Felaketteki Aşk

9.Bölüm Emre Yalçın

Yazar:

Felaketteki Aşk - Selen Can kitap kapağı
Felaketteki Aşk kitap kapağı

“Cam kırıkları gibidir bazen kelimler; ağızına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.” OĞUZ ATAY Sorumun ardından yaklaşık beş dakika geçmesine rağmen Emre öylece tepkisiz göle bakıyordu. “Emre, sana bir soru sordum cevap vermeyi düşünüyor musun?” “İdil, ben aslında…” Emre konuşmasına tam başlıyordu ki telefon çalmaya başladı. Zaten ciddi bir konuşma olacağı zaman mutlaka araya girmek zorundaydı. “Benim bu telefonu açmam lazım.” diyerek ayağa kalktı. Emre yanımızdan ayrılalı yaklaşık beş dakika olmuştu. Ben Anka ile oyun oynarken Emre yüzünde anlamsız üzgün bir ifadeyle yanımıza geldi. “İyi misin, arayan kimdi?” diyerek merakla sordum. “Bunu söyleyeceğim aklımın ucundan hiç geçmezdi. Sanırım yardımına ihtiyacım var?” Dağ evinde ki konuşmalardan sonra Emre beni bir çocuk yetimhanesine getirdi. Arabadan Anka ile birlikte inerek etrafı inceledim. Burası şehirden biraz uzakta kocaman bir çocuk yetimhanesiydi. Etrafta her yaş gurubundan çocuk vardı. Emre’ye dönerek. “Neden buraya geldik ve hangi konuda yardım edeceğim?” bana gülerek cevap verdi: “Çok soru soruyorsun İdil. Hatırlarsan seninle ilk tanıştığımızda üç kural sıraladım. Bunların ikincisi neydi hatırlıyor musun?” ona göz devirerek cevap verdim: “Çok fazla soru sormak yok ben ne dediysem o, fakat senin o aptal kurallarına haftalardır uymadığım gibi şu anda da uymayacağım. Benden memnun değilsen kendine başka görev arkadaşı bul, o kuralları da bulduğun kişiye anlatırsın artık.” “Biraz kabuğumdan çekilip yumuşamış olmam kuralları ihlal edebileceğin anlamına gelmiyor. Seni buraya getirmemin bir nedeni var. Sus ve beni takip et.” “Azıcık değişebileceğini düşünmem saçmalık zaten. Sen kaba, duygusuz, sinirli, hırçın, bencil herifin tekisin Emre Yalçın!” Arkasından bağırırken beni hiç umursamadı. Ne kuralmış arkadaş, keşke kâğıt imzalatsaydı bana. Emre beni hiç takmadan yürümeye devam etti. Yetimhanenin İçine girdiğimizde bizi Yetimhane müdiresi karşıladı. “Hoş geldiniz Emre Bey. Sizi yeniden görmek çok güzel.” Sanırım Emre buraya daha önceden de gelmişti. Buraya gelme nedenimizi hala çözemesem de onları dinlemeye devam ettim. “Hoş bulduk Banu Hanım.” Emre bana dönerek konuşmasına devam etti… “Bu İdil benim arkadaşım. Telefonda görüştüğümüz gibi onun bize yardım edebileceğini düşünüyorum.” “Merhaba İdil Hanım. Ben Banu buranın müdiresiyim.” Uzattığı elini sıkarak gülümsedim. “Bende İdil, bu ufaklık da Anka.” “Kusura bakmaz iseniz Anka’yı bahçemizde misafir edelim. Eminim çocuklarla çok iyi anlaşacaktır.” Kafamla onu onayladım. Banu Hanım büyük çocuklardan birini yanına çağırıp Anka’yı bahçeye çıkarıp oynamalarını söyledi. Bu durumun Anka’yı mutlu edeceğini düşünüyorum çünkü oda daha bir çocuk. “Emre Bey, Yasemin şu an üst katta odasında, dolabın içinden bir türlü çıkmıyor ve hiç birimizle de konuşmuyor. Belki sizi görünce saklandığı yerden çıkar.” “Anladım. Merak etmeyin biz onunla konuşur ikna ederiz.” Emre kafasıyla onu takip etmem için işaret yaptı. Üst kata çıktığımızda, adının Yasemin olduğunu öğrendiğim kızın odasına gelmiştik. Emre kapının önünde beklememi söyleyerek içeri girdi. “Yasemin, ben geldim. Hadi dışarı çıkıta konuşalım.” Yasemin hiçbir cevap vermedi. “Peki, anlaşılan beni de görmek istemiyorsun o zaman ben gidiyorum.” Emre yanıma gelerek içeri girmemi söyledi. Bu kız Emre için çok değerli olmalıydı ki onunla konuşmam için beni getirmişti. Olan biteni öğrenmenin tek yolu Yasemin’i saklandığı yerden çıkarmaktı. “Aaa… Burası ne kadar tatlı bir oda böyle. Yerdeki bu Barbie bebekler kimin ki acaba?” Odanın içi gerçekten çok güzeldi her yer rengârenkti. “Bu prenses yatağı da kimin?” yatağa oturarak etrafı incelemeye devam ettim. Yerdeki Barbie bebeği elime alarak konuştum: “Merhaba sen ne kadar güzel bir bebeksin öyle. Benimle arkadaş olmak isteri misin? Benim adım İdil. Ya senin adın ne?” Yasemin’den bir cevap bekledim fakat beklediğim o cevap gelmeyince konuşmama devam ettim… “Buradaki bütün oyuncakların sahibi kim acaba. Onunla tanışmayı çok isterim. Belki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku