14.Bölüm Bir Felaketin ortasında
Yazar: Selen Can

“Bazen tek bir çiçek bazense felaket.” EMRE’NİN AĞIZINDAN… "İdil lütfen dayan." Olanların şokunu atlatamıyordum. İdil kanlar içinde kucağımdaydı ve canı acıyordu. Onu buradaki hastaneye götüremezdim. Bulunduğumuz yerden çıkarak onu arabaya götürdüm. Kanamasını az da olsa durdurabilmek için yaranın olduğu yere gömleğimle bastırıp kemerimi de turnike görevi yapması için bağladım. İlk yardım bilgim İdil kadar iyi olmasa da bu da iş ey yarayabilirdi. Neyse ki her bir görev için hazırlıklıydım. Uçağımızda bulunan Doktor İdilin kanamasını İstanbul’a kadar durdurmayı başarabilirdi. Uçağa geldiğimde doktor hazır bir vaziyette bekliyordu. İstanbul’da ineceğimiz hava alanında ise Anıl’a çağırmasını söylediğim ambulans beklemekteydi. İdil’e hiçbir şey olmaması için elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyordum. Benim yüzümden hayati tehlikesi olması canımı acıtıyordu. Zamanla yarıştığımın farkındaydım o yüzden hiç vakit kaybetmeden uçağa bindik. ☯ İSTANBUL “Emre…” İdilin sesiyle gözlerim ona kaydı. “İdil iyi olacaksın, ben yanındayım yorma kendini.” İdil ameliyathanenin kapısından içeriye girmişti. Arkamdan seslenen sese döndüğümde Anıl telaş içinde yanıma geldi. “Emre, lanet olsun bu gün çok kötü geçmeye başladı.” “Ne oldu söylesene?” diye merakla sordum. “Murat abi. Şu an oda bu hastanede yoğun bakımda yatıyor. En son ki kazada zaten birçok yeri kırılmasına rağmen yine de ısrarla hastaneden çıkmak istemişti. İlginç bir şekilde az da olsa iyileşti sanırken daha da kötüleşmiş durumu. Abi zaten bizim yaptığımız salaklık. O kadar büyük bir kaza geçiren adamı niye hastaneden çıkartırsın ki? Şu an hiç iyi değilim. Doktoru Bekir Bey’le görüştüm bir aydan uzun hastanede kalabilir diyor, yine ameliyata alacaklarmış.” Anılın söyledikleriyle kala kaldım. İdil ameliyathanede, Murat abi yoğun bakımda yatıyordu. Koridorda koşarak gelen Serkan’ı gördüm. “Lan oğlum olaysız bir gününüz geçmiyor. İdil nerde?” Anıl benden önce konuştu. “Kızı ameliyathaneye aldılar canım. Murat abi de yoğun bakımda.” Onlar kendi aralarında tartışırken ameliyathanenin kapısı açıldı. “İdil Yılmazın yakınları sizler misiniz?” “Evet, Doktor Bey. Biz iş arkadaşlarıyız. Kötü bir şey mi oldu?” “İdil Hanıma acilen AB Rh pozitif kana ihtiyacımız var.” “Ben AB Rh pozitifim,” demişti Serkan. “Hiçbir kötü etkeniniz yoksa asistanımı size yönlendireceğim. Yalnız bir kişiye daha ihtiyacımız var. Çok fazla kan kaybetmiş kendisi.” “Tamam, Doktor Bey ben bizim diğer iş arkadaşlarımıza soracağım.” Anıl ile iş yerinde tanıdığımız bütün kişileri aradık fakat hiç biri İdil’in kan gurubunu taşımıyordu. Taşıyan iki kişi de ağır ilaçlar kullandığı için veremiyorlardı. Serkan’ın verdiği kan hazırlanıp ameliyathaneye gitmişti. Savcıyı dahi aramıştım fakat oda 0 Rh pozitif çıktı. Aklıma gelen son isim Funda olmuştu. Onun öncesinde İdil’in bu durumda olduğun ipek nede teyzesine söyleyememiştik. Bir umutla onu aramıştım ve olumlu sonuç almıştım. Bizimle çalışmaya başlayan otopsi doktorumuz Funda ile İdil’in kan gurupları eşleşiyordu. ☯ Aradan geçen tam 3 saatin sonunda İdil ameliyattan çıkartılıp yoğun bakım odasına alınmıştı. Funda’nın da vermiş olduğu kan hazırlanıp İdil’in yattığı odaya gönderilmişti. Önce İdilin durumunu İpek öğrendi ardından teyzesine söylemek durumda kaldık. Onlarda bir saat sonra hastaneye gelmişlerdi. Durumunun iyi olmasını söylesem de telaşlılardı. Bir felaketin ortasında kalmıştım. İdil bir oda da yatıyordu, Murat abi başka bir yerde. Anıl, Serkan ve Funda, İpek ve Teyzesi ile ilgilenirken bende Murat abiyi görmeye gittim. Odasından içeriye girdiğimde uyanık olduğunu gördüm. “Abi nasılsın?” diyerek yanına yaklaştım. “Gördüğün gibiyim aslanım. Kırıklarım 6 hafta içinde kaynadı, ayağa kalkarım diye düşünürken kaza eseri evdeyken ayağım kaydı ve sırt üstü düşünce sonum da burası oldu. Aslında ilaçlarla çabucak iyileşecektim de bir süre daha hastanedeyim. Siz ne yaptınız görevi, prensesim nerede?” “İdil, senin bu durumda olduğunu öğrenince şoka girdi. O yüzden görevden erken d…