6.Bölüm İşaret
Yazar: Selen Can

“Ben sadece… İyi olmadığım halde “İyiyim” demekten yoruldum.” İDİL YILMAZ Size sabahın ilk ışıkları ile gözümü açtım demeyi çok isterdim. Ne yazık ki bu sabah aşağı kattan gelen kapının çalınmasıyla uyanmak zorunda kaldım. Yatağımdan kalkıp aşağı merdivenlere doğru gittim. Kapıdaki kimse artık, ısrarla zile basmaya devam ediyordu. Bu ısrara “Tamam, patlama geliyorum.” Diye cevap verdim. Hızlı adımlarla kapının önüne vardığımda hiç beklemeden kapıyı açtım. Karşımda İpek’i görünce şaşırdım. “Günaydın İdil Hanım. Kaç dakikadır kapıyı çalıyorum ağaç oldum resmen.” Diyerek yanımdan geçip salona doğru gitti. “Sana da günaydın İpek. Bu saatte senin işte olman gerekmiyor mu?” “Asıl benim bu soruyu sana sormam gerekiyor. Sen bu saatte evde ne yapıyorsun ve neden Sena teyze ile tartıştın?” Saatin kaç olduğunu görmek için kafamı salonda asılı olan saate çevirdim Saat: 13.30 olmuştu ve ben o kadar saat uyumuştum. “Anladın mı kimin şimdi iş yerinde olması gerektiğini.” “Anladım anlamasına da senin de buraya gelme amacın anlaşıldı İpek. Acaba sen beni şu an sorguya mı çekiyorsun?” “Hayır, canım ne sorgusu sadece burada ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Mesela Kafeden apar topar kalkıp gitmen sonra Sena teyze ile tartışman. Başka… Şu an arkanda duran köpeğin neden burada olduğu gibi. İdil kardeşim Allah aşkına otur şuraya ve en başından anlat neler oluyor?” Gerçekten sorguya çekiliyordum. Teslim oluyormuş gibi iki elimi de havaya kaldırdım ve İpeğin yanına oturdum. Koltuğun orda oturmuş bana bakan Anka’yı gördüm elimle yanıma oturması için işaret ettim. Koşarak yanıma geldi. Tekrar İpeğe döndüm. “Tamam, her şeyi açıklayacağım sana. Önce dünden bahsedeceğim ve sende sakin sakin beni dinleyeceksin anlaştık mı?” Kafasını sallayarak beni onayladı bende kaldığım yerden devam ettim: “Şimdi dün Murat Abi trafik kazası geçirmiş ama durumu şu an çok iyi kazanın nasıl olduğu çok uzun daha sonra ayrıntılı bir şekilde söylerim sana. Sadece çatlak, morluk ve ezilmelerle kurtulmuş. Teyzem konusuna da gelirsek beni bu aralar çok fazla sıkıştırdığı ve bunalttığı için bende biraz bağırmış olabilirim ona karşı ama gerçekten her şeye karışıyordu İpek bende bu durumdan sıkıldığım için öyle tartıştık. Köpek konusu da şöyle… Dün onu hastanenin arka bahçesinde çalılara sıkışmış bir şekilde buldum daha sonra eve dönüşte ise benimle gelmek istedi bende kıyamadım eve getirdim. Zaten çok fazla yarası var bu gün veterinere götüreceğim onu. “Birde onun adı köpek değil, Anka. Teyzesi.” “Ne teyzesi ya o kadar yaşlanmadım ben. Ayrıca şaka bir yana gerçekten baya olay yaşamışsın ama içimden bir ses sadece bunlardan ibaret değil diyor başka bilmem gereken bir şey var mı?” Kafamı sallayıp konuşmaya devam ettim: “Doğru var dün babamı gördüm hem de o Nazan ile. O da yetmiyormuş gibi oğulları da vardı.” İpek ağızı açık bana öylece bakıyordu. Eee… Tabi ki öyle bakması normal Allah bilir bunu teyzem duysa Allah korusun kadına inme iner vallahi. Elimle İpeğin omzunu tutup kendine gelmesi için sarstım. “İpek iyi misin? Kendine gel.” İpek hala aynı pozisyonda bana bakmaya devam ediyordu kendine gelmesi için “İpek!” diye bağırdım. “İdil!” diyerek endişe içinde karşılık verdi ve devam etti… “Ne demek babamı gördüm? Nerede, ne zaman gördün?” Diye hararetle sordu. “İpek ayrıntıyı boş ver gördüm işte gerisi önemli değil. Bu konuyu kapatabilir miyiz? Karnım acıktı benim kahvaltı yapacağım sorgulaman bitiyse eğer.” İpeğin konuşmasına izin vermeden Anka’yı kucağıma alıp mutfağa doğru yürüdüm. İpekte arkamdan geliyor bir yandan hala laf yetiştiriyordu. “Tamam, baban konusunu kapatalım ama vay şerefsiz ya birde senden sonra çocuk yapmış ya çok sinir oldum.” “İpek yeter!” diye bağırdım. Bağırmamla İpek hayalet görmüşe döndü. “Tamam ya özür dilerim. Bak aklıma ne geldi sen, ben ve Anka beraber pijama partisi yapalım. Hem mısır da patlatırız ayrıca vizyona yeni bir korku filmi girmiş sen çok seversin onu izleriz.” “İşlerime göre bakarız da sen de işe gitmeyecek misin?” “Hayır, tam bir hafta dükk…