Fark Etmeden

4. Bölüm

Yazar:

Fark Etmeden – Mel D. kitap kapağı
Fark Etmeden – Mel D. kitap kapağı

*** Damla o kadar yorgundu ki odasına çıktığında hemen uyuyacağını sanmıştı. Elbisesinden kurtuldu, makyajını temizledi. Üzerinde yalnızca ince bir braletle iç çamaşırı kalmıştı. Pencereyi kapatmadan yatağa uzandı. Beş dakika geçti. Sonra on. Yirmi dakika. Gözlerini kapatmasıyla açması bir oluyor, kendisini yine tavana bakarken buluyordu. Başını çevirip açık pencereye baktı. Denizin sesi odaya kadar geliyordu. Bu sesin ona verdiği huzur çocukluğundan beri değişmeyen şeylerden biriydi. İstanbul’a döndükten sonra dizi çekimleri yoğunlaşacaktı. Haftada iki kere gittiği oyunculuk atölyesi de vardı. Ne zaman yeniden Erdek’e gelebileceğini bilmiyordu. Madem uyuyamıyordu, gecenin kalanını kumsalda geçirmeliydi. Güneşin doğmasına iki saat bile kalmamıştı. Gün doğumunu kaçırıp uyumaya çalışmak, o anda yapabileceği en saçma şey gibi geldi. Geçen yaz olsa düşünmezdi bile. Cuma günü son dersi biter bitmez arabaya atlar, gece burada olurdu. Bazen pazar dönmez, pazartesi sabahı ilk feribotla İstanbul’a geçerdi. Akademideyken yaz ayları ona biraz olsun nefes alacak alan bırakıyordu. Şimdi hayatının hiçbir yerinde boşluk yoktu. Hemen kalkıp üzerine bir sweatshirt, altına da kot şortunu geçirdi, ayakkabılarını eline aldı ve dışarı çıktı. Kumsala vardığında hava hala karanlıktı. Ama gecenin en koyu saati geçmişti. Ufuk çizgisinde belli belirsiz bir açıklık vardı. Ayakkabılarını kuma bıraktı. Denize yakın bir yere oturdu. Dizlerini kendine çekip kollarını etrafına doladı. Bir tek deniz vardı. Bir de dalgaların kıyıya vurup geri çekilirken çıkardığı düzenli ses. İşte şimdi gözlerini kapattı. Ne kadar öyle kaldığını bilmiyordu. Arkasından gelen ayak seslerini duyduğunda başını çevirmedi. Sesler kuma bata çıka yaklaştı. Sonra durdu. “Normalde insanlar düğünden sonra uyur.” Damla’nın dudaklarının kenarı kıvrıldı. Sesi tanımıştı. Başını çevirdi. Ali. Üzerinde artık takım elbisesi yoktu. Gömleğinin ilk düğmeleri açıktı. Kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Saçları gün boyunca ilk kez gerçekten dağılmış görünüyordu. Damla yeniden denize döndü. “Normalde insanlar gece üçte başkalarına karakter analizi de yapmaz.” “Karakter analizi yaptığımı hatırlamıyorum.” “Sabırsız.” “Tespit.” “Haksız olduğunu kabul etmekte zorlanıyor.” “Onu hala savunuyorum.” Damla dönüp baktı. “Bak. İşte bundan bahsediyorum.” Ali gülümsedi. Sonra izin ister gibi başıyla kumu işaret etti. “Oturabilir miyim?” Damla başını hafifçe salladı. Ali birkaç adım yakınına oturdu. Aralarında rahatça uzanabilecek kadar mesafe vardı. Ne fazla yakın görünüyorlardı ne de birbirlerine yabancı gibi. Bir süre ikisi de konuşmadı. Dalgaların sesi konuşmalarının yerini aldı. Damla’nın çıplak ayakları yavaş yavaş kuma gömülüyordu. Ali ellerini geriye dayamış, denize bakıyordu. Bir süre konuşmadan oturdular. Sessizliği ilk bozan Ali oldu. “Neredeyse yirmi dört saattir koşturduğuna şahidim. Uyuyamadın mı?” Birbirlerini ilk kez neredeyse tam bir gün önce, yine havanın böyle yavaş yavaş aydınlandığı saatlerde görmüşlerdi. Damla başını iki yana salladı. “Uyumak istemedim.” “Sen?” diye sordu sonra. “Ben de uyuyamadım.” Damla buna bir şey söylemedi. Ali denize baktı. “Neden uyumak istemedin?” Damla omuzlarını hafifçe kaldırdı. “Yarın dönüyorum” “İstanbul’a.” “Evet.” Ali başını salladı. “Yine gelirsin.” “Eskisi kadar kolay olmayacak.” “Neden?” “Eskiden gelmek için yalnızca canımın istemesi yeterdi.” Gülümseyerek ekledi; “Şimdi ajandamın da istemesi gerekiyor.” Ali de hafifçe güldü. “Bilmez miyim? O ajandadan bende de var. Berbatlar.” “Oldukça.” Bir süre daha sustular. Sonra Ali, sanki çok sıradan bir şey soruyormuş gibi konuştu. “Akademiyi bırakmışsın.” Damla bu kez ona doğru hızlıca döndü. “Biliyorsun.” “Can anlattı.” “Ne kadar anlattı?” “Yeterince.” Damla gözlerini kıstı. “Bu cevap hiç rahatlatıcı değil.” İkisi de güldü. Sessizlik yeniden geri geldi. Damla bu kez daha uzun sustu. Sonra gözlerini denizden ayırmadan konuştu. “Çok saçma geliyor mu?” “Ne?” “On yıl emek verdiğin bir şeyi bırakmak.” Ali hemen cev…

Bölümün tamamını WritePad'de oku