Çalıkuşu

4. Bölüm

Yazar:

Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı
Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı

Felah Asiye Bozok "Hadi, Halef, biraz daha sert vurman gerekiyor," dedi Hazar. Sesi sert değildi ama geri adım atmama izin vermeyecek kadar netti. Elimdeki boks eldivenleriyle kum torbasına bir kez daha yüklendim. Yumruklarım artık eskisi kadar kontrollü değildi; her darbe biraz daha öfke, biraz daha birikmişlik taşıyordu. Omuzlarım yanıyor, nefesim düzensizleşiyor, göğsüm her solukta biraz daha sıkışıyordu. Alnımda biriken ter gözlerime doğru akarken, onu silmeye bile hâlim yoktu. Hazar'ın dediğini yaptım. Gözlerimi bir an kapatıp Eflah'ı düşündüm. Yüzü, bakışları, o an... hepsi zihnime üşüştü. Ve o an, yumruklarımın şiddeti değişti. Artık sadece torbaya vurmuyordum; içimde biriken her şeyi boşaltıyordum. Her darbe daha sert, daha keskin, daha öfkeliydi. Eldivenlerimin torbaya çarpma sesi boş salonda yankılanırken, nefes alışlarım hızlandı, ritmim kontrolsüz bir hâl aldı. Bir an durmadan, düşünmeden, sadece vuruyordum. Sonunda, içimde biriken son gücü de toplayıp torbaya sert bir tekme savurdum. Ayağımın darbesiyle kum torbası sertçe savruldu. Ardından ince bir yırtılma sesi duyuldu. Torbanın alt kısmında açılan küçük bir delikten kum, yavaş yavaş dökülmeye başladı. Önce birkaç tane, sonra ince bir akış hâlinde... Sanki içimdeki şeyler de onunla birlikte boşalıyordu. Eldivenleri ellerimden neredeyse söker gibi çıkardım. Parmaklarımın uyuştuğunu hissediyordum. Yere bıraktığım su şişesini hızla kaptım, kapağını açarken ellerim hafif titredi. Şişeyi dudaklarıma götürüp suyu neredeyse boğulur gibi içtim. Soğuk su boğazımdan geçerken içimdeki yanmayı bir nebze olsun bastırdı. Ama içimdeki fırtına... hâlâ dinmemişti. Hazar'ın yanıma geldiğini, ellerini omuzlarıma koyduğu an anladım. Parmaklarının ağırlığı hafifti ama varlığı hissediliyordu. Nefesim hâlâ düzensizdi, göğsüm her solukta sertçe inip kalkıyordu. Bakışlarım ona doğru döndüğünde gözlerimin içine, sanki içimi okuyormuş gibi parıldayan gözlerle baktı. Dün sadece konuşmuştuk, kelimelerle sınanmıştık; bugün ise susup harekete geçmiştik. Saatlerdir buradaydık. Zamanın nasıl aktığını anlamamıştım bile. Terim boynumdan süzülüp tişörtüme karışmıştı, saç diplerim ıslaktı, avuç içlerim sızlıyordu. O kadar yorulmuştum ki kollarımı kaldıracak gücü bile zor buluyordum. İçimde dönüp duran o soruyu artık tutamadım. "Neden bana dövüş eğitimi veriyorsun?" diye sordum. Sesim yorgundu ama merakımın ağırlığını taşıyordu. Onun elleri omuzlarımdayken bir an bekledim, sonra o dokunuştan kurtulmak ister gibi omuzlarımı hafifçe silkip ellerini üzerimden çektim. Hazar bir adım geri çekildi. Gözleri hâlâ üzerimdeydi. Bakışları sert değildi ama ciddiydi, sanki vereceği cevabın ağırlığını biliyordu. "Çünkü aşiret ağası olacaksan, gücünün kuvvetinin yerinde olması gerekir," dedi. Kaşlarım istemsizce havalandı. Sözleri mantıklıydı, inkâr edemezdim. Ama içimde hâlâ bir karşı çıkış vardı. Benim birini dövmek zorunda kalacağımı sanmıyordum. Bu tür işleri zaten babamın adamları hallederdi. Ayrıca gücüm de kuvvetim de yerindeydi. Sadece... belki biraz körelmiş, biraz paslanmış olabilirdim. Ama bu kadarına gerek var mıydı? Yine de Hazar'ın söylediklerini tamamen yanlış bulamıyordum. Babamın sesi zihnimde yankılandı. Yıllar önce söylediği o cümleler, sanki bugün için söylenmiş gibiydi. Güçlü insan, güçsüz insandan büyüktür, demişti. Ama hemen ardından eklemişti, Sadece güçlü olmak yetmez. Zeki olacaksın, çevik olacaksın. Aklın, gücünden önce çalışacak. Derin bir nefes alıp Hazar'a baktım. Onda bu ikisi de vardı. Hem güçlüydü hem zekiydi. Hareketleri keskin, bakışları hesaplıydı. Ne yaptığını bilen biriydi. Bu yüzden söyledikleri kulağıma boş gelmiyordu. Belki de mesele sadece dövüşmek değildi. Belki mesele... güçlü kalmayı öğrenmekti. "Anladım," dedim. Sesim yorgundu, kelimeler dudaklarımdan dökülürken bile içimdeki ağırlığı taşıyordu. Bitirdiğim su şişesi hâlâ elimdeydi; parmaklarım şişenin etrafında gevşekçe dolanmış, sanki bırakacak gücü bile kendimde bulamıyormuşum gibi tutuyordum. Göğsüm daralıyordu, al…

Bölümün tamamını WritePad'de oku