Eylül

Bölüm 3 | Hem Yandım Hem Kayboldum

Yazar:

Eylül – Lea Andrea kitap kapağı
Eylül – Lea Andrea kitap kapağı

Zamanın ipleri elimizde olsa, zamanı durdurmak ister miydik yoksa onu yine kendi hâline mi bırakırdık? Kenan Doğulu’nun dediği gibi, tutamıyorum zamanı ... Zaman geçiyor. Eylülün yerini ekim alıyor, ekimin yerini ise kasım. Sonbahar geçiyor, tutamıyorum sararan yaprakları. Havanın soğukluğuyla beraber gelip geçiyor her şey. Ben ise yerimde sayıyor gibiyim. Yine de Eylül bana ilham vermiş durumda. Birkaç şey yazıyorum, onları bırakıp çizim yapıyorum. Hiçbiri bana harika gibi gelmese de eserlerimden memnuniyet duyuyorum. Ders çalışmam gereken zamanda defterime boş boş bakıyorum. Yazdığım şiir Eylül’ü anlatıyor ve ben defalarca kez o şiiri okuyorum, ezberlemek istercesine. Zihnimin her bir köşesine yayılan dizeleri tekrar ediyorum gözlerimi kapatarak. Havanın serinliğini hissediyorum. Denizin kokusunu duyumsuyorum. Dalgaların sesini duyuyorum. Ve bunlardan da öte, bulunduğum yere yaklaşan adım seslerini duyuyorum. Gözlerimi açmayarak bekliyorum. Dalgaların sesine karışıyor fotoğraf makinesinin fotoğraf çekerken çıkardığı o ses. O an rahatlıyorum, nefesimi verip gözlerimi açıyorum. Kucağımdaki defteri saklamak isteyerek bacaklarımı kendime çekiyorum ve kollarımı dizlerime doluyorum. Eylül ise beni gördüğünde sevinçle yerinde zıplıyor, ardından bağdaş kurup karşıma oturuyor. “ Koray !” İsmimi söylemesini seviyorum. Onun dudaklarından çıkan bu tını hoşuma gidiyor. Gözlerimi dikip onun gözlerine baktığımda başını yana eğiyor. Kucağımdaki deftere ilişen bakışlarını fark ediyorum. “Ne yapıyorsun?” Fotoğraf makinesini serbest bırakıp boynunda asılı hâle geri döndürüyor ve bana doğru uzanıyor ancak kendimi geri çekip ağaca yapışıyorum. “Ders çalışmam gerekiyor,” diyorum konuyu değiştirmeye çalışarak. “Sınavlar yaklaştı ama ben hiçliğin ortasında oturmuş boş boş duruyorum.” Sınavlardan bahsetmemi umursamıyor her zamanki gibi. “Boş duruyor gibi görünmüyorsun. Seni gördüm, defterine bir şeyler yazıyordun.” Defterimi işaret edip adeta küçük bir çocuk gibi onu istediğini belirtiyor. “Önemsiz şeyler,” diyerek kestirip atıyorum. Defteri hızlıca çantama yerleştiriyorum, onun da beni izlediğini bilerek ona döndüğümde gülümsüyorum. “Sen de fotoğraf çekip duruyorsun.” “Önemsiz şeyler,” diyerek beni taklit ediyor. Eylül ile bir süredir arkadaşız. Zaman geçse bile bizim birbirimizi görmemiz hiçbir zaman değişmiyor. Onu ya okul bahçesinde bana bakarken görüyorum ya şimdi olduğu gibi onu ilk gördüğüm yerde yani deniz ile ormanın kesiştiği yerde görüyorum ya da gittiğim herhangi bir yerde. Lokasyonlarının bu kadar değişik olması aklımı kurcalıyor ama cesaret edip de ona soramıyorum. Sınıfını öğrendiğimden beri okul çıkışlarında onu sınıfından almak veya öğle araları onunla olmak istiyorum ama ne zaman bu isteğimi eyleme geçirmeye çalışsam onu orada göremiyorum. Arkadaşlarına sormaya da cesaret edemiyorum zira yanında hiç arkadaş görmediğim için sınıfındakilerin beni garipseyeceğini düşünüyorum. Okulun popüler oğlanlarından olmasam bile var olan statümü korumak zorundaymışım gibi hissediyorum yoksa zaten bana sürekli olarak Eylül’ü soran kendi arkadaşlarımla uğraşmak bile benim için zorlu bir süreç. Onlara, Eylül ile aramda bir şey olmadığını söylemeye çalıştığımda bana gülüyorlar ama Eylül’ü görmek istediklerini dile getirip duruyorlar. Aynı şekilde ailemden gelen kim bu kız sorularına maruz kalmak, zaten içimde var olan stresi körüklüyor ve kendimi evden kaçıp burada, hiçliğin ortasında buluveriyorum. “Sana bir şey sormak istiyorum.” Karşımda oturan Eylül’ün heyecanlı ifadesiyle bakışlarımı denizden çekip ona çeviriyorum. Gülümseyip başımı sallıyorum. “Beni ilk kez burada gördün, değil mi?” Bu sorusu karşısında dudaklarımı aralıyorum ama ne yazık ki hiçbir şey söyleyemiyorum. “Denizde,” diye ekliyor, dudağını ısırıp başıyla denizin olduğu tarafı işaret ederek. “Evet,” diyorum ona yalan söylemek istemeyerek. “Sen bunu nereden biliyorsun?” Gözlerim bir anda kocaman açılıyor. “Yoksa beni gördün mü?” Başını belli belirsiz sallıyor. Onun bu gerçeği bildiği…

Bölümün tamamını WritePad'de oku