İKİNCİ BÖLÜM - KILIÇLAR VE KARARLAR
Yazar: Sıla Balaban

15 Aralık 2025 Bazı durumlarda ağlasanız, yalvarıp yakarsanız bile bir şeyleri değiştiremezsiniz.Bu durum bir insanın artık hayatta olmamasından tutun da hayatınızdan çıkıp gitmesi olabilir.Ben, önce annemi kaybettim.Bayılmadan evvel babamdan duyduklarımla da babamı kaybettim.Art ık hem öksüz hem de yetimdim.Babamın sözleri kalbime bir kılıç misali saplanmıştı.Birinci kılıç, beni düşündüğünü sanmasına rağmen aslında düşünmüyor oluşu sonucu beni feda etmesiydi.Borçlarına takas etmesiydi.İkinci kılıç,babamın hiç görmediğim, bilmediğim bu korkunç yanıydı.Kim bilir benden, ailemizden sakladığı ne sırları vardı.Üçüncü kılıç ise herkesin içinde annemin hatırasına yaptığı saygısızlıktı.Ki bu kılıçın kalbime saplandığı yer diğerlerinden daha fazla acı vermiş, delik deşik etmişti.Hadi kendimi es geçtim, annemin ölümüyle alakalı nasıl böyle konuşurdu?Belki de geçen yıllar içerisinde annemi unutacak kadar vefasızdı.Ve ona emanet ettiği çocuğuna ihanet edecek kadar da kötü. Miraç Doğan'dan duyduğum şeyler beni saniyesinde karar vermeye itmişti.Dudaklarımı ıslattım ve sıkıntıyla nefes alıp verdim.Ben kurtulacağım diye ailemin geleceğini heba edemezdim.Ben,babam değildim.Onun gibi hatalar yapıp sevdiklerimi satmazdım. Satmazdım. Öylesine ağır ve rezil bir kelimeydi ki bu, zihnimden geçtiği için kendimden iğreniyordum.Ancak vaziyeti en net açıklayan kelimelerden biri de bu idi.Satmak, ihanet etmek,sırtından bıçaklamak.Öz kızını.Kendi aileni.Sana emanet edilmiş mirası.Ve herkesin hakkını, doğmamış yeğeninin bile.Bu gerçekler zihnimde tekrara sardıkça durumun vaziyeti altında daha da eziliyordum.Bir kez daha derince bir nefes alıp verdim,sanki nefesim yetmiyor,kesiliyordu. Miraç'a baktım, yine kriz geçireceğimi düşünmüş olmalı ki "İyi misin, halanları çağırmamı ister misin?" diye sordu. Hayır anlamında başımı sağa sola salladım.Gözleri üzerimdeyken, odamın içinde birkaç volta attım.Kelimelerimi toparlamam ve acilen bir şeyler düşünmem gerekiyordu.Sonunda sadece olduğu yerde durmakla yetinen Miraç'ın karşısına dikildim, dudaklarımı ıslatıp konuşmaya başladım. "Sizin itibarınızın ve hakkınızda medyada bulunan iyi şöhretin farkındayım ancak ben tanımadığım hiçbir insanın sözüne körü körüne inanmam.Babamın borçlarına dair belgeleri avukatımla incelemek istiyorum." Evet, kesinlikle akıllıca bir karardı.Direkt evleneceğim diyerek oltaya atlayan bir sazan olmak gücüme giderdi. "Hay hay." dedi elleri pantolon ceplerinde. "Nasıl istersen.Avukatını da alıp şirkete gelirsen gerekli belgeleri görürsün." "Aynı zamanda elimde dijital kopyalarını da istiyorum." "Hallederim." Güzel, eğer babamın yalanını ortaya çıkarmak istiyorsam ve hesap sormak istiyorsam elimde bir kanıt olmalıydı değil mi? Deliller olmadan kimseye bir şey ispat edemezdim, çırpınıp durduğumla kalırdım.Ve boğazımıza lokmaların dizildiği bu yemekte anlamıştım ki babam kızını bir kez feda etmişti, yine aynısını gözünü kırpmadan yapardı.Her ne kadar yapmamasını dilemiş olsam bile. Miraç bana telefonunu uzattı. "Numaranı kaydet, iletişimde kalmamız lazım." Telefonu aldım ve numaramı tuşlayıp Zümra Kaya şeklinde kaydettim.Telefonum aşağıda kalmış olmalıydı.Telefonu geri verirken konuştum, "Bana mesaj atar mısın? Telefonum aşağıda kalmış, alınca kaydederim seni." Bakışları tamam dercesine bana cevap verirken dili kilitliydi.Telefonunu cebine koydu. Konuşmama devam ettim. "Babamın ve babanın ya da herhangi üçüncü bir şahısın bu borç ve iflastan haberim olduğundan haberleri olmayacak.Bir yemin gibi saklayacaksın.İkimiz arasındaki bir sır olacak bu." Bu bir. Soluklandım ve konuyu evliliğe getirdim. "Evlilik teklifine gelince, kabul edeceğim.Ancak bunu istediğimden yapmayacağım.Eğer dedem babamın iflasını öğrenirse kalbine iner, bu üzüntüye dayanamaz.Ben de bu mirasta benim kadar hakkı olan halalarımı, kuzenlerimi, doğmamış yeğenimi tehlikeye atamam.Miras hakkı yalnız bende olsaydı keyifle redderdim bu teklifi.Elimizdeki malın yitip gitmesi umrumda dahi olmazdı.Ama miras hakkı yalnız bende değil,ail…