Bölüm 10: BİTMEYEN DÜŞMANLAR
Yazar: Esooess

Bölüm Şarkısı: Mabel Matiz -Toy Çağatay TAŞKIRAN Nermin Aksoy ile bir isim vardı, ceza vermek gibi. Tabii ki şiddet olmayacak bir kadına şiddet uygalayamam, asla. Nermin Aksoy’u götürdüğüm ilk eve geri götürdüm. Cezasını orada verecektim. Eve gelmiştik, içeri girdikten sonra onu alt kattaki odaya götürdüm. Orada kalacaktı uzun bir süre, oda da sadece bir masa, bir sandalye ve bir mum vardı. Odanın lambası yoktu. Korkar mıydı? Gram umrumda değil. “Simdi, bu odaya neden geldiğini merak etmiş olabilirsin, merak ettin değil mi?” Konusmamisti. “Cevap ver!” Yavaşça kafasını aşağı yukarı salladı. “E-evet.” “ Şu sandalyeye geç, her gün orada oturup Gece’ye özür mektubu yazacaksın. Ben dur diyene kadar, saatlerce durmadan yazacaksın.” “Sen Gece’den özür dilerken gerçekten özür dilediğine ve pişman olduğuna inandığımı mi sandın? Asla. Ben senin gibileri gözünden tanırım.” “ Ayrıca özür dilemek sandığından çok daha kolay, ama benim istediğim bu pişmanlığı her gün yaşaman. Bu mektupları Gece okuyacak mi sanıyorsun? Yanılıyorsun. Sadece bu yazilarile baş başa kalıp vicdan azabından geber istiyorum.” Sinirden ne yapacağımı şaşırmıştım resmen. Korkuyla bana bakarken gözündeki korkunun bile gerçek olduğunu hissediyordum. Her şeyi sahteydi bu kadının. Sevgisi bile. Annemin intikamını daha alamamıştım, Gece’ninkinden sonra sıra anneminkine gelecektim. “Sana her gün her saat başı ellişer kağıt ve bir kalem verilecek. Dikkatli kullan tek kalemin o olacak. Silgiye ihtiyacın olmayacak, çünkü yazdıklarını silmeni istemiyorum. Hele ki yazdığın şeyi karalamayi düşünme bile.” Bana baktı sadece baktı ardından yavaşça gözlerini muma cevirdi. Bunu özellikle söylememiştim bakalım kendisi kriz anında nasıl hareket ediyordu. “Mumu yanlışlıkla bile olsa kağıda dokersen yazdıklarının aynısını hatırlayana kadar o mektubu yazacaksın. Kolum mu yoruldu? Ee diğer koluna geç boşuna iki tane yok. “ Konuşmam bittiğinde arkamı döndüm, odadan çıktım ve kapıyı kilitledim ardidnna anahtarı korumaya fırlattım havada tuttu, onlara yapacaklarını zaten söylemiştim. Bu yüzden evden çıktığım gibi arabama bindim, Gece’nin yanına gidecektim. ★★★ Gece Alara AKSOY Başım zonklarken etrafa bakıp duruyordum, kolum azıcık arıyordu. Ağrısına katlanabilmiştim sonuçta ben annemin beni vurmasına katlanabilmiştim buna mi katlanamayacaktım? Canım çok sıkılmıştı burada oturmaktan Çağatay gittikten sonra beni odama götüreceklerini sanmıştım ama Çağatay’ın odasına götürdüklerinde sadece bakakalmıştım. Zaten konuşup kavga çıkaracak hâlde değildim. Düşüncelerimi bölen telefonumun bildirimi ile telefonuma baktım ve elime aldım. Çağla arıyordu, merak etmişti muhtemelen. Ona bu olaylar hakkında bir şey sormamasını rica etmiştim, umarım şimdi de sormaz. Hemen telefonu açtım. “Alo, Gece sen misin?” “Evet Çağla, benim.” “Ay aşkım iyi misin? Meraktan öldüm ya. Kimse de bir sey söylemiyor bana?” “İki, üç saat önce uyandım, şimdi daha iyi hissediyorum. Bir sıkıntı yok yani.” “Ayy nasıl sıkıntı yok? Benim bebeğim vurulmuş sıkıntı yok öyle mi? Geliyorum birazdan yoldayım. Sadece uyanık olup olmadığını öğrenmek istemiştim.” “ Ah Çağla ah, gel madem bekliyorum.” Telefonu kapattıktan sonra Çağla gelene kadar gözlerimi dinlendireyim derken kapım bir anda çalınmadan açıldı. Çağla’ydı. “Ayy güzelim, çok korktum senin için.” Diyip bana sarilan Çağla’ ya samimiyetle gülümsedim. “Sorun yok Çağla, korkma. Bak iyiyim, buradayım.” “Ay haklısın, üzülmeye gerek yok. Ee ne yapalım, ne istersin?” Bilmem dercesine kafamı sol omzuma yatırdım ardından üstümdekilere baktım uzun bir eşofman ve yarım kollu bir tişört vardı. Ben de diyorum neden bu kadar sıcaklıyorum. “Çağla, dolaptan bir şort verir misin? Ama rahat olanlardan olsun. Hani geçen beraber almıştık bir tane onu verebilirsin.” “Tamamdır, aşkım.” “Gece, bu dolapta olduğuna emin misin?” “Evet, orada olmalı. Neden, yok mu?” Bir anda Çağatay’ın odasinda olduğum aklıma geldiğinde kafama yavaşça vurdum. “Aşkım sen bana oradan rastgele bir şort ver, sonrasını da boş ver.” “…