Gece Yarısı Sirki

İkinci Perde "Yeraltının Sihirli Değneği"

Yazar:

Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı
Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı

Bölüm görselleri

Gece Yarısı Sirki - İkinci Perde "Yeraltının Sihirli Değneği" bölüm görseli 1
Gece Yarısı Sirki - İkinci Perde "Yeraltının Sihirli Değneği" bölüm görseli 1

CAM BEBEK / UKDE SERTTAŞ Anılar insanı kollarından tutup sonsuzluğa sürüklerdi. Ölmüş birinin ardından yaşadığınız anları düşünmek şifa olmuyor aksine derinlere bir yere paslı bir bıçak saplıyordu. O hatıraların olduğu yerlerde nefes almak, yaşamını sürdürmek ise daha zordu. Aldığı her nefes boğazına tıkanıyordu insanın. Bir zamanlar var olan insanların süresiz yokluğu afallatıyordu. Ablamın yokluğu şüphesiz benim en derin yaramdı. Üstelik geriye bıraktığı o ölene kadar haberimin dahi olmadığı borçlar da sırtımda bir yüktü. Sude derslerinden sonra ek bir işte çalışıyordu, ben ise yalnızca sirkte çalışabiliyordum. Sirkin kapalı olduğu günlerde ise günü birlik işler buluyordum. O borcu bir an önce ödeyip ensemde ki fazla nefesleri atmalıydım. Bu zaman zarfında üniversite okumamın imkânı yoktu. Şayet okula gitsem bu defa işte çalışamazdım. Bir seçim yapmam gerekiyordu, bu hayatı isteyerek değil zorunda kalarak tercih etmiştim. En azından Sude hayallerine ulaşsın diye çabalamalıydım. Daha bu sorumluluğu alalı çok olmamıştı fakat yorulduğumu hissediyordum. Ablam ise bu yükleri yıllardır taşıyordu da bir kere yıkıldığını görmemiştim. O hep dimdik dururdu, düştüğümüz zaman bizi kaldıran da o olurdu. Ağlıyorsak terapist, hastaysak doktor, dersimizde zorlanıyorsak öğretmen olurdu. Neye ihtiyacımız varsa Ukde Serttaş o olurdu. Çok yönlü bir insandı, belki bizden daha az okul yüzü görmüştü fakat bizden daha tecrübeliydi bir çok konuda. İşte böyle bir insanın yokluğu her an fark edilirdi. Hayatınızda bu denli yer kaplayan bir insan yok olduğu zaman tüm denge şaşıyordu. Terazinin iki kefesi de kırılıyor, doğru- yanlış, iyi- kötü algısı da kalmıyordu. Yalnızca yaşamak için nefes alıyordunuz. Artık mutluluk veya heves o kadar da aratmıyordu kendini. Nefes almak bile ihtiyaç değil de bir lüks konumuna yükseliyordu. O yeraltında ebedi uykusuna yatmışken senin yeryüzünde tasasız nefes alman bile yük oluyordu bir süre sonra omzuna. Boğazımı düğümleyen acıyı yutkundum. Toplum içinde ağlayamazdım, bunu eve gidince duşun altına girene kadar erteliyordum. Çoğunlukla başarılı oluyordum da. Halkadan son bir geçiş yaparak kıvrak bir şekilde süzüldüm. Esnek bir bedene sahip olmanın en iyi yanı küçük ve dar yerlerden bile kolayca süzülebilmekti. Bu belki de en büyük avantajlarımdan biriydi. Üç akrobat olarak çalışıyorduk bu gösteride. Cam Bebek pozisyonunda Didem vardı. Onun hemen bir alt kademesinde Gözde adında bir kız vardı. Onun olduğu pozisyona ise Kristal diyorlardı. Benim olduğum kademe onların altıydı çünkü onlar yıllardır akrobattı. Ben ise epey yeni sayılırdım. Bana da genelde çömez diyorlardı fakat sahne adım Yakut'tu. Bu isimleri neye göre koyduklarını bilmiyordum açıkçası araştırmamıştım da. Odak noktama girmiyorlardı. İnsanların alkışları eşliğinde öne doğru eğilerek selam verdikten sonra sahneden ayrılıp arka tarafta ki odamıza geçtik. "Bacaklarım inanılmaz uyuşmuş durumda." diye yakınan Gözde'yi duydum. "Al benden de o kadar, sırtım ayrılacak sandım." diye ekledi Didem. Onlar profesyonel olduğu halde böyle söylüyorsa ben ne yapmalıydım. Bedenimin her bir santimi uyuşmuş durumdaydı. Ayak tabanlarım özellikle sızlıyordu, sanırım bastığım yeri bile hissetmiyordum. "Senin ağrın yok mu?" diye soran Gözde'yi işitince ayak parmaklarımı esnetmeyi bırakıp ona döndüm. Onlarla iletişim kurmam gerekiyordu. Hem o uyuşturucu zırvalığı hem de ablam için. Gerçi o adamla bir daha görüşür müyüz bilmiyordum. Belki de kafası yerinde değilken gelip saçmalamıştı zaten iletişime geçebileceğimiz bir şey de yoktu. "Şu an külçe olarak şuraya yığılabilirim." dediğim zaman Didem'in sırıttığını gördüm. "Bu iş inanılmaz yorucu, ama ben çok seviyorum." dedi Didem hevesli bir sesle. "Asıl vurucu noktası buradan sonra başlıyor zaten." dedi Gözde sahne kıyafeti olan ama tıpkı mayoyu andıran kıyafetinin üzerine kırmızı deri bir etek geçirirken. Ona anlamaz bakışlar attığımı gören Didem lafa girdi. "Buradan soran beraber bir eğlence mekanına gidiyoruz. Orada kafamızı dağıt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku