Gece Yarısı Sirki

Üçüncü Perde "Ölümün Elçisi Daima Bir Kuzgundur"

Yazar:

Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı
Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı

Bölüm görselleri

Gece Yarısı Sirki - Üçüncü Perde "Ölümün Elçisi Daima Bir Kuzgundur" bölüm görseli 1
Gece Yarısı Sirki - Üçüncü Perde "Ölümün Elçisi Daima Bir Kuzgundur" bölüm görseli 1

KUZGUN / YAMAN AREL SANCAKTAR Y.A.S'ın uyuşturucu için ilk attığı adımın gecesi... Kuzgunlar ölümün habercisi olan kuşlardı. Nasıl ki bir evin damına, kapısına bir baykuş konunca o eve ölümün uğrayacağı inancı varsa kuzgunların da ölümün doğrudan habercisi olan kuşlar olduğuna inanılırdı. Yaman Arel Sancaktar ölümün bizzat kendisi olan bir adamdı. Girdiği yere ölüm ve yıkım uğrardı. Beyaz bir karakter denemezdi ona, yeraltında kim masumdu ki zaten. Bataklığa elini veren kolunu kaptırırdı. Bu bataklıkta çiçek açsın istiyordu genç adam, bunun için de önce bataklığı kurutmalıydı. Yeraltında tutunulan her bir dalın ucu mutlaka köklü bir ağaca çıkardı. Taze fidanlar bu alem de kurumadan kalamazdı. Sulanmadıkça kurur, yeşilliğini kaybederdi. Kuru dalları kırmaksa yaş dalları kırmaktan, köklü ağaçları sökmekten daha kolay olurdu. Aleme giren herkes başta yaş bir dal olurdu, zamanla kurur, değerini kaybeder, sonra ise sessiz bir çatırtıyla kırılırdı. Yaman Arel Sancaktar bu dünyaya ilk adım attığı zaman toy bir gençti. Şimdi ise oyun kurucuydu. Yükselişi kolay olmamıştı, çabalamış, didinmiş olduğu mevkiye tırnaklarında ki kan pıhtıları ile varmıştı. Ola ki birisi karşısına çıkıp baba torpili olduğunu, dede mirasıyla bugünlere geldiğini iddia ederse onlara alnı ak bir şekilde 'benim çabam' diyebilirdi. Bugünlere kendi çabalarıyla ulaşmıştı, kimse çıkıp da onu hazıra konmakla itham edemezdi. Yaman Arel Sancaktar karşısında dizleri üzerine çökmüş olan adamı izlerken boynunu iki yana eğerek esnetti. Bu dünyanın raconu uyuşturucuydu, bir yıl önce bu genç adam ortaya çıkıp uyuşturucuya olan düşmanlığını açıkça belli etmişti. Kökünü kazımaya and içmişti. Sözünü dinlemeyen küçük mafyaları teker teker saf dışı ediyordu. "Tarık, Tarık, Tarık." dedi Yaman Arel Sancaktar oyunbaz bir sesle. "Sana gönderdiğim mesaj iletilmedi mi?" Kara gözleri dizleri üzerinde titreyen adamı incelemeye devam etti. On gün önce mahalleden topladığı haraçla çarkı döndüren bu keşe mesaj yollamıştı. Bu mahallede uyuşturucu satmamasını açıkça belirtmesine rağmen kuzgunları ona kötü haberleri uçurmuştu. Adam onu dinlemeyip işine devam etmişti. "B-ben d-dü-düşünemedim Kuzgun, af-affet." diyen adamın sesi titriyordu. Dizlerinin bağı çözülmüş, apandistinde ki ağırlığı salmasına az kalmıştı. Karanlık depoda cesaretini toplamasına hiç yardımcı olmuyordu. "Cık cık cık," sesi boş depoda yankılandı. "Ben cezalandırırım affetmek Allah'a mahsustur!" dedi Yaman Arel Sancaktar düz bir sesle. Elini cebine atıp zipposunu çıkardı ve dudakları arasına yerleştirdiği sigaranın ucunu ateşleyip içine derin bir nefes çekti. Yanakları içe göçerken zehirleyici duman da ciğerlerine dolmuştu. Dumanı dışarı verirken sigarayı tutan parmakları yanına düştü. "Bir daha olmaz Kuzgun, yemin ederim bir daha olmaz, senin olduğun semte adım bile atmam." diye yalvaran adama karşılık umursamaz bir tavırla sigarasını tüttürmeye devam etti. Yaman Arel Sancaktar Bataklığa adım atmamıştı, bu çamura doğmuştu. Bu çukurda büyümüştü, çok iyi biliyordu ki bu Bataklıktan çıkış yoktu. Merhametini de bu role soyunurken bir kenara bırakmıştı. Çubuk kırar gibi adam öldüren bir çevrede büyüyen bir insana merhameti anlatamazdınız. Nasıl ki kör bir insana dünyayı ne kadar anlatsanız nafileydi, acımasızlığı benimsemiş bir adama da merhameti bu yaştan sonra öğretemezdiniz. "Sana ufak bir sır vereyim Tarık," diyen genç adam beyaz gömleğinin kollarını sıvamaya başladı. Sır vermekten ziyâde tutmayı iyi bilirdi. En çok da gece gördüklerini unutmazdı. Sır vermekten nefret ederdi, ona göre sırrı iki kişi bilirse bile bu artık bir sır olmazdı. Tek bir kişinin bildiği sır sayılırdı. "Sigara içerken rahatsız edilmekten hoşlanmam!" dedikten sonra parmaklarını avucunun içine kıvırıp yumruğunu sertçe adamın suratına geçirdi. Tam burnunu hedef almıştı, önce kemiğin çatırdama sesi sonra ise adamın çığlığı kulaklarda çınladı. Adam eliyle burnunu tutup oluk oluk akan kana engel olmaya çalışsa da nafileydi. "Siktir, ne istersen yaparım, söz K…

Bölümün tamamını WritePad'de oku