XIV
Yazar: Esooess

Bölüm görselleri


Bölüm Şarkısı: Manifest – Rüya Gece Alara AKSOY Dün yaşananları tabii ki hatırlıyordum zaten sarhoş olmadığımı da söylemiştm. Pişman mıyım? Asla. Sevdiğim biri ile ilişkiye girmekten neden pişmanlık duyayım ki? Çağatay da zaten benim sarhoş olmadığımı anlamıştı çünkü ben normal hayatımda net konuşan bir insanım gece de zaten aynısını yaptım. Sarhoşken konuşunca ağzım yamuluyor, nasıl bu kadar rahat konuşabilirim ki sarhoş olsaydım? Neyse, sabah olmuştu birazcık ağrılarım vardı ama ilaç aldıktan sonra hafiflemesini umuyordum. Yatağın diğerine tarafına baktım, Çağatay yoktu. Muhtemelen şirkete geçmişti. Ben de artık işime devam etmeliydim, hastalarım küfrediyorlarsa haklılardı. Yataktan kalktım, elimi yüzümü yıkadım ve hemen duşa girdim. Yıkandıktan sonra mutfağa indim, dolaptan aldığım ağrı kesiciyi içtim ve kahve yapmaya koyuldum. Yaptığım kahveyi ve suyumu alıp odaya geri çıktım. Kahvemi içerken giyeceklerimi seçecektim. Geç kalmamak adına üstüme bir gömlek altıma da Palazzo pantolon aldım ve giyindim. Kahvemi yudumlarken de makyajıma başladım, önce birkaç yere kapatıcı uyguladım ardından kirpiklerimi kıvırıp maskara sürdüm en sonda da dudaklarımı çizip ruhumu sürdüm. Kahvem bitmek üzereyken saçıma geçtim, yukarıdan dağınık bir topuz yapıp önlerden birkaç tutam çıkardım ve artık hazırdım. Eşyalarımı alıp odamdan çıktım, merdivenleri inerken korumalardan biri nereye gideceğimi sordu, cevap verdikten sonra beni götüreceğini söyledi ben de ben arabayı sürebilirim gerek yok dedim. Ardından evden çıktım, arabama yürürken telefonuma önemli bir bildirim gelmiş mi diye kontrol ettim. Arabama bindim, uzun süre sonra ilk defa huzurlu hissediyordum. Hayatımın hep kötü şeyler ile dolup taşacağını hissediyordum ve sanıyordum. Demek ki öyle olmayacakmış ama yine de kalbimin derinliklerinde bir sey olacak hissi hiçbir zaman kesilmiyordu. ★★★ ~Geçmiş Zaman Yazardan Aksoy ve Taşkıran ailesi o gün dışarıda biraz eğlenmek için bir piknik ayarlamıştı . Hepsi heyecanlıydı çünkü uzun zamandır beraber bir şeyler yapmıyorlardı. Tabii ki yine de en heyecanlıları en minik olanlarıydı: Gece ve Çağatay. Gece ve Çağatay, pikniğe gideceklerini öğrendikleri gün gece boyunca uyuyamamışlardı. Neyse ki sonraki gün gidiyorlardı. Pikniğe gidecekleri gün sonunda gelmişti. Gece ve Çağatay güzel güzel hazırlanırken büyükleri de yiyecekleri ve ihtiyaçları hazırlıyordu. Gece, üstündeki beyaz, mavi çiçekli elbiseyle sevimli görünüyordu. Çağatay ise her zamanki gibi üstündeki gömlek ve altındaki kot pantolon ile hazırdı. Gece, güzel olup olmadığından emin olmak için Çağatay’ın yanına yaklaştı. “Çağatay, nasıl olmuşum?” dedi etrafında iki tür dönerek. “Eh işte.” “Eh işte ne demek?” “Eh işte demek kızım!” “Onu anladım herhalde akıllım, eh işte kadar kötü mü olmuşum gerçekten?” “Yok, iyi gibisin.” “Ya sen niye bana düzgün cevaplar vermiyorsun?” dedi bağırarak Gece. “Ne istiyorsun Gece?” “Güzel olmuş muyum olmamış mıyım?” “Olmamışsın.” “Nasıl olmamışım, bal gibi de olmuşum. Sen kendine bak maymun suratlı.” Dedi sinirle Gece ve hızla arkasına döndü. Ona küsmüştü, bir süre onunla konuşmayacaktı. “Tamam, şaka yaptım. Gel şuraya Gece.” “Gelmeyeceğim, güzel olmamışım sana göre.” “Gel öyle demedim ben.” “Hayır, beni güzel bulmuyorsan neden yanına geleyim ki?” Gece, hâlâ arkasına bakmadan yürürken ona yetişen Çağatay, kolunu tuttuğu gibi Gece’yi kendine çevirdi ve konuştu. “Şaka yaptım kızım, sadece saçın başın dağınık onu düzeltelim diyecektim.” “Öyle mi gerçekten?” “Evet.” “Tamam o zaman, saçımı nasıl yapacağım ki?” “Gel, odana gidelim, tarak ve toka alalım.” “Tamam, bekle beni. Alıp geleceğim hemen.” Heyecanla koşup giden Gece’ye gülümseyerek baktı Çağatay. Gerçekten başa bela bir kızdı. “Getirdim, getirdim. Ne yapacağız saçımı?” “Bekle, getirdiğin tokalara bakalım.” “Saçımı toplayalım mi, iki yandan?” “Hayır, daha güzel bir şey yapalım.” Çağatay’ın hayır demesinin sebebi, Gece’yi açık saçla görmeyi sevmesiydi. Gece ise hep saçını toplatırdı onlara, bu durum onun sinirini bo…