Gece Yarısı Sirki

İlk Perde "Gece Yarısı Sirki"

Yazar:

Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı
Gece Yarısı Sirki – sahra_milaa kitap kapağı

Bölüm görselleri

Gece Yarısı Sirki - İlk Perde "Gece Yarısı Sirki" bölüm görseli 1
Gece Yarısı Sirki - İlk Perde "Gece Yarısı Sirki" bölüm görseli 1

GECE YARISI SİRKİ İlk kanı Kabil döktü. Toprağa düşen ilk kötülük tohumu filizlenmeye durmadan devam etti. Cehennemden yaratılma şeytan cennetten kovulunca yeryüzüne nifak düşürdü. Bir zamanlar meleklerin bile üstadı olan şeytan yeryüzünde yalnız kalmalıydı fakat ruhu şeytanlaşmış insanlar onunla anlaşma yaptı. Halbuki bu yanlıştı, şeytan bile bazı insanlardan kaçtı. Şeytanlaşmış insanlar iblisin görevini devralınca şeytana da geriye çekilip keyifle seyretmek kaldı. Bu dünya şeytanlaşmış insanların dünyası. Burada ne merhamet vardı, ne sadakat. Çıkar ilişkilerinin revaçta olduğu bu dünyada sağ ve masum kalmak da bir o kadar zordu. Yeraltı dünyasında merhamete, zaafa, yer yoktu. İhtiyaç duyulan tek şey taşlaşmış bir kalpti. Beyaz kalbe sahip olanlar ya burada kurda kendini teslim eden kuzu konumuna düşerdi, ya da kurt postuna bürünüp rol yapardı. Kurtuluş yoktu, bu dünya çırpındıkça battığın bir bataklıktı. Debelendikçe daha derine gömüldüğün bir karanlığın hakim olduğu bu dünya da sırtını güçlülere yaslamazsan düşmek olasıydı. Sırtını güçlü adamlara yaslardın fakat asla güvenemezdin. Çünkü burada güvenebileceğin hiç kimse yoktu. Güven yeraltı için içi boş bir kavramdı. Babana bile güvenemezdin bu alemde, çünkü taht uğruna verilen savaşlarda oğlanlar ilk babalarını yıkardı ve taht aşığı krallar ilk oğullarının infazını onardı. Güven olmayan yerden mutlaka bir hain çıkardı. Bu hainin yardakçıları ve yatakçıları olurdu. Kendine fazla güvenir kirli işlerden çekinmezlerdi. Nifak tohumlarını şeytanı aratmayacak bir düzenbazlıkla eker, filizlenmelerini ustalıkla izlerlerdi. Çekildikleri köşelerinde tek yaptıkları yarattıkları yıkımı izlemek olurdu, bunu izlerken aldıkları haz onları sersemletirdi. İşte o zaman ortaya kahramanlar çıkardı. Meydanı onlar doldurduğu zaman gece yarısı olurdu. Oyunun başladığı vakit onların dahil olduğu vakit olurdu. Oyun artık tek değil iki kişi tarafından oynanırdı. Oyun kurucu zanneder kendini şeytanlar fakat asıl oyun kurucular ifritler olurdu. Kahramanlar oyunu kurmasa dahi yönetirdi. Sonucunda kazanmışlık rehavetine kapılmış olan hainler kahramanların adımlarını takip edemez olur. Böylece sersemlemiş hainler bir bir gün yüzüne çıkarken bataklık kurumaya başlar. Kurumuş bataklıkta çiçekler yüz verir. Toprağı delip çıkarlar gün yüzüne, fakat bunun için önce bataklık kurumalıdır. Bunun için kayıplar gerekir, fedakarlıklar gerekir, vazgeçişler, sabredişler, kaybedişler gerekir. Ölmek gerekir. Çiçekler ancak tabutun üzerine konulur. Sonrasında açan çiçekler yaşayanların olur. Bazı vedalar ve bazı fedalar tarihe geçer. Bazı ölümler bazı sonların başlangıcı olur. Bu gece ki kayıp da bir hayatın başlangıcı, bir sonun ilk adımı, bir kaderin ağlarının sarılmaya başlanmasıydı. Karanlık koridorda savsak adımlarla, tutunacak bir destek arayarak ilerleyen genç kız terden sırılsıklam olmuştu. Uzun saçları terden ensesine yapışmıştı fakat kızın onu rahatsız eden saçlarını boynundan uzaklaştıracak kadar bile gücü yoktu. Koluna tonlarca ağırlıkta ki taşlar bağlanmış gibi hareket ettiremiyordu. Sık aldığı nefeslerle göğüs kafesi hızlı ritimlerle dalgalanıyordu. Damarlarında dolaşan yakıcı sıvı başını döndürüyordu. İlk defa rast geldiği bu durum karşısında paniklemişti genç kız. Normalde kullandığı bir mal onu hiç bu kadar etkilememişti. Şimdi ise nefesi sıkışıyor, elleri titriyordu. Kafası dağılmamış aksine karışmıştı. Bin türlü düşünce cirit atıyordu şimdi zihninde. Yaşadığı her şey takılmış bir flashback gibi sürekli başa sararak tek bir noktada takılı kalıyordu. Titreyen elleriyle WC yazan kapıyı ittirerek içeri adımladı. Beyaz mermere tutunarak düşmekten son anda kurtulmuştu. Başını kaldırıp yüzünün etrafına dökülen saçlarının arasından çatlamış aynaya baktı. Gözleri hiç olmadığı kadar baygın ve yorgun bakıyordu. Mor halkalar artmış, gözünün akı kızarmıştı. Dudakları kurumuş ve solgun bir hâl almıştı. Bu görüntü karşısında içi ürperdi genç kızın. Korktuğunu hissetti. İnce parmakları güçsüz görünsede kuvvetle beyaz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku