6. Perde"Gölgelerin Huyu Günışığını Hapsetmektir"
Yazar: sahra_milaa

Not: Şuna bir açıklık getireyim. Bu kitapta hayvan ölümleri ve insan ölümlerine yer verilmiştir. Bunlar tasvip ettiğim şeyler olmasa da kurgu bu şekilde. Çünkü burada psikopat bir katili yazıyorum. Psikopatlar da çocukken kimseye zarar veremedikleri dönemlerde hayvanları istismar ve kurban ederek öldürme iç güdülerinin önüne geçer. Zaten katilin yetişkinliğinde değil de çocukluğunda böyle şeylere rastlanır. Her psikopat katil olacak diye bir kural yok elbette. Dünyada ki insanların %10'u psikopattır. Bu iş yerinde sizi ustaca manipüle eden müdürünüz, sizi sözleri ile etkisi altına alan arkadaşınız veya duygularınızı hiçe sayıp yalnızca kendini önemseyen hayat eşiniz de olabilir. Hatta bazı psikopatlar profesör olur, çünkü bu gibi insanlar çok zekidir ve o zeka doğru yerde kullanılınca faydalar doğurabilir. Psikopat katiller genelde çocukluk travması olan, istismara uğramış kişiler olur. Kısacası bir psikopatın ortaya çıkış hikâyesi yine aile de başlar. Her şeyin kökeni orasıdır. Elimden geldiğince doğru aktarmaya çalışacağım. Keyifli okumalar :) 🌞🌜 Şeytan her zaman çirkin bir ateş topu olmaz. Bazen güzel bir suretle çıkar karşımıza. Kimi zaman yakışıklı bir adam, kimi zaman güzel, şuh bir kadın, kimi zaman tatlı bir çocuk, kimi zaman yardıma muhtaç bir yaşlı. Gölgenin ardında kalan şeytan yanı sinsi bir sırıtışla parlasa da günışığında bunu kimse fark etmez. Ne zaman ki gece çöker işte o zaman gölge günışığını hapseder. 🎪🎪🎪 K.'nın güncesinden 2006... Annem bana bir günlük tutmamı söyledi. Eğer günlük tutarsam unutmazmışım. Ama ben zaten unutmam ki. Değişik bir şekilde aklıma takılan hiçbir şeyi unutmuyorum. Okulda bana sataşan çocukları da, beni sinir eden öğretmenleri de. Bugün üzerime meyve suyu döken bir çocuğun başını masaya çarptım. Bunu yapmak istemedim ama içimden bir ses bunu yapmam için beni kışkırttı. Ben de yaptım. Çocuk çok ağladı, halbuki ben o acıyı biliyorum. O kadar da ağlatmıyor. O çocuk abarttı. Öğretmen bana çok kızdı ve bunun yanlış olduğunu söyledi. Çok yanlışmış. Çok yanlış! Ben de eve gelince anneme anlattım ve bana 'Aferin' dedi. Demek ki yaptığım şey doğru. Annem her zaman doğrudur. O yanlış bir şey yapmaz. Hem beni çok seviyor. Bir tek o seviyor. En çok beni seviyor. O bir tanrıça ve benim annem. K. 🎪🎪🎪 Ablam derdi ki; ben ilk doğduğum zaman evde çok mutlu bir hava varmış. Hiç olmayan bir huzuru sezmiş annem ve babam. Belki fırtına öncesi sessizlikti bu. Belki Allah'ın imtihandan önce verdiği son esenlikti. Belki çekilecek zorluğun erken verilen mükafatıydı. Belki yalnızca bir yudum huzurdu, yirmi bin fersah uzağa koyulacak huzurun telafisiydi. Annem ablama hep Kaf Dağı masallarını okurmuş. Orada yaşadığı bahsedilen efsanevi yaratıkları uzun uzun anlatırmış. Elbette en bilindik yaratığı da unutmamış. Zümrüd-ü Anka... Annemin ismi Zümrüt'tü. Ben doğunca ismimi de ablam koymuş, o da en sevdiği yaratığı seçmiş. Anka kuşu. Annemin de hoşuna gitmiş tabii bu. En azından bir kızına bu masalları aşılamış olduğunu görüp mutlu olurmuş. Elbette her mutluluk gibi bu da uzun sürmemiş. Ben dört yaşındayken annem ve babam silahlı saldırı sonucu öldürüldüler. Kısacası Anka'lar şans getirirdi, Anka'lardan zarar gelmezdi. Ama ben şanssızlığın beden bulmuş haliydim. Evet, Anka'lardan zarar gelmezdi ama benden zarar gelirdi. Yetimhanede ki çocuklar nereden olduysa bu olayı öğrenmişti ve kısa sürede ismim 'Katil Bebek' olarak çıkmıştı bile. O yaşta ki çocukların ne kadar acımasız olduğunu en iyi ben bilirdim çünkü tatmıştım. Ablam ne kadar engel olmaya çalışsa da nafileydi çünkü bir kere yayılmıştı o isim. Her gün yüzüme vurulmuştu bu, ben her gün ailemin katili ilan edilmiştim. Kendimi suçlamıştım, fakat belki de gerçekten ben suçluydum. Belki katil değildim ama uğursuz bir bebektim, işte orası kesindi. Şimdi içine düşmüş olduğum durumda dünyanın sonu gelmiş gibi hissediyordum. Yurtta hissettiğim o ablama rağmen yalnızlığı hiçbir yerde hissetmem sanmıştım, bir daha karşıma çıkmaz sanmıştım. O yalnızlık şimdi bin…