Bölüm 1
Yazar: Lora

İşte o gün gelmişti. Yıllardır önce dedem Trabzon'dan İstanbul'a taşınmış. Ben ise İstanbulda büyümüştüm. Annem ve babam ben küçükken bir araba kazasında ölmüşler. Bu yüzden beni dedem büyümüştü. Dedem öldükten bir süre sonra dedenin bir arkadaşı bana bir mektup getirmişti. Mektupta dedemin bana mirası yazıyordu. Ama sondaki o cümle beni Trabzon yoluna sürüklemişti. “Bir gün mutlaka doğduğum köye git, güzel torunum.” Bu yazının üstüne, kendimi yola atmıştım. Eşyalarımı hazırlayıp hemen yola çıktım. Yol boyu dedemin beni neden oraya gönderdiğini düşünmüştüm. Ben yoldayken bir anda telefonum çaldı. Arayan kişinin en yakın arkadaşım Duruydu. Telefonu hoparlöre aldım “Efendim, Duru.” Dedim dalgın bir sesle “Nerdesin Defne?” Diye sordu. Derin bir nefes aldım “Trabzona gidiyorum.” Dedim. Durunun şaşkınlıktan birkaç saniye duraksadığını hissettim “Trabzon'da ne yapacaksın?” Dedi. Dikkatimi yola verirken konuştum “Dedem ölmeden bana bir mektup bırakmış. O öldükten sonra doğduğu köye gitmemi istemiş.” Dedim. Duru aniden kahkaha attı “Sende gidiyor musun?” Dediğinde sinirlenmiştim “Ne var Duru? Sen eski sevgilin istedi diye amerikaya gittin. Ben sana birşey Dedim mi?” Sinirle telefonu kapattım. Radyoda çalan müziğin sesini açtım ve yola odaklanmaya başladım. Gece gökte yıldizlar da, dinleyin dertlerumi. Gece gökte yıldizlar da, dinleyin dertlerumi. Yarde iman kalmadi hoy nayino. Bilmeyi hallarumi, bilmeyi hallarumi. Nayinoma kurbani oy. Sonunda köye gelmiştim. ‘Gürgenli Köyü’ tabelasını geçtikten sonra bir derenin kenarında durdum. Arabadan indim ve elime kameramı aldım. Bir bahçeye girdim ve etrafa baktım, çok doğal bir ortam vardı. Hemen fotoğraf çekmeye başladım. Fotoğraf çekerken arkamda bir ses hissettim. Arkamı döndüğümde elinde tabanca olan bir adam gördüm. Silahı görünce çığlık attım ve korkuyla yere düştüm. Karşımdaki adam Silahı hafifçe indirdi “Ne ediysun benim bahçemde.” dedi. Korkudan ne yapacağımı bilemedim “Ne bahçesi ne anlatıyordun? İndir şu silahı.” Dediğimde adam sinirle konuşmaya devam etti “Sana bahçemde ne ediysun dedum.” Dedi. Yavaşça ayağa kalktım “Fotoğraf çekiyordum.” Dediğimde adam kahkaha attı “Ben bilirum o fotoğraf çekmeleru. Önce fotoğraf çekiyrum diye bahçeye girersun, sonra bahçedeki finduk çuvalların araklarsun.” Dedi. Şok içinde adama baktım “Bana hırsız muamelesi yapamazsın.” Dedim. Adam hiç umursamadan konuşmaya devam etti “O zaman ne işun vardu benim bahçemde.” Dedi. Elimdeki kamerayı gösterdim “Fotoğraf çekiyordum.” Dedim. Adam sinirle konuşmaya devam etti “Finduklaru da kadraja alabildun mu peki?” Dedi alaycı bir şekilde. Ben sinirle nefes alırken bir adam yanımıza yaklaştı “Memo, ne oldi?” Diye sordu. Sonra beni gördü “Ha bu da kim?” Dedi. Adam silahını indirmeden konuştu “Bir finduk hırsızıyla uğraşayrum.” Dedi. Derin bir nefes aldım “Ben sadece orman fotoğrafı çekmeye çalışıyordum ama beyefendi bana hırsız diyor.” Dedim. Adam silahını sallayarak konuşmaya devam etti “Ula madem orman fotoğrafı çekeceksun benim bahçemde ne işun var.” Dedi. Kafamı başka yöne çevirdim ve dedemi düşündüm. Silah tutan adama. Bakmadan diğer adama döndüm “Gürgenli camii nerede?” Diye sordum. Çocuk arkasını döndü “Habu yoldan yukarı gideceksun, sonra ilk sağa döneceksun.” Dedi. Yolu aklıma kazıdım “Teşekkürleri.” Dedim ve sinirle arabama doğru yürüdüm. Arabaya binip adamın bana tarif ettiğim yoldan camiye gitmeye başladım. Dedemin doğduğu evi bulmuştum. Ev eskiydi ama güzeldi. Tahtadan yapılmış iki katlı bir evdi. Eve girmeden arabadaki temizlik malzemelerini aldım ve eve girdim. Derin bir temizlik yapmaya başladım. Bir süre buradaydım sonuçta. Temizliğe başlamadan önce suyu almalıyım ama vanayı bulamamıştım. Biraz ilerideki bakkala doğru yürüdüm ve içeride yaşlı bir adamın oturduğunu gördüm. Adamın yanına yaklaştım “Merhaba, bir sorunum var da yardım eder misiniz?” Diye sorduğumda adam gülümseyerek cevap verdim “Ederum tabi, ne istiysun?” Diye sordu. Adama gülümsedim “Temizlik yapacağım ve suyu açmam lazım ama vanayı…