ÖZEL BÖLÜM 1
Yazar: geceninkaranlığı

İLAHİ BAKIŞ AÇISI Yıllar önce Gazel on iki, Gökhan on üç yaşındayken herhangi bir gün… İzmir şehrinde kış aylarının verdiği soğukluk, evin içinde çalışan ısıtıcı aletler ile hissedilmiyordu. Evin içi sıcak, Gazelin elleri soğuktu. Sıcağı hissedemiyor, kalbi bir buz küpünün içinde sıkışmış gibi hiç ısınmıyordu. Olan herhangi bir olayda mutlu olmaya çalışıyor, yemek taşıyan bir karınca gördüğünde bile sevinebiliyordu. Şimdi okuldan geldiği gibi iki haftadır çalıştığı projesini boyuyordu. Teknoloji tasarım dersinde iki hafta önce verilen ödev, hayalinde ki evi tasarlamasıydı. Abisi ile başladığı bu projeyi kendisi devam ettirmişti. Kartonları dikkatlice tek başına kesmiş, bahçelerinden bulduğu çimleri, güzel görünümlü taşları ve küçük çiçekleri toplamıştı. Çiçekleri topladıktan sonra, onları olduğu yerden ayırdığı için belkide canlarını yaktığı için saatlerce ağlamıştı. O kadar hassas bir kalbi vardı ki bir çiçek için bile ağlayabiliyordu. Ağlamıştı evet ama söz vermişti bu kırmızı, mavi çiçeklere. Tasarladığı evin en güzel parçasına onları koyacaktı. Böyle affederler miydi Gazeli? Onların düşüncesi veya duygusu yoktu ki… Gökhan kardeşi kadar çalışkan bir öğrenci değildi. Oyun oynamayı daha çok seviyor, ödevlerini en son yapıyordu. Buna rağmen notları yüksek geliyordu. Çünkü biliyordu ki ailesi hep arkasındaydı. Arkasında, ona güvenen birileri olduğunu bilen kişiler her şeyi başarırdı. Dışarıda arkadaşları ile yaptığı maç bitmek üzereydi. Ergenliğin içinde, öfkesine her an yenik düştüğü yaşlarda yine arkadaşları ile kavga etmiş ve sinirle eve adımlıyordu. Soğuğa rağmen annesini dinlemeyip giydiği şortun açık bıraktığı dizleri yara olmuştu. Kimseler bilmiyordu ama asıl sakar olan Gökhandı. Sadece Gazelin bedeninde açılan yaraların gerçeği saklanıyor ve sakarlık deniyordu. Gazel bugün çok mutluydu. Evi istediği gibi olmuştu ve boyalarıda hayalindeki rengi olmuştu. Kartonları ördüğü duvarlar, iki katlı küçük ama Gazelin kurduğu hayaller büyüktü. Böyle bir evi olacaktı ve abisiyle sonsuza kadar mutlu olacaklardı. Büyüdüğünde ev yapan abilere bu maketi gösterecekti. Aynısı yaparlardı elbet. Hem aynısı olmasa bile abisi ile olsa yeterdi ona. Abisi onu hep mutlu ederdi zaten. Resim öğretmeni Alara ailesinin evlatlarına yaptığı ayrımcılıktan haberdardı. Gazeli el üstünde tutuyor ona lazım olan herşeyi hediye ediyordu. Gazelin resme olan yeteneğinin farkındaydı. Birazcık kurs alsa önü o kadar açılırdı ki… Şimdi Gazel odasında yere oturmuş, öğretmeninin ona verdiği fırça ve boyalarla karşısındaki maketi yüzünde bir gülümseme ile boyuyordu. Boyadan yayılan koku onu mutlu etmeye yetiyordu. Duvarları açık kahverengiye, pencerelerin kenarlarını beyaza, kapıları bej rengine boyuyordu. Evin bir bahçesi vardı. Yeşilin tonları bahçeyi süslüyor, kendi dünyasında bulduğu çimler ve çiçekler ile güzelleştiriyordu. Çok güzel olmuştu. Abisi burada arkadaşları ile oyun oynayabilirdi. Abisi arkadaşları ile oynardı çünkü uzun süredir Gazel ile oyun oynamıyordu. Eskiden onu da götürürdü oyunlarına ama şimdi onu istemiyordu. "Ben senin bakıcın değilim." Bugün onunla gitmek istediğinde söylediği sözden sonra bir daha asla istemeyecekti onunla gitmek. Abisi onu istemiyordu, o yüzsüz gibi onunla hayaller kuruyordu. Yüzündeki gülümseme zihnindeki düşünceler yüzünden soldu. Abisi ne demek onu istemiyordu? Seni kim istesin ölü yaprak? Canı ne kadar da çok yanıyordu… Boyaması bitmişti. Abisi gelince ona gösterecekti, belki onun ödevinede yardım ederdi. Yatağının ucunda duran yüksek mermer parçasına özenle koydu, boyalar daha kurumamıştı. Odasının dışından gelen ufak tefek kırılma sesleri ile geriye bir adım attı. Konuşma sesi hiç gelmiyordu ama adım seslerinden, nefes alıp verişini düzeyinden kim olduğunu biliyordu. Evde annesi vardı. Bir şeyleri kırmış olmalıydı. Ama ilk defa temizlemesi için onu çağırmıyordu. Kırıldığı için ona kızmıyordu. Çantasından yavaşça -ses çıkarmamak için- matematik kitabını çıkardı. Öğretmeni sözlü yapacaktı. Aslında korkmuyordu sayısal…