8. Bölüm – SERT DARBE
Yazar: Ayşe Tanem Poyraz

Sonraki gün... Son ders beden eğitimiydi. Öğrenciler soyunma odalarından çıkıp spor salonuna girdiler. Öğretmen sınıfı iki takıma ayırdı. "Erkekler basketbol oynayacak. Oynamak istemeyenler kenarda oturup maçı izleyebilir." İlay hiçbir zaman spor yapmayı sevmezdi. Hem doktoru da yorulmamasını söylemişti. Sessizce salonun köşesindeki tribüne oturdu. Çantasını yanına bıraktı. Ege ise takım kaptanı olmuştu. Arda topu ona attı. "Hadi Ege! Göster kendini." Maç başladı. Salon kahkahalar ve tezahüratlarla doldu. İlay ise olanları sadece uzaktan izliyordu. Ara sıra öksürüyor, derin nefes almaya çalışıyordu. Ege tam potaya doğru ilerlerken Arda yüksek bir pas attı. Top Ege'nin beklediğinden hızlı geldi. Yetişemedi. Top yön değiştirerek tribünlere doğru savruldu. Her şey birkaç saniye içinde oldu. Pat! Basketbol topu büyük bir hızla İlay'ın başına çarptı. İlay acıyla gözlerini kapattı. Dengesi bozuldu. Oturduğu yerden yere düştü. Salondaki sesler bir anda kesildi. "İlay!" Beden eğitimi öğretmeni koşarak yanına geldi. Ege olduğu yerde donup kalmıştı. Top elinden yere düştü. Hiç düşünmeden tribünlere doğru koştu. "İyi misin?" İlay cevap vermedi. Bir eliyle başını tutuyordu. Nefes alışverişi hızlanmıştı. Öğretmen hemen su istedi. İlay gözlerini açmaya çalıştı. "Ben... iyiyim..." Ama ayağa kalkmak isterken yeniden sendeledi. Tam düşecekken Ege refleksle kolundan tuttu. "Dikkat et." İlay birkaç saniye ona baktı. Ege'nin yüzünde ilk kez alay değil... Gerçek bir endişe vardı. "Özür dilerim..." dedi Ege, sesi neredeyse fısıltı gibiydi. "İsteyerek olmadı." İlay hafifçe başını salladı. "Biliyorum..." Bu, ikisinin arasında geçen ilk sakin konuşmaydı. Öğretmen İlay'ı revire götürmek istedi. İlay itiraz edecek gibi oldu ama başındaki ağrı giderek artıyordu. Salondan çıkarken Ege uzun süre arkasından baktı. Arda yanına gelip gülmeye çalıştı. "Abarttı ya, alt tarafı top değdi." Ege bu kez sert bir ifadeyle arkadaşına döndü. "Yeter Arda." Arda şaşkınlıkla sustu. Ege ise ilk kez kendi kendine şunu düşündü: "Neden ona bir şey olunca içim bu kadar sıkışıyor"