Bölüm 2
Yazar: matacoope

Bisikletle eve vardıktan sonra ilk işim kendimi tekrar duşa atmak olmuştu. Yol boyunca Sophie ve Emily’nin heyecanlı çığlıkları kulaklarımı acıtmıştı. Sophie, yol boyunca defalarca butiğine gidip birlikte elbise seçmemiz için teklifte bulunmuştu. Ancak Sophie'nin tarzı, benimkinden çok farklıydı. Onun zarif ve iddialı tarzıyla kendi rahat ve spor tarzım arasında büyük bir uçurum vardı. İçinde rahat edemeyeceğim bir elbiseyi giymek yerine, ölmeyi tercih ederim. Yine de birkaç tavsiye vermeden kendisini tutamamıştı. “Belki de biraz renkli bir elbise denemelisin, An.” demişti gülümseyerek. “Sana çok yakışır.” “Belki bir gün ama bugün değil.” Duş alırken Daniel’ın beni fark ettikten sonra kafeye girmesine kıkırdadım. Böyle şeyler hep filmlerde olur sanıyordum. Yine de bir şeyler dorğu hissettirmiyordu. Onun hakkında biraz daha bilgiye ihtiyacım vardı, çok gizemli bir tipti. Duş sonrası, hızlıca çamaşırlarımı giyip odama geçtim. Kızlarla olan görüntülü konuşmamız hala devam ediyordu. Sophie butiğine geçmiş, Emily ise market alışverişine çıkmıştı. “Kıyafetini seçebildin mi?” Sophie, kemikli gözlüklerinin üzerinden kameraya bakıyordu. Kıyafet yarışmasında bir jüri gibi beni yargıladığını hissedebiliyordum. Ellerimi çırptım. “Evet aklımda birkaç bir şey var.” Sesimin titrediğine inanmıyordum. Sophie’nin karşısında moda ve kıyafet konuşmak beni fazlasıyla geriyordu. Sonuçta o bir süperstar gibiydi. Çok fazla ünlü ismi giydiriyor, çok fazla konuşuluyor ve modaya yön veriyordu. Elbise dolabıma yönelip birkaç elbiseyi çıkarttım. Hepsini tek tek Sophie’nin beğenisine sunarken karnımın kasıldığını hissettim. Sophie, gözlüklerinin üzerinden kameraya dikkatlice baktı ve sonra elbiseleri incelemeye başladı. Yüzünde memnuniyetsiz bir ifade belirdi ve çoğunu reddetti. “Hayır, bu olmaz.” dedi kesin bir ifadeyle. “Renkleri birbirine uymuyor ve kesimleri çok sıradan.” Benim için beklenmedik bir tepkiydi. Genellikle eleştiride bulunurdu ama hiçbir zaman bu kadar sert reddetmezdi. Her yeni elbise gösterdiğimde reddetmeye devam etti. “Tasarımı felaket, modası geçti, kumaş kalitesinin düşük olduğunu buradan bile görebiliyorum…” Sekizinci elbiseyi gösterirken artık pes etmek üzereydim fakat Sophie parmaklarını şıklattı ve onaylar biçimde başını salladı. “İşte bu! Bunu güzelce kombinleyebiliriz.” Emily’nin de dikkati çekilmişti. Market arabasına konserveleri yerleştirirken gözlerini kısarak ekrana baktı. “Ah evet çok tatlı duruyor. Denesene.” Elimde tuttuğum elbiseye baktım. Sophie’nin istediği gibi renkli değildi, zarif siyah bir tonu vardı. En azından giyebileceğim bir şey diyerekten elbiseyi üzerime geçirdim. Sophie hafif bir alkış tutturdu. “Kesinlikle çok yakıştı! Beli yüksek olduğu için nasıl da üzerine oturdu. Üstelik volan detayları da şahane. Çok romantik görünüyorsun.” Hafifçe kızardığımı hissettim. Eğer Sophie beğendiyse elbise gerçekten güzel olmalıydı. Heyecanlanmıştım. Emily bunu fark etmiş olsa gerek söze girdi. “Nerede buluşacaksınız peki?” “Nehrin yakınlarında İtalyan restoranı varmış, oraya davet etti. Akşam yedi buçukta beni almaya gelecek.” “Daha ilk tanışmanızdan numaranı mı verdin?” Emily’nin sesi oldukça endişeliydi. “Ya sana bir şey yaparsa? An aklını mı kaçırdın? Adam ya konuşabilmek için seni takip ettiyse… Ya saplantılı bir manyağın tekiyse?” Emily’nin suratıma vurduğu gerçeklikle kendime geldim. Haklıydı. Daniel ben kafeden çıktıktan ve biraz bisiklet sürdükten sonra yanıma gelmişti. Yürüyerek olduğum yere varması biraz zaman alırdı. Şüphe dolu bir his içimi kemirirken duraksadım. Sophie dalga geçer bir tonda lafa girdi. “Tabii canım, adam süper ajan ve An’ın koruduğu devlet sırlarına ulaşmak istiyor. Belli ki adam senden hoşlanmış. Bence bir şans vermelisin. Hem sana da bir farklılık olur, yıllardır editörlük diye kendini parçaladın, artık biraz kendine vakit ayırma zamanın geldi.” Derin bir iç çektim. İkisi de haklıydı. Bir yanım Emily’i dinleyip randevuyu iptal ettirmek, bir yanım da Soprie’yi dinleyip neler olacağını görm…