24.Bölüm-SON PAPATYA
Yazar: Ayşe Tanem Poyraz

Hastanenin koridorları sessizdi. Ege, elinde küçük bir demet beyaz papatyayla İlay'ın odasına doğru yürüyordu. İlay'ın en sevdiği çiçek... Kapıyı yavaşça tıklattı. "Girebilir miyim?" İlay güçsüz bir sesle cevap verdi. "Gel..." Ege içeri girdi. İlay'ın yüzü her zamankinden daha solgundu. Saçları iyice seyrelmişti ama gülümsemesi hâlâ aynıydı. Ege elindeki papatyaları uzattı. "Bunlar senin için." İlay şaşkınlıkla çiçekleri aldı. "Papatya..." "Sen onları çok seviyorsun." İlay gözlerini kapatıp çiçeklerin kokusunu içine çekti. "Teşekkür ederim..." "O kadar güzeller ki..." Ege yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. Bir süre ikisi de konuşmadı. Sessizliği İlay bozdu. "Hatırlıyor musun?" "Neyi?" "İlk gün bana papatyalarla dalga geçmiştiniz." Ege'nin gözleri doldu. "Hatırlatma..." "Hayatımın en büyük pişmanlığı o gün." İlay başını iki yana salladı. "Artık geçmişi düşünmüyorum." "Çünkü sen değiştin." Ege gözyaşlarını tutamadı. "Keşke bunu daha önce anlayabilseydim." "Keşke sana hiç kötü davranmasaydım." İlay yavaşça elini Ege'nin elinin üzerine koydu. "Eğer o günler yaşanmasaydı..." "Bugünkü Ege olmazdı." Ege sessizce ağlıyordu. İlay cebinden küçük bir papatya kolyesi çıkardı. "Bunu hep sakladım." "Şimdi senin olsun." Ege titreyen elleriyle kolyeyi aldı. "Ben bunu ömrüm boyunca çıkarmayacağım." İlay hafifçe gülümsedi. "Biliyorum." Bir süre sonra Ege derin bir nefes aldı. "İlay..." "Sana söylemek istediğim bir şey var." İlay merakla baktı. "Seni seviyorum." Odanın içinde uzun bir sessizlik oldu. İlay'ın gözlerinden yaşlar süzüldü. "Ben de seni seviyorum, Ege." Ege, İlay'ın elini sımsıkı tuttu. O an ikisi de zamanın durmasını istedi. Ama kapı çaldı. Doktor içeri girdi. "İlay'ın biraz dinlenmesi gerekiyor." Ege ayağa kalktı. Kapıya yöneldi. Tam çıkacakken arkasını döndü. "Papatyaları sakın soldurma." İlay gülümsedi. "Merak etme..." "Onlar bana seni hatırlatacak." Ege odadan çıktı. Koridorda durup gözyaşlarını sildi. İçinde tarif edemediği kötü bir his vardı. Sanki... İlay'a son kez "hoşça kal" demiş gibiydi.