GECEKANLI

7. Kan

Yazar:

GECEKANLI - Nuray kitap kapağı
GECEKANLI kitap kapağı

İlahi bakış açısı. Her kanlı gecede olduğu gibi bu seferde tek başına dışarıda geziniyordu Lucien. Bir saat önce babasının onu çağırdığı haberini duymuş ve yanına gitmişti. Gecenin bu vaktin de ne gibi bir toplantı olacak bilmiyordu. Taki yine o insan diyarından gelen 'misafiri' görene kadar. Anlaşılan konu düğünde çıkan büyük olaydı. Dört kişi masanın etrafında toplanmış, tartışma ve telafi hakkında konuşuyorlardı. Orada varlığını dahi hissettirmeyen tek kişi yine Lucien'di. Kendisi en uzak köşede oturmuş,bazen dinliyor bazen tamamen konudan bağımsız şeyler düşünüyordu. Ne düşündüğünü ise sadece kendisi biliyordu. Onun kafasında ne kurduğunu anlamak çok zordu. İşte şimdide o bağımsız ve bir o kadar karışık zihinle sarayın biraz uzağında adımlıyordu. Gidecek yeri ya da onu arayacak kimsesi yoktu, zaten birinin umrunda olduğunu da zannetmiyordu bu yüzden kendi halinde kırmızı ay tekrar gökyüzüne çıkana kadar takılıyordu. Baze yanına savaş arkadaşı Ragner katılıyordu. Kendisi de onun gibi şövalyeydi. Bir kaç yaş küçüktü belki ama olgun biriydi Ragner. Severdi tek arkadaşını.. Ama şu an yalnızdı. Ayağının altında kalan taşa hafif vurarak öne ittirdi Lucien. Küçükken yapmayı en çok sevdiği şey olduğunu da tam o an yersiz bir şekilde hatırladı. Gerçi Lucien neyi severdi? İşte bunun cevabı da onda yoktu. Kaşlarını çatarak taşı arkasında bırakıp ilerlemeye başladı. Yavaştan geri dönmesi gerekiyordu lakin bedeni nedensizce onu sınıra kadar getirmişti. Karanlıkta sınıra bakarken bu sefer zihnine bir anı düştü. Selene'yi ilk burada görmüştü. Yanında bir arkadaşı vardı ve belliydi ki Selene ona çok kızmıştı. Konuşmaları tam duyamıyordu, görevden yeni dönmüş ve yorgundu. Duymasına gerekte yoktu, onu görmek bir an tüm sesleri susturmuştu zaten. Öylece bakmıştı hiç bir art niyet olmadan. Sadece bakmış ve geri dönmüştü. Zaten her şeyde ondan sonra hızlıca olmuştu. Lucien elinde olmadan iç çekti. Selene'nin ondan nefret ettiğini biliyordu. Üstelik çokta sinir oluyordu kendisine, farkındaydı. Aslına bakılırsa böyle alaycı olmakta hiç huyu değilde ama nedensizce onun yanında soğuk duvarları sabit duramıyordu. Hep devriliyor ve kendisini hiç bilmediği yönleri ile tanıştırıyordu. Garip bir duyguydu. Ondan nefret eden biri daha çıkmıştı ama bu sefer o karşılık veremiyordu. Hayır vermek istemiyordu. Kafasını aşağı eğip elleri ile saçlarını karıştırdı. Her şeyi yavaş yavaş halletmeliydi. Bu kadar nefret sahibi olmamalıydı. Derin bir nefes alıp, son kez yeni yeni doğmuş kırmızı aya baktı. "Bu kadar çabuk olamaz. Emin olmam gerekiyor. Bir ışık ver bana." Ve arkasını döndü. O gitti ama kırmızı ay onun sesini duydu. Kırmızı ay tamamen doğarken, sınırlar açılmış ve diğer diyarda güneş doğmuştu. Lucien saraya döndü ama bir şeyi farketmedi. Selene'ni ilk gördüğü yere gelip, ilk dileğini de dilemişti. Lucien'in sevdiği şey ilkleri yaşamaktı. *** Freya yavaş adımlarla saklandığı ağacın arkasından çıktı. Bir süredir orada durmuş ve Lucien'in gitmesini beklemişti. Kısa sürmüş olsa da beklemeyi sevmiyordu bu yüzden sıkılmış ve sinirlenmişti. Kahverengi saçlarını omuzlarına atarak ilerlemeye başladı. Adımları sınır duvarlarına yaklaştıkça hızlanmıştı. Sınırı geçmek zor değildi. Bu sınırda askerler olmazdı çünkü büyü ile korunurdu. İnsanlar büyü yüzünden gelemezdi. Vampirler konusunda da diğer taraf iş görüyordu. Onlarda elektirikli teller ile kapatmıştı. Ama sadece Freya'nın bildiği bir şey vardı ki o da bu tellerin bozuk olmasıydı.  Büyü hâlâ yerindeydi sorun insanlar tarafındandı. Ve onlarda unutkan aptallar olduğu için ana odağı diğer sınırlara vermiş burayı unutmuşlardı. Elektrikli teller olduğu için onlarda bu sınıra asker ve ya gözetim yapması için insan koymamıştı. Freya onların hâline gülerek açılmış büyük siyah ve neredeyse gökyüzüne uzanan demir kapıya baktı. Boylu boyunca uzanıyor ve büyü de dahil olduğu için güneşin bir ışığı bile Malakai diyarına değmiyordu. Lakin her iki tarafta da gece olduğunda bu duvar  yarıya iniyordu. Bunun nedenini…

Bölümün tamamını WritePad'de oku