4.Bölüm Cinayet
Yazar: Selen Can

Bundan on iki sene önce annemi kaybettim ve ben hala onu unutamamışken babamın bu şekilde mutlu olması beni deli ediyordu. Karşımda durmuş bana boş boş bakıyordu. Tam sekiz yıldır babamı ne gördüm ne de konuştum. Ve şu an karşımda duruyordu. Dünya bu kadar küçük bir yer olamazdı. Ya da benim bahtsız hayatımdan kaynaklı başıma gelmeyen kalmıyordu, Daha fazla dayanamayıp bu sessizliği bozdum. “Burada ne işin var?” Yanıma yaklaşarak konuştu; “Eşim ve küçük kardeşinle birlikte tatile geldik.” Ne! O az önce kardeş mi dedi yoksa ben mi yanlış anladım? Zar zor cevap verdim. “Ka- kardeşin derken o da ne demek?” Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü resmen. “Sen beni terk ettikten bir yıl sonra Nazan’ın hamile olduğunu öğrendik ve çok tatlı bir erkek kardeşin oldu.” İyice şoka girmiştim böyle bir şey olamazdı. Babam konuşmasına devam ederken yanına Nazan ve o bahsettiği oğlu gelmişti. Nazan bana gülümseyerek… “İdil bu ne sürpriz görüşmeyeli nasılsın?” dedi. Allah’ın yüzsüzü Sinirlenmek istemiyordum ama bu kadını her gördüğümde dayanamıyordum yine de sakin kalmaya çalışarak nazikçe cevap verdim: “Asıl sürprizi siz yaptınız. Ayrıca benimle konuşmazsan çok sevinirim.” Babam verdiğim tepkiye sinirli bir şekilde karşılık verdi. “O nasıl konuşma öyle İdil o senin annen sayılır lütfen bu şekilde davranma bak yanındaki küçük kardeşinle tanış. Enes bak bu ablan İdil.” Enes çok mutlu bir şekilde gülümseyip el salladı. Artık çok sinirlenmiştim O benim annem değildi ses tonumu bozmamaya çalışarak konuştum. “O benim annem değil yanındaki de kardeşim değil.” Babamda benim gibi sinirlenmeye başlamıştı. “O ne demek ne biçim konuşuyorsun sen kaç sene baktı sana bu kadın sekiz yıl sonra tek diyeceğin bu mu?” diye sordu. “Evet, tek diyeceğim bu o hiç bir şey değil benim annem öldü ve senin bu davranışların beni deli ediyor! Sekiz yıl önce sizi iyi ki terk etmişim ve bundan sonrada hayatınızda mutluluklar.” Arkamı dönerek asansöre doğru yürümeye başladım fakat babam arkamdan gelerek kolumdan tutup kendine çevirip… “İdil saçmalama annen ölmüş olabilir ama o da sana annelik yaptı.” Dedi. Babam ne saçmalıyordu, ne yapmaya çalışıyordu bilmiyorum ama ben bu konuşmadan çok sıkılmıştım. Derin bir nefes vererek. “Son kez diyorum o benim annem değil bundan önce de ve sonra da sende babam değilsin.” Dedim. Belki son cümlem ağır olmuştu ama bunu fazlasıyla hak etmişti. Nazan bu söylediğim cümlenin üzerine sinirimi taşıracak cevabı verdi: “İdil senin annen öldü ayrıca üzerinden on iki sene geçti babanla bu şekilde konuşamazsın biz senin aileniz.” Bu kadın kendini ne zannediyordu? Herhâlde hala beni on yaşında falan sanıyordu. Bu konuşma bir sona varamayacağı için Nazan’ın üzerine yürürdüm. “Benim annem şu an aramızda olmayabilir ama bu senin onun yerine geçebileceğin anlamına gelmez hem sen bana ne hakla ne hadle karışıyorsun ben istediğim gibi konuşurum! Ne sen ne de o benim hiçbir şeyim değilsiniz!” Babam önüme geçerek: “İdil yeter fazla olmaya başladın!” diye bağırdı. Nazan da ondan güç alarak: “Evet bizi bu şekilde üzme tekrar aile olabiliriz kardeşin, baban, ben, sen.” Gerçekten artık sabrım taşmış, çok sinirlenmiştim. Daha fazla sabredemeyeceğim için bende Nazan'ın üstüne atladım. "Sen kimsin de bana aile olabiliriz diyorsun? Sizden aile falan olmaz!” Nazan’a tam dediklerinin hakkını verecektim ki Emre gelip beni tuttu. Nazan’ı bırakıp Emre’ye bağırdım. “Emre bırak beni! Göstereceğim sana aile ne demek!” Emre beni iki kolumdan çevirerek kendine bakmaya zorladı. “İdil sakin ol oteldeyiz herkes bize bakıyor yukarıda konuşuruz hadi gidelim.” Kafamı hayır anlamında salladım ama Emre’nin çok ciddi olduğunu görünce pes ettim. Tek kelime etmeden asansörlere doğru ilerledim. Emre tam arkamdan geldi yukarı kata çıkana kadar tek kelime etmedik. Odaya girdiğimizde yatağın ucuna oturup yere bakarak sakinleşmeye çalıştığım. Hıncımı alamadığım için bende Emre’ye patladım. “Neden tuttun ki beni ne güzel dediklerinin hesabını soracaktım. Bir daha bu şekilde bana karışma!” “B…