Fark Edilmek İstemeyenler Kulübü

Bilinmeyen Numara Kapıda, Sevgilisi Telefonda

Yazar:

Fark Edilmek İstemeyenler Kulübü – Berra Akın kitap kapağı
Fark Edilmek İstemeyenler Kulübü – Berra Akın kitap kapağı

Gözlerimi telefonumun çalmasıyla zorluklara olsa araladım.Uzanıp yerdeki telefonumu aldığımda gözlerim kocaman açıldı. Güneş. Arayan üvey kardeşimdi bir sene önce Lara'yı ilk gördüğüm gün kaydetmiştim numarasını. Tereddütle telefonu açıp kulağıma götürerek, "Efendim Güneş? " "Lafı fazla uzatmıycam Alev bendende sevgilimden de uzak dur. Dün olanları geç olsada öğrendim.Yılmaz'la ne ara tanıştın ne ara sevgili oldun bilmiyorum ama bizden uzak dur." dedi ve derin bir nefesi bırakarak devam etti, "Lara'ya iyi bak. " diyerek yüzüme kapattı. "Allah'ım bunlar o Kuzay denen şerefsizle sevgili mi? Sabır ver bana! " diyerek elimi yüzümü yıkadım. Lara'dan hâlâ ses yoktu ilk önce saate baktım. 11:50.Ben bu kadar uyumuş olamazdım. Acaba uyanıp acıkmış mıdır kardeşim?Diye düşünerek tam Lara'nın yattığı odaya geçicekken kapı çaldı. Sessiz adımlarla kapıya yöneldim.Kapıyı açtığımda karşımda Kuzey'i görmek beni hem şaşırtmış hemde sinirlendirmişti. Yüzünde alaycı bir gülümsemeyle, "Günaydın.Dünden sonra hiç konuşamadık özledin mi beni maviş? " Göz devirip kollarımı göğsümde bağlayıp kapı pervazına yaslanarak, "Asla seninle uğraşmak hiç istemiyorum Kuzey bu yüzden defol git şuradan ne seninle uğraşmak istiyorum ne de sevgilinle! "diyerek kapıyı suratına kapatacaktımki gerizekalı zorlayarak durdurdu. Hayır anlamıyorum yüzsüz falan mı bu yani? "Dur bir dakika ne dedin sen az önce? " "Duydun ne dediğimi! " diyerek kapıyı kapatacakken bu sefer kendiside içeri girdi ve kapıyı kilitledi. Bir an aklıma dün Berat, Çağatay ve Yılmaz'ın dedikleri geldi.Herif zaten normal biri değildi bunu fark etmiş oldum. "Bekle biraz konuşalım olur mu maviş? " cümlesini bitirdiği anda telefonum çaldı. Ben koşar adım salona geçerken ruh hastası peşimdeydi. Arayan Güneş'ti. Telefonu kaldırıp yüzüne çevirdim hâlâ hiçbirşey anlamamış gibi davranıyordu."Dedim sana ne sevgilinle ığraşırım nede seninle şimdi defol git!" Güneş'in aramasını kapatarak hızlıca Berat'ı aradım ve ekranı kapatıp televizyonluğun üzerine bıraktım. Elleriyle yüzünü sıvazlarken, "Bak, maviş sen benimle uğraşmasan bile ben seninle uğraşırım hem sadece senlede değil çevrendeki herkese öyle bir bulaşırımki aklın durur. "cümlesi bittikten sonra üzerime yürümeye başladı. İnat değil miydi? Bende bakışlarımı daha fazla keskinleştirerek çenemi kaldırıp ona karşılık verdim. Bu hoşuna gitmiş olacak ki güldü beyinsiz. Ama hâlâ Lara'dan ses gelmiyordu az önce biraz fazla yüksek sesli konuşmama rağmen uyanmış olması gerekiyordu. " Geri çekil bak içeride çocuk uyuyor ve ben burada seninle uğraşıyorum Kuzey. Şimdi defol git evimden." diyerek işaret parmağımla kapıyı gösterdim. Aramızdaki bir adımlık mesafeyi de kapatarak, "Gitmezsem ne olur acaba maviş? " dediğinde daha dayanamayarak tam ona tokat atacakken elimi havada yakaladı. Manyak. Alayla gülerek, "Gitmezsen hiçbirşey olmaz aslında bu arada unutmadan söyleyeyim Güneş'in senin gibi bir sevgilisi olduğu için ona acıyorum." Dediğimde bileğimi daha fazla sıkmaya başladığında canım acısada belli etmedim. Öfkeyle soluyarak, "Ne dedin sen? " dedi dişlerinin arasından. Gözlerinin içine bakarak, "Ne dediğimi duydun Kurt ve şuan sana burada karşılık vermiyorsam içerideki çocuğa dua et sen. " Sinirle elimi çekerek ondan kurtardım. Tam onun için kapıyı açmaya giderken beni çektiği gibi hiç acımadan duvarla kendi arasına sıkıştırdı aptal. "Napıyorsun sen gerizekalı bıraksana beni! " diye yüzüne bağırdım ve bu sırada hâlâ Lara'dan ses yoktu. Endişelenmeye başlıyordum. "Ne ben ne de sen bir yere gidiyoruz maviş.Sen sakinleşene kadar böyle durucaz ve sonra bende gidicem... " diyerek sustu. Sakinleşmeye çalıştım, çalıştım... Yok olmuyordu. Şu beyinsiz beni daha fazla öfkelendiriyordu gözlerimin içine bakarak.Umarım telefonum kapanmamıştır çünkü bu manyak herif beni bırakmıyordu. İçeriden gelen ayak sesleriyle bir an Lara geliyor sandım ama yanıldım çünkü Yılmaz kapının girişinde durmuş öfkeli gözlerle Kuzey'e bakıyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku