Fark Edilmek İstemeyenler Kulübü
Zarfın Asıl Sahibi
Yazar: Berra Akın

Gözlerimi kapıyı kıracakmış gibi çalan şahıs yüzünden açmak zorunda kaldım.Bu saatte kimdi bu şimdi? "Yahu sabah sabah başka işiniz gücünüz yok mu sizin? " diyerek kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda karşımda hiç beklemediğim biri vardı. Yılmaz. "Alev... " "Yılmaz... " diye aynı anda aynı tepkiyi verdik.Üzerine baktığımda lacivert bir tişört ve krem rengi bir pantalon vardı. "Senin ne işin var burada? " diye sorduğumda hâlâ bana şaşkınlıkla bakıyordu. "Benim için bir zarf olması gerekiyor burada." dediğinde anlamayarak ona baktım. Ha bu bana dün gelen zarftan bahsediyordu!Ama bana gelen zarfın onunla nasıl bir bağlantısı olabilirdi? "Bir dakika bekle..."diyerek içeri geçip zarfa baktım. Televizyonluğun üzerinden alarak kapıya yaslanmış beni bekleyen Yılmaz'ın yanına gittim. Tam elini uzatmış zarfı elimden alacakken zarfı arkama aldım.O bana çatık kaşlarla bakarken göz devirip, " nerden bilicem bu zarfın sana ait olduğunu Yılmaz Bey? "diyerek çok mantıklı bir soru yönelttim. Derin bir nefes çekerek, " O zaman tekrar tanışalım Alev Hanım. Yılmaz Öztürk ben." dediğinde daha fazla şaşırdım.Ben ona çatık kaşlarla bakarken o, "madem tanışmayacaksın ver o zarfı bana. " diyerek hamle yapmıştıki bir adım geri çıktım. "Belki yalan söylüyorsun neden inanayım sana?Senin Yılmaz Öztürk olduğuna dair bir kanıt göster ve zarfı al. " dediğimde bana alayla güldü. Allah'ım bu gamzeli oğlanla ben nasıl başa çıkıcam. Cebinden siyah deri cüzdanını çıkarıp içinden kimliğini uzattı.Elinden alarak dikkatlice baktım.Doğru söylüyordu.Hay benim inadım yüzünden düştüğüm hale de sonra sövecektim. Sıkıntıyla iç çekerek kimliği ona uzattım.Yılmaz'ın bakışlarımı arkama kaydığında, "neden senin için bu kadar değerli olan şey benim kapıma kadar geliyor acaba Yılmaz Öztürk? " dediğimde bir anlık afalladı galiba bu soruyu beklemiyordu ama bence gayet normal bir soruydu. Toparlayıp, "adres karışıklığı olmuştur..." dedi ve tereddütle devam etti, "... içine baktın mı? " başımı olumsuz anlamda salladım. "Kusura bakma, bunu telafi edicem. " dedi ve hızlı adımlarla aşağıya indi.Bunda telafi edilecek ne vardı acaba? İçeriye geçip hemen elimi yüzümü yıkadım ardından dolabımdan üzerime koyu yeşil kalın askılı bir üst , altımada siyah jean bir pantalon geçirdim.Beyaz çoraplarımıda giydikten sonra kapının önünden koyu yeşil converse ayakkabılarımı giyip evden çıktım. İlk önce bir kafeye gidip kahve içecek sonrada dolaşacaktım bugün herhangi bir planım yoktu. Hafif tempolu bir koşunun ardından bir kafeye girip kahve siparişi verdim.Telefonumu elime alıp sosyal medyada dolanırken gelen sesle birlikte irkildim. " Selam. Oturabilir miyim? " başımı kaldırıp baktığımda yine bu kişiyi görmeyi beklemiyordum. Rüzgar.Üzerinde gri bir tişört altındada siyah bir pantalon vardı. Yerimde dikleştikten sonra gülümseyerek, " Selam tabii.Gel bir kahve içeriz. " dediğimde gülümseyerek oturdu. "Buralarda mı yaşıyorsun?Yani bu kafeye sık sık gelirim ama seni hiç görmedim. " "Aslında bende buralara yakın bir yerde yaşamıyorum.Yürüyeşe çıkmıştım camdan seni görüncede selam vermek için yanına geldim. "