Gece Yarısı Sirki

Dördüncü Perde "Ruhunu Şeytana Satmanın Üç Kuralı"

Yazar:

Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı
Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı

Bölüm görselleri

Gece Yarısı Sirki - Dördüncü Perde "Ruhunu Şeytana Satmanın Üç Kuralı" bölüm görseli 1
Gece Yarısı Sirki - Dördüncü Perde "Ruhunu Şeytana Satmanın Üç Kuralı" bölüm görseli 1

YAKUT/ İLYA ANKA SERTTAŞ... Birinci Çember... Gölgeler dâima şeytanların meskeni olmuştu. Geceler şeytanlar içindir. Gece şeytanlarındır. Onun şeytanları, bunun şeytanları, şunun şeytanları... Şeytan da bir zamanlar melekti, meleklerin en üstünü, efendisiydi. Yüz on dört kitabı ezbere bilirdi, bildikleri ona yetmedi. Kibrinin esiri oldu, ceza olarak yeryüzüne sürüldü. İnsanları aldatmaya, kandırmaya başladı. Kabil'le attı ilk adımı, devamını Kabil'in zürriyyeti getirdi. Kabiller çoğaldı, çoğaldı çoğaldı. Şeytanlaşmış insanların fikirleri artık şeytanı bile aşıyor, onu hayrete düşürüyordu. Şeytan başarılı olmuştu, insanların artık bir sapıtıcıya ihtiyacı yoktu, çünkü zaten onlar başlı başına sapkındı. Gölge adam Gece Yarısı Sirki'nin çadırları arasında yürüyen insanları izliyordu. Ne çok günahkâr ruh vardı, ne çok. Ne kabarıktı listesi. Bitmek bilmezdi. Bu görüntü Gölge Adam'ı keyiflendirdi. Gözleri tıpkı avını arayan bir aslan gibi parladı. Dilini kışkırtıcı bir tavırla dişlerinin üzerinde gezdirdi. Güneş gökte kaybolup yerini ay ve yıldızlara bıraktığı zaman gölgeler ortaya çıkardı. Gece Yarısı Sirki'nde tam şimdi gece yarısına bir saat vardı. Adı üzerinde Gece Yarısı Sirki'ydi, geceleri daha canlı olurdu burası. Gölge Adam dudaklarına yasladığı sigarasını tüttürerek çadırlar arasında ilerliyordu. Gözleri ilerde kavga eden bir çifte değdi. Bu gece avını rastgele seçmeye karar vermişti. Normalde günlerce kurgulardı bir cinayeti. Hem de her ayrıntısına kadar. İşleyiş aşamasından cesedin hangi yerlerine kesik atacağı, saklayacağı, temizliği, hepsini tıpkı bir matematik işlemi gibi hesaplardı. Fakat bu gece hesap yapmamıştı, çünkü bu saklayacağı bir şey olmayacaktı. Yalnızca bir kez hesabı terk edecekti. İlk Çemberi için kurban arıyordu. Gözleri etrafı titizlikle inceliyor, insanları bir bir tartıyordu. Günahkar ruhlar çok fazlaydı, hangisini seçmesi gerektiğini düşünmek de bir o kadar kafa karıştırıcıydı. Sigarasından derin bir nefes çekerken çiftin konuşmasını rahatlıkla duyabileceği kadar yakın bir mesafe seçerek çadırın direğine sırtını yasladı. Sanki onlarla bir ilgisi yokmuş gibi umursamaz görünüyordu. Fakat gerçekte işin aslı şu an tek umursadığı şeyler onlardı. Tıpkı bir avcı gibi avına dikkat kesilmişti. Zihninden profilleri net bir şekilde çıkardı. O bir avcıydı, kurbanını bulmasına gerek kalmamıştı çünkü kurbanı zaten onun ayaklarına gelmişti. Ormanın kralı olmak buydu, istediğin her şey ayağına gelirdi. Gölge Adam da kendini tam olarak böyle görüyordu. Ormanın Kralı... Sarı saçları omuz hizasında olan kız karşısında ki adama durmaksızın el kol hareketleri ile bir şeyler anlatıyordu. "Yemin ederim sâdece arkadaşım diyorum Mithat, niye bana inanmıyorsun?" diye sitem ediyordu genç kız. Karşısında duran zayıf, saçları sıfıra vurulu genç ise kıza öfkeli bir şekilde bakıyordu. On dokuz ya vardı ya yoktu. "Sen arkadaşın ile bir oda da baş başa mı kalıyorsun Ezgi?" diye yükseldi Mithat. Ellerini saçlarından tahammülsüz bir tavırla geçirmişti. Gölge Adam bu manzara karşısında sırıttı. "İnançsız bir küçük fare." Gözlemleri doğru çıkmıştı. Bu adam onun için ideal bir avdı. "Çıldıracağım gerçekten," diye isyan etti genç kız. "Bıktım artık senin bu güven sorunlarından. Hiçbir boka inanmıyorsun, o zaman siktir git neye inanmak istiyorsan ona inan." Kız yerinde rahat duramıyor, ellerini saçlarından geçirip çekiştiriyor, gereksiz mimiklerle kendini ifade etmeye çalışıyordu. Bu görüntü Gölge Adam'ın aklına bir kaç anı düşürdüyse de hemen siliverdi. Zaaf onun için tehlikeliydi, geçmiş ise en büyük zaaftı. Gölge Adam kızın bu cesur çıkışına hayran kalmış bir şekilde dudaklarını büzerken genç adam aynı fikirde değildi. "O kadar kolay değil Ezgi, nereye gidiyormuşum. Sen kendini bana ispatlayacaksın!" Mithat'ın bu çıkışı genç kızın öfkeden köpürmesine sebep oldu. Genç adamı omuzlarından ittirip geriledi. "Yapma Mithat, biz sâdece birbirimizi yıpratıyoruz." dedikten sonra genç kız arkasına bakmadan uzaklaşmaya başladı. Mithat tam peşi sır…

Bölümün tamamını WritePad'de oku