2.Bölüm
Yazar: •°Lunaris°•

🕯️2. Bölüm🕯️ “Korku, bir gülün dikeniydi aslında.” 🎭🎭🎭 Korku. Bir gülün dikenidir aslında. Korku insanı besler , tetikler ve kararlara iter. Her karar korkuya hapistir nicelerde. Kimi zaman korku insanı ihanete kimi zaman tutsaklığa iter. Arabanın içindeki aynaya bakarak saçımı son kez saç fırçamla fırçaladım. Aynadaki yansımamda şaşkınlıktan büyüyen göz bebeklerimin içine baktım. Gözler hep konuşurdu ve bakmayı bilene hep konuştu. Gözler sadece tercümanlarını beklerlerdi. Sette ona verilen şahsi karavanda hazırlanan bir oyuncu gibi bana verilen siyah uzun, bedeni saran ve hatlarımı belli eden kostümümü giymiş, yardımcılar aracılığıyla dizime de pansuman yapılmıştı. Makyajım yeniden Richard’ın görevlendirdiği robot tarafından yapılmıştı. Perde, benim için açılırken izleyici koltuklarındaki izleyiciler, başyönetmen, senaryo yazarı ellerini oynayacağım oyun için kaldırmış alkışlıyordu. İzleyici koltuğunda oturan bir çocuk gözüme çarptı. Siyahla kızılın ara ara yer aldığı saçları sırtına dökülüyordu. Gözlerinden yanağına doğru yaşlar süzülüyor ve iz bırakıyordu. Gözlerinde acının, kederin izi yoktu. O mutluydu ancak beni gördüğü gibi gözlerindeki mutluluk onu terk etmişti. Başını yavaşça iki yana salladı. Sonra yanından yükselen kahkaha sesiyle oraya baktı yedi yaşındaki bir kız çocuğuydu bu. Onunla aynı kişiydi aslında. Ya da hayır değildi. O şu anla gurur duyan bunu havalılık sanan, arkadaş edineceğini düşünen çocuktu. İki sesin zihnimde çarpıştığını hissettim birinin ses tellerinden çıkan her kelimenin hecesi acı ve keder doluydu. Diğerinden ise sevinç çığlıkları yükselen kelimeler ve heceler çıkıyordu. Birinin ses telleri koptu sonra. Sanki bir kemanın telleri gibi gittikçe tizleşti ses, gittikçe kanadı sonra ve o ses her bir kademe daha kısıldığında benimde ses tellerim koptu sonra boğazıma oturdu ve düğüm olup susturdu şu anı. Siyah minibüsün kapısına döndüm. “ Noah Moreo Russel . Uzun zaman sonra Amerika’ya geri dönmüştü. İtalya ile olan Konsey bağlantılarının kaynağıydı. Ancak asıl Konsey yöneticisi o idi. Annesi Anna Russel sadece bir paravandı. Konsey üyeleri onları yöneteni Anna Russel zannederken Konsey’i İtalya’dan yöneten Moreo Russel’dı .” Korumadan bana iletilen bu bilgi kulağımda yankı yapıp duruyordu. Bir Caruso olan Richard’ın bu bilgiye ulaşması eminim oldukça kolay olmuştu. Elim yumruk halini alarak kaçmaya çalıştığım karanlığın içindeki insanların yanına gitmek adına cama iki kere vuruldu. Korumam tarafından açılan kapıdan önce kırmızı halının yanında dizilen korumalar göründü sonra ise kapıyı açan takım elbiseli korumam tarafından açılan kapıdan inemem için bana uzatan ancak yüzüme bakmadan bunu yapan korumamın elini tutmadan, hiçbir yerden destek almadan asfalt zemine ayaklarımı koydum. Başım ve külçe misali olan omuzlarım dikti. Bundan sonra tek kalacağım ana kadar bir Caruso idim. Ya da artık istesem de kendim olamayacağımı fark ettiğim birkaç dakika bana sonsuza kadar artık Caruso olduğumu haykırıyordu. Adımlarım kırmızı halı ile buluştuğunda korumlar başlarını eğdi. Kapı otomatik olarak açılırken etrafı inceledim. Koridorun sonunda aydınlık bir oda vardı. Koridorun duvarlarında aslı olan tablolar ilgimi çekmezken büyük avizelerin taşları ışığı kırıyor ve gözüme gelmesini sağlıyordu. Topuklu ayakkabılarımın sesi yankı yaparak kulağıma vuruyordu. Güvenlik olsun diye bacağımdaki kemere takılan silah tenimin ürpermesine neden oluyordu. Odaya giriş yaptığımda beni, tahta özenle işlenmiş masa karşıladı. Baş köşedeki ve baş köşenin iki yanında bulunan ilk sandalyeler taht gibi işlenmişti. İçeriye girdiğim anda diken üstünde oturur gibi hızla ayağa kalkan baş köşenin sağ yanındaki ilk sandalyede oturan Silas, onun hemen yanındaki Cyrilla onun yanında amcam ve en son baş köşede ise Anna Russel yerini almıştı. Richard ise Cyrilla’nın karşısındaydı. Baş köşede ise o vardı. Noah Moreo Russel . Benim gelmemle onunda yerinden yavaşça doğrulduğunu gördüm. Bunun bana özel olmadığını biliyordum. Ancak annesi onun…