Beşinci Perde "Maske Düşene Kadar Herkes Melektir"
Yazar: sahra_milaa

Bölüm görselleri

Şeytan maskenin ardında gizlidir... 2006... Şeytanlar daima maskelerin ardına gizlenir. Onları görmek için onlardan biri olmak gerekir. Normal bir insan olarak onları göremezsin. Eğer bir şeytanı görmek istiyorsan gerçeklik gözlüğünü çıkarmalı ve perdenin ardına odaklanmalısın. Küçük çocuk gözlerini dikmiş küçük kediyi izliyordu. Sanki kedinin içinde ki gerçekliği görmek istiyordu. Sahi ne vardı kedinin içinde. Yavru kedi annesinin yamacından uzaklaşıp çalılarla oynamaya başlayınca küçük çocuk da onun peşine gitti. Anne kedi diğer yavruları ile ilgilenirken gözden kaçırmıştı bir diğer minik yavrusunu. Anlık bir hata felaketlere gebe olabiliyordu işte. Bir kedi yavrusuyla faciaya sürüklenebilirdi hayatlar. Küçük kedi minik adımlarla çalıların içinde ilerlerken peşinde ki minik avcı da parıldayan gözlerle onu izliyordu. Peşi sıra koşuyor ve kediyi inceliyordu. Her bir ayrıntısını meraklı gözlerle inceledi. Beyaz tüylerini, minik kuyruğunu, çipil çipil bakan gözlerini, tatlı mırıldanışlarını. Âdeta büyülendi minik çocuk. Gözleri irice açıldı, bir heyecan dalgası kapladı vücudunu. Gözleri seğirdi kediyi izlerken. Kedi bulduğu bir dal parçasıyla oynamaya başlayınca çocuk da kedinin hemen dibine çöktü. Burası bir ilkokulun bahçesiydi, çocuklar zaman zaman gelip severdi kedileri. Alışkındı o yüzden yavrular sevilmeye. Tehlikeyi sezemedi minik yavru. Çocuk elini uzatıp kedinin yumuşak tüylerine dokundu. Yavaş yavaş okşamaya başladı. Ellerini kedinin sırtına sürterek çıkardığı mırıltıları dinledi. Sonra yavaşça sıkıştırdı parmakları kedinin minik bedenini. Canı yanan yavru kedi miyavlamaya başladı. Küçük çocuk dilini dudaklarından sarkıtarak kediyi daha büyük bir şevkle sıkmaya başladı. Tek eli yetmedi ikisini birden sardı minik bedene. Minik eller minik bedeni öldürmek için sardı. Sıktı, sıktı, sıktıkça sıktı. Kedi ise o sıktıkça miyavladı. Küçük patileriyle kendini savunmaya çalıştı, pençeleri çocuğun elinde küçük çizikler oluşturdu ama çocuk bunun ona hiç de acı vermediğini fark etti. Aksine içine bir tatmin hissi dolmuştu. Kediyi sıktıkça içine artarak yayılan bir hazdı bu. Oyun oynamaktan bu kadar zevk almıyordu, doğrusu bu çocuk oyun oynamayı hiç sevmezdi. Kedinin nefesi kesilinceye kadar sıktı. Parmaklarını yavaşça gevşetince hareketsiz kediyi yere bıraktı. Belki içini bir pişmanlık hissi kaplamalıydı, ama hayır, yoktu. Bu çocuk avcıydı, dünyaya avlanmak için gelmişti. Şimdilik yalnızca hayvanlar, büyüdüğünde ise onun hedefi insanlar olacaktı. Büyük oynayacaktı. O eserini zevkle izlerken bir çocuk çığlığı duydu. Başını hemen yan tarafına çevirince elinde tuttuğu anne kediyle çığlık atan kızı gördü. Ardından bütün sınıf toplandı etrafına. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Anne kedi küçük kızın elinden kurtulup acı bir miyavlamayla yavrusunun üzerine atladı. Kokladı, yokladı, ittirdi. Ama tek ses alamadı. Tüyleri kabarırken minik avcıya döndü. Küçük çocuk kediye bakarken gözlerinde ne bir korku ne bir kaygı baş gösterdi. Yalnızca izliyordu, arkası boş duygusuz gözlerle. Anne kedi çocuğun üzerine atılınca herkes bir yana kaçıştı. Anne kedinin patileri çocuğun boynunu ve yanağını buldu. Çocuk onu bir hışımla üzerinden atsa da çoktan yüzünde ve boynunda pençe izleri oluşmuştu bile. Eliyle akan kanı silerken ayağıyla kediyi ittirdi. Şimdi ona da nefretle bakıyordu. Tam tekme atmak için ayağını kaldırmıştı ki, "Lütfen," diye fısıldayan bir ses duydu. "Lütfen ona zarar verme!" diye konuştu az önce ki küçük kız. Gözleri yaşarmış bir kaç damla gözyaşı yanaklarından yuvarlanmıştı. Minik avcı ona bakarak yanağında ki bir kaç damla kanın parmaklarına bulaşmasını sağladı. Kediyi bir kenara bırakıp kıza adımladı. Küçük kız ürpertiyle geri çekildi. Avcı parmağında ki kanı kızın yanağına sürdü. "Beni unutma," dedi düz bir sesle. "Çünkü ben seni hiç unutmayacağım." Evet, belki o bir çocuktu ama zihni normal çalışmıyordu. Çünkü psikopatların zihni normal çalışmazdı. Onlar korkmaz, sevmez, üzülmezdi. Yalnızca nesneleştirir ve aidiyet duygusu hisseder…