1. Bölüm Karşılaşma.
Yazar: Sinem Şahin

Hayatımın bu inişli çıkışlı döneminde genç yaşımda yorgun düşmüştüm. Kolay bir hayatım maalesef olmamıştı. Zengin bir ailede büyümüş olmama rağmen rahat bir hayat geçirememiştim. Küçüklüğümden beri hastalığımla savaşıyordum. Fiziksel olarak bir şeyim olmasa da ruhsal olarak çöküşlerdeydim. Yaşadığım bu trajik olay beni hala etkisi altında tutuyordu. Ben Aysu Aktaş 22 yaşındayım. Hayatım da travmalarımdan dolayı ilerleyememiştim. Travmamın sebebi bundan yedi sene öncesine dayanıyordu. Ben 15 yaşındayken dedem ile babannem evde kavga ediyorlardı. Ben de merak edip aşağı inmiştim. Annem ile babam işteydi. Abim ise dışardaydı. Dedem çok öfkeli görünüyordu. Mutfağa doğru yöneldi. bir iki dakika sonra da babannemin yanına gelmişti. Gözümün önünde babannemi birden fazla bıçaklamıştı. Donakalmıştım. benim pamuk gibi zannetiğim dedem, canavarlaşmıştı. Babannemden sonra kendini de bıçaklayıp yere yığılmıştı. Ortalık kan gölüne dönmüştü. Tek hatırlıdığım şey annemin beni kendime getirmeye çalışmasıydı. Fakat gelemiyordum, gözümün önünde olan bu iki cinayeti bünyem kaldırmamıştı. Bir çok terapi almıştım fakat hiçbiri bir işe yaramamıştı. O geceden kalma bazı travmaya bağlı hareketlerim bu yaşıma kadar gelmişti. Birisi bağırınca elim ayağım titriyor ve kendimden geçiyordum. Aklıma dedemin bağırışı geliyordu. Bazen ise durgun oluyor nefes darlığı yaşıyordum. Ellerimi vücudumu hep yara yapmıştım Kısacası ben iyi değildim. İnsanlardan korkuyordum. Özellikle erkeklerden kaçıyordum. Hayatımı da resmen mahvetmiştim. Hayallerim hep yarım kalmıştı. Liseyi zar zor bitirmiş çok hayalim olmasına rağmen üniversite sınavını kazanamamıştım. Annem babam iyileşmem için her şeyi yapmış olsalar da boşuna uğraşmışlardı. Düzelmek bana zor geliyordu belki de cesaretim yoktu. Annem Ayfer Aktaş 42 yaşındaydı. Bizim ikinci şirketimizin başında duruyordu. Bayada başarılıydı. Aynı zamanda emekli avukattı. Babam Aydın Aktaş ise 42 yaşındaydı. O da ilk şirketimizi yönetiyordu. İşletme mezunuydu. Abim Aras Aktaş ise benden iki yaş büyüktü. Babamın açtığı üçüncü şirketi yönetiyordu. İşletme mezunuydu. Bir de benim can ama can arkadaşım Dilan Kara vardı. Dilan benim ilkokuldan beri arkadaşımdı. Ailesi ile ailem dost olmuş hatta beraber iş bile yapıyorlardı. Dilan ise şuan İşletme okuyordu. Son sınıf öğrencisiydi. Tek çocuk olduğu için mezun olup şirketlerin başına geçmek istiyordu. Sürekli yanıma geliyor beni iyi etmeye çalışıyordu. Ailem ve dilanın ailesi İstanbul'un sayılı zenginlerindendi. Dört şirketimiz vardı ikisini babam yönetmeye çalışıyordu. Benim kabul edip birinin başına geçmemi istiyordu. Fakat ben cesaret edemiyordum. Ondan başka üç kafemiz, beş mağazamız, hepimizin özel aracı ayrıca bir büyük bir normal aile arabası vardı. Bir yazlığımız, iki apartmanımız da vardı. Ayrıca altı arsamız vardı. Karun kadar zengindim fakat bir türlü iyi olamıyordum. Ailem bana ellerinden geleni yapıyordu. Umarım bir gün iyileşmek bana da nasip olurdu... Her zaman ki sıkıcı güne yarım yamalak uykumdan uyandım. Geceleri kabus gördüğüm için uyuyamıyordum. Yataktan ağır adımlarla kalktım. Yatağımı toplayıp banyoya girdim. Rutin işlerimi hallettikten sonra banyodan çıktım. Üzerime eylül olmasına rağmen hâlâ yaz ayında olduğumuz için beyaz şort ve siyah düz askılı crop giydim. Siyah sandaletlerimi de giydikten sonra saçlarımı tarayıp düzleştirdim. Birazda makyaj yapıp gümüş saat ve bileklik taktım. Ne kadar hasta olsam da kendime iyi bakmak bir numaralı öğünümdü. Böylece birazda olsa iyi hissediyordum. Telefonumu ve siyah el çantamı alıp aşağı indim. Bugün dilanla görüşecektik. Salona geçip elimde olan çantamı bıraktım. İlk babamın sonra da annemin yanağını öptüm. Abimin de yanağını öptükten sonra yanına oturdum. Babam bana döndü. " Aysu bugün kuzenin berke geliyor. Ailesini yeni kaybetti malum, kaydını buraya aldırmış bir kaç gün bizde kalacak eve erken gel olur mu kızım " Kafamı sallayıp gülümsedim. Berke anne babasını yani amcamla yengemi geçen sene kaybetmişti. okulun yarım kal…