Çalıkuşu

2. Bölüm

Yazar:

Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı
Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı

(Felah'ın Hastanedeki İkinci Günü) İlahi Bakış Açısı İki gün... Koskoca, bitmek bilmeyen iki gün. Zaman, zincirlenmiş bir mahkûm gibi ağır aksak ilerliyordu. Güzel günler yaşadığımızda zaman su gibi akıp gider; insan dönüp arkasına baktığında "Ne ara geçti?" diye hayıflanır. Ama acı günlerde... zaman adeta durur, saniyeler bile insanın içine batmaya başlar. Aynı saat, aynı tik tak sesleri... ama hissettirdikleri bambaşkadır. Sanki zaman değil de insanın kalbi yavaşlamış, yükü ağırlaşmıştır. Felah'ın hastanedeki ilk günü, Eflah'ın hasretiyle ateşe dönüşmüştü. Bedeni yatakta olsa da zihni hâlâ o anın içinde sıkışıp kalmıştı. Gördüğü sahne gözlerinin önünden gitmiyor, ne kadar kaçmaya çalışsa da zihni onu tekrar tekrar o kapının önüne götürüyordu. İnanmak istemiyordu. Eflah'ın böyle bir şey yapabileceğini kabullenemiyordu. Eğer bunu başkasından duysaydı, bir an bile düşünmeden Eflah'ı savunur, suçlayanı sustururdu. Ama bu kez kendi gözleriyle görmüştü. Peki... bir insan, sevdiği birinin yokluğuyla, onun ihanetiyle bu kadar sarsılıp hastanelik olabilir miydi? İlk gün, aşiret ağalarının çoğu hastaneye gelmişti. Hem Felah'ın durumunu öğrenmek hem de onun, babasının yerine geçip aşiret ağalığını kabul etmesi meselesini konuşmak için... Ama ne Felah'ın konuşacak hâli vardı ne de anne babasının. Kızları hastane yatağındayken, hangi akıl böyle bir konuyu gündeme getirebilirdi ki Ahmet Ağa'nın zihni karmakarışıktı. Eflah'ın yaptığı ihanet onu öfkelendirmişti ama bir yandan da geçmişte yaşananlar aklına geliyordu. O gün, karşısına dikilip Kızınızı seviyorum diyen o çocukla, bugünkü olaylar arasında uçurum vardı. Bu kadar değişmiş olabilir miydi bir insan? Hastane koridorunda artık sadece Ahmet Ağa ile Ayşe Hanım kalmıştı. Gelen giden herkes gönderilmiş, koridor sessizliğe gömülmüştü. Beyaz duvarlar, floresan ışıkların altında daha da soğuk görünüyordu. Antiseptik kokusu insanın içine işliyor, sanki buradaki her acıyı sabitliyordu. Yaşları ilerlemişti ama evlat sevgisi onları ayakta tutuyordu. Felah ve Hasret... onların her şeyiydi. Birinin saçının tek bir teline zarar gelse dünyayı yakacak kadar gözü dönebilirdi ikisinin de. Ahmet Ağa derin bir nefes alarak yerinden kalktı. Sabahın erken saatlerinden beri hiçbir şey yememişlerdi. Ama güçlü kalmaları gerekiyordu. Felah için... kızları için. "Ben birazdan geleceğim," dedi. Eşi, onun ne demek istediğini gözlerinden anladı. Sessizce başını salladı. İtiraz etmedi. Çünkü o da biliyordu; Ahmet'in biraz nefes almaya ihtiyacı vardı. Ayşe Hanım'ın yüzü taş kesilmiş gibiydi. Saatlerdir ağlamaktan gözlerinde yaş kalmamıştı. Ama içindeki sızı, gözyaşından çok daha derindi. Eflah ile Feride meselesine hâlâ anlam veremiyordu. Kendi gözleriyle görmemişti. Her şey eksikti, yarımdı, havada asılı kalmış gibiydi. Ama kızının bu hale gelmesi... bir şeylerin gerçekten çok kötü olduğunu anlatmaya yetiyordu. Ahmet Ağa, eşinin yanağına kısa bir dokunuş bıraktı. Sessiz, kırılgan bir dokunuş... Sonra arkasını dönüp uzaklaştı. Koridorda bekleyen korumalar dimdik duruyordu. Gözleri tetikteydi. Herhangi bir durumda ne yapacaklarını biliyorlardı. Ayşe Hanım bir süre daha oturduğu yerde kaldı. Sonra yavaşça ayağa kalktı. Dizleri sanki yük taşır gibi ağırdı. Kızını sadece bir kez görebilmişti. Yemek yedikten sonra tekrar doktorla konuşup yanına girecekti. "Güçlü olmalısın," diye fısıldadı kendi kendine. "Onun senden başka kimsesi yok." Bir koruma hemen peşinden hareketlenmek istedi ama Ayşe Hanım elini kaldırarak onu durdurdu. Tek başına yürümek istiyordu. Kendi acısıyla baş başa kalmak... Koruma saygıyla başını eğdi. Ayşe Hanım, hastane koridorunun uzun ve soğuk çizgileri arasında yavaş adımlarla ilerledi. Ayak sesleri boşlukta yankılanırken, içindeki sessizlik her şeyden daha ağırdı. Eflah göz ucuyla etrafı süzdü. Koridorun o an için bomboş olduğunu fark edince adımlarını yavaşça ileri attı. Hastanenin uzun ve soğuk koridorları, floresan ışıkların altında daha da sessiz ve ürkütücü görünüyordu. Duvarlardan yansıyan an…

Bölümün tamamını WritePad'de oku