemeye başlamıştı. İşte, diyarın görünmeyen karanlık yüzü tam burada başlıyordu... *** Ne kadar zaman geçmişti? Dakik olarak söylemek zordu ama Lucien'in tahminine göre dört saat çoktan geçmişti. Alnında biriken terleri silmeye vakti bile yokken yanında duran kılıcını kaldırıp ona doğru koşan bir askere sapladı. Söylediği hiç bir emir yerine getirilmemişti. Çoğu asker yaralanmıştı ve az sayıda kişi kurtarılmıştı. Savaş ise hiç bitmeyecek gibiydi. Kısa süre sonra Lysandra diyarı için gece olacaktı ve asıl aktiflik o zaman başlayacaktı. Lucien ne kadar kabul etmek istemese de insanlar onlardan öndeydi. Ama bir şey vardı ki bu insanlarda yoktu. Onlar birlik olamıyordu. Az önce buna bir kez daha şahit olmuştu. İnsan asker ölmemek için Lucien'in önüne yaralı takım arkadaşını atmıştı. Lucien yaraları savaş alanından çıkartmak isterken insanlar yaralı olan askerleri düşmana fırlatıyordu. Korkunçtu. Kalpleri yoktu çünkü tek bildikleri kendileriydi. Hepsi kendi canının derdindeydi. Peki ya o zaman neden bu savaşa dahil olmuşlardı. Mantıksız bir sürü hareket. Buda onlardan biriydi. Lucien önünden geçen beş askeri daha kılıçtan geçirdi. Artık yaşayan ve yaralı olan herkesi toplayıp geri dönmeliydi. Yoksa kaybedeceklerdi. En iyisi daha fazla askerle geri dönmekti. Lucien uzun zaman sonra yaranan boşluktan istifade askerlerin toplanması için bağırdı. Geri çekilmekten nefret ederdi ama daha fazla ölüme de tahammül edemezdi. "Yaşayan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku