Felaketteki Aşk

20.Bölüm Yangın

Yazar:

Felaketteki Aşk - Selen Can kitap kapağı
Felaketteki Aşk kitap kapağı

"Son gösteriye hoş geldin. Umarım en güzel kıyafetlerini giyinmişsindir." HARRY STYLES- SİNG OF THE TİMES Gözlerimi araladığımda başımın içi zonkluyordu. Sanki kafamın içinde ağır bir çekiç durmadan vuruyormuş gibiydi. Göz kapaklarım ağırlaşmıştı; açmakta zorlanıyordum. Bir süre nerede olduğumu anlayamadan öylece kaldım. Başımı oynatmaya çalıştım ama boynum ve bileklerim taş gibi ağırdı. Ellerime baktım… Sandalyeye bağlıydım. Kalbim bir anda hızla çarpmaya başladı. “Ne… ne oluyor?” diye fısıldadım. Sesim kuru ve zayıftı; neredeyse kendi nefesimden başka bir şey duymuyordum. Yavaşça etrafa bakmaya çalıştım. Bulunduğum yer… bir depo olmalıydı. Tavandan sarkan tek bir ampul zayıf bir ışık yayıyor, köşeler karanlık gölgelerle doluyordu. Tozlu raflar, kırık sandıklar… Her şey terk edilmiş gibiydi. Hava ağır, nemli ve soğuktu. Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu. “Burada kimse var mı?” diye seslendim. Cevap yoktu. Sadece uzaklardan gelen rüzgârın uğultusu duyuluyordu. Kollarımı oynatmaya çalıştım. İpler sıkıca bağlanmıştı. Sandalyeyi zorladım ama nafileydi. Panik içimde büyüyordu. Sonra hatırladım… Telefonum… gelen mesaj… o adam… yüzüme bastırdığı bez… Tüylerim diken diken oldu. Tam kendimi toparlamaya çalışıyordum ki kapıdan gelen bir gıcırtı sesi duydum. Depo kapısı yavaşça açılıyordu. Karanlığın içinden bir siluet belirdi. İlk başta gözlerime inanamadım. Maskeli bir yüz… yavaş yavaş bana doğru geliyordu. Kalbim hızlandı. Ve o anda içimi garip bir his kapladı. Dejavu. Bu sahneyi daha önce görmüştüm… rüyamda. Maskeli adam biraz daha yaklaştı. William… Adını söylemek istedim ama sesim çıkmadı. Sonunda konuştu. “Selam İdil. Görüşmeyeli nasılsın?” Donuk bir ifadeyle ona baktım. “Ne o, Emre ile tartıştın mı?” Ardından kahkaha attı. Zorla konuşabildim. “Ulan şerefsiz… yine her şeyi planladın değil mi?” Sesimi yükselttim. “Bu sefer ne istiyorsun benden?” William gülümsedi. “Sence de gerçekleri öğrenmenin vakti gelmedi mi? Seni buraya getirmemin bazı sebepleri var. Ama onları birazdan öğreneceksin.” Ona tiksintiyle baktım. “Beni kaybolduğumu fark ettiklerinde seni bulacaklar, biliyorsun değil mi?” William başını salladı. “İşte o biraz zor, tatlım. İstanbul’dan uzaktayız. Seni bulmaları biraz zaman alacak.” Sonra karanlığa doğru yürüyüp gözden kayboldu. Bir süre sonra burnuma tekrar o ağır koku geldi. Midem bulanmaya başladı. Gözlerim yeniden ağırlaşmıştı. Ve kısa süre sonra tekrar kapandılar. Emre’nin ağzından… Eve geldiğimde hâlâ sinirliydim. İdil, bunu benden nasıl saklayabilmişti? “Emre kardeşim, bu ne sinir böyle?” diye sordu Anıl. “İdil, William konusunda bana yalan söylemiş. Tartıştık, ben de çıkıp gittim.” Anıl başını iki yana salladı. “Oğlum sen salak mısın? İdil böyle bir şey yapacak kız değil. William ikinizi de oyuna getiriyor.” Derin bir nefes aldı. Ayrıca ipek söyledi, kızın doğum günüymüş. Bu günde yapılacak iş mi kardeşim.” Derin bir nefes alarak devam etti; “Siz ne zorluklar atlattınız. William’ın bir mesajı için kavga edeceksen bırak bu işleri. Kız seni nasıl seviyor ve değer veriyor farkında değil misin? İnsan sevdiği in yalan bile söyler kardeşim.” Aslında Anıl Haklı olabilirdi. Fazla tepki vermiş olabilir miydim? Onu gerçekten çok seviyor ve değer veriyordum. Salak Emre kızın bu gününde olacak iş mi? Çalan telefonum dikkatimi dağıtmıştı. “Efendim, Sinan… Ne demek İdil henüz eve gelmedi?” Diye sordum tedirginlikle. “Ahmet abi eve gelmiş. İdil ile konuşmuşlar daha sonra annesi de gelmiş. Büyük bir aile konuşması geçirmişler. Sema teyze idilin birden bire evden çıkıp gittiğini söyledi. Defalarca aradım ama telefonu kapalı. Sen nerde olduğu biliyor musun?” Onun sesinde de tedirginlik vardı. “Bilmiyorum Sinan bizde tartıştık. Normalde ben onu akşam doğum günü için yemeğe çıkartacaktım. William ile olan mesajları ve bu günkü konuşmayı görünce sinirlerime hakim olamadım.” Sesimdeki tedirginliğe hüzün bulaşmıştı. “İyi halt yedin abicim. İdil o mesajları sana söyleyecekti zaten hiç birine cevap vermemişti. William bunu bilerek yapı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku