4.
Yazar: Gül

Araba yanimda durdugunda hâlâ icindeki kisileri goremiyordum. Cam siyah kaplamaydi ve icerisi gorunmuyordu. Arabanin cami yavasca acildiginda sofor koltugunda genc bir adam yan koltugunda ise orta yaslarda bir kadin vardi. Kadin beni gozleriyle suzdukten sonra yuzunu burusturup elindeki telefona donmustu. Acaba nasil gorunuyordum? Adam ise kadina gore daha ilimli bir yuz ifadesiyle bana bakiyordu. "Yardima ihtiyaciniz var mi acaba?"diye sordu adam. Bir yandan eliyle direksiyonda ritim tutuyordu. "Beni merkeze birakabilir misiniz lutfen? Yolunuzun ustuyse. Istediginiz kadar para da veririm."dedim can havliyle. Karsimdaki iki kisi benim kacis biletim olabilirdi. Kadin para lafini duyunca basini kaldirip tekrar bakti bana. Bu sefer igrenmis gibi bakmiyordu. "Tamam canim, bin goturelim biz seni."diye konustu kadin gulumseyerek. Paranin etkisi bu kadar buyuk muydu? Fakat suan bunlari dusunmenin vakti degildi. Hizlica tesekkur ederek arabaya bindim. Arabanin ici sicak bir aile arabasi gibi samimi bir havadaydi. Yol boyunca pek bir konusma olmamisti. Kadin adimi sormustu ve telefonum olmadigi icin kartvizitini vermisti. "Paramizi inince atarsin canim."demisti gulerek. Zoraki bir sekilde ben de gulumsemistim. Sonunda merkeze geldigimizde tekrardan tesekkur ederek hizlica inmistim arabadan. Buradan evime yirmi dakika gibi bir surede gidebilirdim. Yagmur hafif bir sekilde ciselemeye baslamisti. Kosar adim bir sekilde yurumeye basladigimda insanlar surekli bana bakiyordu. Ozellikle bileklerime baktiklarini fark edince kazagimin kollarini cekistirdim. Yargilayici gozlerin altinda iyice kuculerek sanki kacarcasina ilerliyordum. Gozlerimin doldugunu hissedince hemen kendimi tuttum. Bu on yargili insanlara karsi boyun egmeyecektim. Kafami kaldirdim ve gelen gozyaslarimi sildikten sonra daha emin adimlarla ilerledim. Sonunda evime geldigimde kapida elinde valizler olan annemi gordum. Yanina kostum. "Anne iyi misin? O lanet adam bir sey yapti mi sana?"diye sordum ve sarildim. Ama o bana geri sarilmamisti. Beni geriye dogru ittiginde anlamaz gozlerle ona baktim. "Ustun basin pislenmis."dediginde yol boyunca tuttugum gozlerim tekrardan dolmustu. "Gunler sonra seni goruyorum ama dikkat ettigin sey bu mu anne? Ne haldeyim gormuyor musun? Hic mi umrunda degilim?"diye bagirdim yuzune dogru. Bu sirada yagmur iyice siddetlenmis, bu kotu gunu sulariyla temizlemek istiyor gibiydi. Annem sorularimin hicbirine cevap vermeden valizleri bana dogru itti. "Artik bu evde yasamiyorsun. Sen benim kizim degilsin." O da tipki benim gibi bagirircasina konustugunda sinirlerim tepeme atmisti. "Ne sacmaliyorsun sen? Ne demek kizim degilsin?" Sinirden elim ayagim titriyor, sanki annemle degil bir yabanciyla konusuyormus gibi hissediyordum. Zaten annem de bana sanki bir yabanciymisim gibi bakiyordu ya. "Duydun iste. Kizim degilsin. Artik babanla mis gibi kalirsiniz. Ya da basinin caresine bakarsin. On sekiz yasindasin."dedi ve arkasini dondu. Onu tutmaya calissam da beni itmis ve evin kapisini acarak iceri girmisti. Kapiyi kapatacakken ayagimi kapinin arasina koydum ama umursamadan kapiyi cekince ayagim arada sikismisti. O kadar cok acimisti ki ayagimi refleksle kapinin arasindan cektim. Annem de kapiyi sifir tereddutle kapatmisti. Artik gozlerimdeki yaslari tutamiyordum. Yere oturdum ve icimdeki tum dolmuslugumu kusarcasina agladim. Yagmur sanki benim aglamama eslik ediyordu. Ne kadar oldugunu bilmedigim bir sure boyunca oturdum ve agladim. Sonra yanimdan bir araba gecerken durdu ve duduk caldi. Icindekilere baktigimda Enes ve Ömer Akay'i gordum. Ikisinin de yuzunde hem saskinlik hem de mutluluk vardi. Sofor tarafinda Ömer oturuyordu bana yakin olan tarafta ise Enes oturuyordu. Enes hemen arabadan inip bana sikica sarildiginda ben de ona sarildim. "Kizim sen nerdesin kac gundur? Iyi misin? Ne oldu?"diye sorularini hizlica siraladiginda aglamaktan konusamiyordum. Artik hickiriklarim iyice sikilasmis konusamaz olmustum. Enes de benim bu halimi fark ederek arka kapiyi ac…