Fark Etmeden

1. Bölüm

Yazar:

Fark Etmeden – Mel D. kitap kapağı
Fark Etmeden – Mel D. kitap kapağı

Hayatının ne zaman değiştiğini çoğu insan o anda anlamaz. Damla, hayatının yönünü değiştiren anı sonradan arasa, muhtemelen o sabahı hatırlardı. Erdek'e yetişmeye çalıştığı, Fulya'ya geç kaldığı için kendine kızdığı, feribot sırasında hiç tanımadığı bir adamın önüne kırdığı o sabahı. Oysa o gün tek derdi düğüne yetişmekti. Damla Erten direksiyonun üzerindeki parmaklarını sabırsızca oynatırken bir kez daha saate baktı. Telefon ekranında Fulya'nın son mesajı hala açıktı. Yetiş artık. Altında üç tane kızgın surat vardı. Damla istemeden güldü. Geliyorum. Mesajı gönderip telefonu yan koltuğa bıraktı. Fulya'nın gerçekten kızgın olmadığını biliyordu. Ama bu, Damla'nın içini pek rahatlatmıyordu. Normalde çoktan Erdek'te olurdu. Gelinlik provasına gider, Fulya'nın aynı konuda on yedinci kez fikir değiştirmesini dinler, düğünden önceki gece de büyük ihtimalle onun yanında kalırdı. Son iki ayı nasıl geçtiğini kendisi bile anlamamıştı. On yıl sürdürdüğü akademik hayatını bırakmış, otuz üç yaşında bambaşka bir yola girmişti. İlk kez bir dizide, üstelik başrolde oynayacaktı. Atölyeler, okuma provaları, kostüm provaları... Bir yere yetişiyor, oradan başka bir yere geçiyor, geceleri eve döndüğünde ertesi günün hazırlığını yapıyordu. Bütün bunların sonunda Fulya'nın düğününe ancak düğün sabahı yetişebiliyordu. Canını en çok bu sıkıyordu. Feribot sırasındaki araçlara baktı. Sonra saate. Sonra tekrar araçlara. “Sabahın beşinde hepinizin işi ne?” Öndeki araç ilerleyince küçük bir boşluk açıldı. Damla hiç düşünmeden direksiyonu kırdı. Arkasındaki siyah araç fren yapmak zorunda kaldı. Ardından kısa bir selektör yaptı. Damla dikiz aynasına baktı. Sürücüyü seçemiyordu. Aracın gösterişli görüntüsü ise zaten gergin olan sinirlerine dokunmaya yetmişti. Böyle bir arabayı kullanan adamın kendisine her yerde öncelik tanınmasını bekleyen, fazlasıyla kendinden memnun biri olduğuna karar verdi. “Bekle bir zahmet!” Ali Derin, önüne giren gri araca birkaç saniye baktı. Bir an kornaya basmayı düşündü. Sonra vazgeçip başını hafifçe iki yana salladı. “Aceleci.” Araçlar feribota alınırken gri arabanın sürücüsünün indiğini gördü. Kadın, telefonunu alıp telaşla üst kata çıkan merdivenlere yöneldi. Ali arabasını park ettikten sonra güverteye çıktı. Sabah serinliği hala hissediliyordu. Ellerini cebine koyup denize doğru yürüdü. Köprüyü daha kısa olduğu için tercih etmesi gerektiğini yıllardır söylüyorlardı. Ali her seferinde feribota biniyordu. Denizi seviyordu. Damla da birkaç dakika sonra elinde kahvesiyle güverteye çıktı. Rüzgar saçlarını yüzüne savurunca eliyle kulağının arkasına sıkıştırdı. Manzara harikaydı. Gün doğmak üzereydi. Telefonunu çıkarıp ufkun fotoğrafını çekti. Fulya'ya gönderdi. Yoldayım. Cevap hemen geldi. Yalancı. Damla güldü. Telefonunu indirirken birkaç metre ilerisindeki adam dikkatini çekti. Uzun boyluydu. Elleri cebinde, denize bakıyordu. Damla’nın gözü üzerinde biraz fazla kalmış olacak ki adam başını çevirdi. Göz göze geldiler. Damla, sabah önüne kırdığı aracın sürücüsünün o olduğunu bilmiyordu. Zaten yüzünü görmemişti. Bakışları birkaç saniye birbirlerinde kaldı. Sonra Damla kahvesinden bir yudum alıp denize döndü. Ali’nin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Gerçekten aceleciydi. Bir süre sonra yeniden baktığında Damla’nın sabahki telaşından eser kalmamıştı. Kahvesini içiyor, denizi seyrediyordu. Ali bir an daha baktı. Sonra yeniden önüne döndü. Feribot sessizce yoluna devam etti. *** Damla sokağa geldiğinde saat sekizi biraz geçmişti. Fulya'nın evinin önü henüz kalabalık değildi ama içeride bir şeylerin çoktan başladığı belliydi. Üst kattaki pencereler açıktı. Birileri merdivenlerden inip çıkıyor, kapının önünde duran iki kadın ellerindeki kutuların hangisinin nereye gideceğini tartışıyordu. Damla arabayı bulduğu ilk boşluğa bıraktı. Motoru kapatır kapatmaz telefonunu, çantasını ve arka koltukta asılı duran elbise çantasını aynı anda almaya çalıştı. Elbise askısı kapının kenarına takıldı. Damla çekti. Çıkmadı. Bir daha çekti. “Har…

Bölümün tamamını WritePad'de oku