Freak Show (+18)

Bölüm 3

Yazar:

Freak Show (+18) – matacoope kitap kapağı
Freak Show (+18) – matacoope kitap kapağı

Üç farklı pizza, bolca abur cubur ve taşıyabildiğim kadar içecek almıştım. Taksicinin yargılayan bakışlarına maruz kalarak tüm yol boyunca hepsini gergin bir şekilde kucağımda tutmuştum. Sonunda adrese vardığımızda, ücreti biraz fazla ödeyerek taksiden indim. Frank her zaman evinden en az üç sokak uzakta inmemi isterdi. Saçma sapan güvenlik önemlerinden bir tanesiydi. Bu sefer sadece bir sokak uzakta inmiştim çünkü elimde çok fazla yük vardı. Apartmanın önüne gelince zile birden fazla kez bastım. Kapı ‘tık’ sesiyle hızlıca açıldı. Frank gerçekten aşırı derecede ürkütücü bir apartmanda oturuyordu. Şehrin ana merkezinden uzaktaydı. Çok fazla mülteci ve az gelirli insan bu bölgede yaşıyordu. Apartmanın içi resmen sidik kokusundan boğulmuştu. Nefesimi tutarak asansörü çağırdım. Bu noktada asansöre binip binmemenin iyi bir fikir olduğunu bilmiyordum. Büyük ihtimalle kimse uzun zamandır bakımını yaptırmamıştı. Asansörün kapıları gıcırdayarak yavaşça açıldı. Kapıların açılmasıyla midem ağzıma geldi. Kesinlikle burada bir şey ölmüştü. Yedi katı merdivenleri kullanarak çıkmaya karar verdim. Hayatta hiçbir şey o kokuyla dolu bir asansöre beni bindiremezdi. Sonunda Frank’ın dairesinin önüne geldiğimde nefesim tamamen kesilmişti. Merdivenler bir an hiç bitmeyecek sanmıştım. Nefes nefese bir şekilde zili çaldım. Tabii ki de çalışmıyordu. Ellerim dolu olduğu için topuğumla kapıyı tıklattım. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Frank bir merhaba bile demeden pizza kutularına uzandı. “Ooo… güzel hemde üç kutu.” Kutularla birlikte içeri girerken, arkasından takip ettim. Evi berbat durumdaydı. Duvarda kurşun izleri vardı. “Neler oldu burada?” “Çok önemli bir şey değil. Birkaç devlet belgesi sızdırdım. Yanlışlıkla .” “Yanlışlıkla mı?!” duyduklarıma inanamamıştım. “Evet, sadece şantaj yapacaktım ama bilirsin. Yanlış tuşa tıkladım.” Şeytani bir şekilde gülümseyip sandalyesine oturdu. Pizzaları masasının üzerine büyük bir iştahla yerleştirdi. “Eee, kim bu Daniel Patel?” “Bana bunun cevabını senin vermeni umuyordum.” Elimdeki poşetleri yanına koyduktan sonra boş bir sandalye çektim ve yakınına oturdum. Pizzasından bir dilim yerken bana baktı. “Soğumuş bu.” “Kusura bakma, kuryelik yapmayı bilmiyorum.” “Bilseydin çok işime yarardın.” Burnunu kıvırarak soğuk pizza dilimini bana doğru salladı. “Şimdi söyle bakalım, nereden buldun bu isimi? Bir tanıdık falan mı? Eski sevgili?” Soruları arka arkaya sıralarken gözlerimi devirdim. “Yeni tanıştığım birisi. Beni akşam yemeğine davet etti. Hatta seni aradığımda onun yanından yeni ayrılmıştım.” “Üff. Yine saçma sapan aşk maceralarını bana mı arattıracaksın Anna. Ben meşgul bir adamım. Biliyorsun yani.” “Beş bin Sterlin ama her detayı istiyorum.” Gülümsedi. “Her zaman en sevdiğim müşterilerimden birisi olmuşsundur. Canım müşterim benim. Pekâlâ bir bakalım.” Yağlı elini üzerine sildi ve tabletlerinden bir tanesini aldı. “Sen gelmeden önce merakıma yenilip tabii ki söylediğin ismi arattım ve tabii ki de birkaç sonuç buldum. Al.” Tableti umursamaz bir şekilde bana doğru attı, yakalamak için hızlıca hamle yaptım ve tableti son anda düşürmeden yakaladım. Ekrana baktığımda, Daniel Patel ismiyle dolu bir dosya açıktı. Frank’in araştırma yetenekleri her zamanki gibi etkileyiciydi. Hızla ekranı kaydırarak bulduğu herkesi gözden geçirdim. Frank pizzasının tadını çıkarmaya devam ederken kaydırdım. Listenin sonuna geldiğimde bakışlarım Frank’a kaydı. “Burada yok.” “Elli altı kişi buldum sana. Nasıl olmayabilir, tekrar bak. Belki biyometrik fotoğrafı biraz farklıdır.” Başımla onayladım ve listenin başına geri döndüm. Bu sefer biraz daha yavaş bir şekilde incelemeye başladım ama yoktu. Hiçbiri benim gördüğüm Daniel ile uyuşmuyordu. “Yok işte.” “İlla kamera kayıtlarıyla uğraştırtacaksın yani beni.” “Yedi bin Sterlin.” Gülümsedi. “Prensesim nasıl isterse.” Pizza kutularını yana ittirdi ve dizüstü bilgisayarını yerleştirdi. “Nerede buluşmuştunuz.” Sırasıyla ilk önce kafede, sonrasında nehrin kenarında ve en son olarak da İtalyan re…

Bölümün tamamını WritePad'de oku