PAPATYALAR SOLMADAN

25.Bölüm-GÜZEL PAPATYAM(FİNAL🌼)

Yazar:

PAPATYALAR SOLMADAN - Ayşe Tanem Poyraz kitap kapağı
PAPATYALAR SOLMADAN kitap kapağı

Gece yarısını geçmişti. Hastanenin koridorunda yalnızca cihaz sesleri duyuluyordu. Ege, odanın önündeki sandalyede elindeki papatya kolyesine bakıyordu. Tam o sırada doktor hızla odaya girdi. Arkasından hemşireler koşuyordu. Ege ayağa fırladı. "Doktor... Ne oldu?" Doktor cevap vermeden odaya girdi. Kapı kapandı. Ege'nin kalbi sanki yerinden çıkacak gibiydi. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Koridorda Serpil Hanım gözyaşları içinde dua ediyordu. Ege de sessizce ağlıyordu. Bir süre sonra odanın kapısı açıldı. Doktor yavaş adımlarla dışarı çıktı. Başını öne eğmişti. "Başınız sağ olsun..." Bu iki kelime Ege'nin dünyasını yıktı. "Hayır..." "Hayır, olamaz..." Ege koşarak odaya girdi. İlay, yatağında huzurlu bir ifadeyle uzanıyordu. Başucunda Ege'nin getirdiği papatyalar vardı. Ege dizlerinin üzerine çöktü. Titreyen elleriyle İlay'ın elini tuttu. "İlay..." "Gözlerini aç." "Lütfen..." "Bana söz vermiştin." Odada yalnızca Ege'nin ağlama sesi vardı. Serpil Hanım kapıda gözyaşları içinde onları izliyordu. Ege, cebinden papatya kolyesini çıkardı. Yavaşça avucunun içine aldı. "Sen bana umut olmuştun." "Ben ise bunu çok geç fark ettim." Gözyaşları durmadan akıyordu. "Beni affettiğin için teşekkür ederim." "Seni ömrüm boyunca seveceğim." Ege, başucundaki papatyalardan birini aldı. İlay'ın elinin yanına bıraktı. "Hoşça kal..." "Benim en güzel papatyam." İlay'ın vefatının üzerinden yedi yıl geçmişti. Hayat herkesi farklı yerlere savurmuştu. Sınıf arkadaşları üniversiteyi bitirmiş, iş hayatına atılmıştı. Ama Ege'nin değişmeyen tek bir alışkanlığı vardı. Her hafta... Elinde bir demet beyaz papatyayla mezarlığa giderdi. Kimseye söylemezdi. Çünkü bu, sadece ona ve İlay'a ait bir veda gibiydi. Ege, mezarın başına diz çöktü. Mezar taşının üzerindeki fotoğraf hâlâ aynı sıcak gülümsemeyi taşıyordu. Elindeki papatyaları yavaşça bıraktı. "Merhaba İlay..." "Yine geldim." "Bir gün bile seni ziyaret etmeyi bırakmadım." Başını eğdi. Gözlerinden sessizce yaşlar süzüldü. "Bugün yirmi dört yaşına girdim." "Eskiden doğum günlerimi severdim." "Şimdi ise ilk aklıma gelen sensin." Rüzgâr hafifçe esti. Papatyaların yaprakları toprağın üzerine dağıldı. Ege cebinden eski, yıpranmış bir kâğıt çıkardı. İlay'ın yıllar önce yazdığı nottu. Kâğıdın kenarları eskimişti ama yazılar hâlâ okunuyordu. "Bazı insanlar hayatımıza geç gelir... Ama kalbimizde hep en güzel yeri alırlar." Ege notu öptü ve tekrar cebine koydu. "Bak..." "Hâlâ saklıyorum." "Hâlâ atamadım." "Çünkü senden kalan hiçbir şeyi kaybetmeye cesaret edemedim." Sessizlik çöktü. Ege derin bir nefes aldı. "İnsanlar bana 'Artık hayatına devam et.' diyor." "Ediyorum aslında." "Gülüyorum..." "Çalışıyorum..." "Yaşıyorum..." "Ama eksik yaşıyorum." Çantasından küçük bir cam kavanoz çıkardı. İçinde kurumuş papatyalar vardı. "Bunlar..." "Senin bana verdiğin son papatyalar." "Hâlâ ilk günkü gibi saklıyorum." Ege mezar taşına hafifçe dokundu. "Keşke o ilk gün sana kötü davranmasaydım." "Keşke seni ağlatmasaydım." "Keşke pişman olmadan önce seni tanıyabilseydim." Bir damla gözyaşı mezar taşının üzerine düştü. Ege ayağa kalktı. Tam gidecekken arkasını döndü. Gözlerinde hem hüzün hem de sevgi vardı. "Bir gün..." "Tekrar buluşacağız." "O gün sana özür dilemeyeceğim." "Çünkü o gün..." "Sana sadece sarılacağım." Son kez mezara baktı. "Güle güle, benim en güzel papatyam..." Ege yavaş adımlarla mezarlıktan uzaklaştı. Mezarın başındaki beyaz papatyalar rüzgârla birlikte usulca sallanıyordu. Sanki İlay hâlâ oradaydı... Ve Ege'nin kalbinde hiç solmayacak tek çiçek, hep o olarak kalacaktı. SON 🌼💔 "Bazı özürler kabul edilir. Bazı pişmanlıklar ise bir ömür insanın içinde yaşar."

Bölümün tamamını WritePad'de oku