19.Bölüm Her Şey Bitti
Yazar: Selen Can

"Ölmek için çok genç, yaşamak için fazla telaşlıydık." “Alevler her yeri sarmıştı. Tahtalar çıtırdıyordu, duman boğazımı yakıyordu. Nefes almakta zorlanarak koridorda ilerliyordum. Bir an başımı kaldırdım… Karşımda, alevlerin arasında maskeli bir adam duruyordu. Hiç hareket etmiyordu. Sadece bana bakıyordu. Kalbim bir anda hızlandı. Gözümü kırptım. Ve… yoktu. Sanki hiç orada olmamış gibi. Bir adım daha attım ama tam o anda tavan gürültüyle çöktü. Alevler yükseldi. İçimden bir çığlık koparken yerimden sıçrayarak uyandım. Nefes nefeseydim. Ama kalbim hâlâ o maskeli adamı görmüş gibi çarpıyordu. Telefonumum ısrarla susmayan bildirim sesi tüm dikkatimi dağıttı. Telefonumu elime alarak gelen mesajlara baktım. WhatsApp’tan’ dan kurulmuş olan bir gurup vardı. İsmini de: Canı sıkılanlar kulübü. Koymuşlardı. Bu grubu Anıl’dan başkası kurmuş olamazdı. Mesajları okumaya başladım. CANI SIKILANLAR KULÜBÜ Anıl: Canı Sıkılanlar Kulübüne hoş geldiniz arkadaşlar. Grup ismine takılmayın her an değiştire bilirim ruh halime bağlı. Bizim nedense böyle bir grup kurmamız gerektiğini düşündüm ve açtım. (Lütfen sorgulamayın.) Serkan: Grup ismini çok mu düşündün kardeşim. Selam canolar. Anıl: Düşüncem diye kafam ağrıdı Serkancım. İpek: Herkese günaydın. Anıl: Günaydın sevgilim. Serkan: Eyvahlar olsun şimdi şuraya kusacağım. Anıl: Kıskanma hayatım sana da buluruz birisini. Gerçi sen benim ikinci manitamsın. Serkan: Ayyy çok teşekkür ederim kalsın ben almayayım. Kendimi aldatılmış hissediyorum. 😢 İpek: Benim kafede işlerim var, gene yazarım buraya. Serkan : Tamam yenge kolay gelsin. Anıl: Aferin be Serkan hızlı öğreniyorsun. 😂 Emre : Anıl bu grup da neyin nesi? Anıl: işte buzdan kralımızda geldi. Aşko üstte yazan mesajımı okusaydın anlardın grubun neden açıldığını. Daha fazla dayanamayarak bende mesaj attım. İdil: Günaydınlar efendim günaydınlar. Bende diyorum sabah sabah telefonumu biri mi hekledi diye düşündüm. Meğerse gereksiz Anıl’ın işleriymiş Anıl : sana da günaydın canım. He ya öyle bir rahatsızlık vermek istedim. İdil : çok makbule geçti teşekkürler. Sinan: Canikom Kahvaltı hazır gelebilirsin. Anıl : oh ya hayat İdile güzel. Buldu Emre gibi sevgili, Sinan gibi ev arkadaşı. Güllük gülistanlık hayat. Emre: Ben şirkete geçiyorum sizde konuşmayı bırakın ve işinize bakın. Anıl: Emredesiniz Amirim. Ekranı kapattım. Bir yandan gülüyordum, bir yandan da içimde hafif bir huzur vardı; bu karmaşanın ortasında bile arkadaşlığın ve sevginin sıcaklığı bir nebze olsun rahatlatıyordu. Gördüğüm kabusun üstüne ilaç gibi gelmişti. Yatağımdan kalkarak banyoya girdim. Hızlı bir duş aldıktan sonra saçlarımı daha sonra kurutma kararı aldım. Sinan’ı daha fazla bekletmek istemiyordum. Bu gün aklımda çok güzel bir kombin vardı. Kahverengi gömlek, Mavi kot pantolon ve beyaz Adidas spor ayakkabılarım ile işe sivil gidecektim. “Ne kadar mükemmel bir konbin çok mu düşündün İdilcim ayrıca zaten çoğu zaman işe sivil gidiyorsun.” İç sesim tekrar aramıza katılmıştı. Hangi bölümlerde ve senaryolarda olduğunu hatırlayamadığım iç sesim hoş geldin. “Hoş bulduk İdilcim.” Aşağı kata indiğimde mutfağa doğru yürüdüm. İçeriye girdiğimde beni bir sürpriz bekliyordu. “Günaydın Kızım.” Annem Sinan ile beraber yemek masasında oturuyordu. Hala onun yaşıyor olmasının şokunu atlatabilmiş değildim. İçimde buruk bir sevinç vardı; yaşanan felaketlerin gölgesini bir anda silmek mümkün değildi. Galiba, bazı şeyleri konuşmanın vakti çoktan gelmiş geçiyordu. Geçen sefer akvaryumda söylemeyip içimde kalan bazı sorularım ve söyleyeceklerim vardı. “Bana zaman vermeni söylediğimi hatırlıyorum.” Diyerek bende masaya oturdum. “Bazı şeyleri konuşmaya geldim.” Konuşmasına devam etmesi için gözlerinin içine baktım. “Her şeyi zaten anlattım sana. Kazadan sonra işsiz kaldım. Yurt dışına gitmemin sebebi de buydu. Düzgün bir şirketle anlaşıp Türkiye’de kendime bir şirket açmaktı. Bunu başarabilseydim seni de yanıma alacaktım. Benim yaşadığımdan tek haberi olan Nazan’dı” elimle onu susturdum. “Ne demek yaşadığını…