Çalıkuşu

16. Bölüm

Yazar:

Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı
Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı

Felah Asiye Bozok Eflah ile tüm gün boyunca gezdik. Uzungöl'ün o sisli ve büyüleyici atmosferinden çıkıp Trabzon'un dar sokaklarında kaybolduk, tarihi çarşıları adımladık, vitrinlere baka baka yürüdük. Alışveriş yaptık. Neredeyse gezmedik yer bırakmamıştık. Eflah ile eskisi gibi olmak, onun elini tutarak yürümek, kahkahalarımızı aynı rüzgâra bırakmak... Bütün bunlar beni inanılmaz mutlu ediyordu. Sanki aramıza giren onca mesafe, o kırgınlıklar, o yarım kalmışlıklar bir bir siliniyor; biz yeniden, en baştaki biz oluyorduk. Hele ki Eflah'ın, Cuma günü olduğumuz için camiye gitmeyi unutmaması kalbimi ayrı bir fethetti. Ben ona gün içinde alışverişten gözlerim parlaya parlaya bakarken, o sessizce ezan vaktini kollamış, beni kırmadan önce bir camiye uğrayalım demişti. O an, içimde ona karşı bir kez daha büyük bir hayranlık uyandı. Onun için dinimiz, vatanımız, manevi değerlerimiz her şeyden önce geliyordu. Bu, onu gözümde her şeyin ötesine taşıdı. Akşam olduğunda, aldığım iki maskeyi çıkardım. Bu geceki eğlencemiz, Eflah ile yüzümüze maske takıp film izlemekti. Patlamış mısırları çoktan hazırlamış, mis gibi tereyağlı kokusunu salona yaymıştım. Yanına da iki bardak soğuk limonata koymuştum. Günümüzün güzel bir şekilde biteceğine yürekten inanıyordum. Şöminedeki ateş hâlâ çıtırdıyor, salona turuncu ve sıcacık bir hava yayıyordu. Eflah koltukta, tam yanımda oturuyordu; gözleri bana çevrilmiş, dudaklarında o her zamanki yarım gülümseme vardı. "Yeşil maskemi, mavi maskemi?" diye sordum, iki maskeyi havaya kaldırarak. Aslında o, maviyi seçse bile ona yeşili kullandıracaktım. Çünkü maskeleri göz renklerimize göre almıştım. Ama onun yeşili seçeceğini zaten biliyordum. "Yeşil," dediğinde, düşüncelerim doğrulandı. Gülümsedim. Yeşil maskeyi alıp yavaşça yüzüne geçirdim. Parmak uçlarım, maskenin kenarlarını düzeltirken tenine değdi. O kısacık temas bile kalbimin ritmini bozmaya yetti. Kendime de mavi olanı geçirdim. Üzerimde, yine alışverişten aldığım pembe Hello Kitty desenli pijama ve ona uygun bembeyaz bir askılı tişört vardı. Salon, şöminenin de etkisiyle fazlasıyla sıcaktı. Askılı tişört giydiğim için hastalanmayacaktım yani, içim rahattı. En komiği ise, Eflah'a zorla Hello Kitty desenli pijama giydirdiğimdi. "Asla giymem," demişti; kaşlarını çatmış, dudak büküp bana meydan okumuştu. Ama benim inadım, onunkinden çok daha tehlikeliydi. Sonunda pes etmiş, "Bir şey olmaz," diye söylenerek üzerine geçirmişti. Altına da kendi beyaz tişörtünü giymişti. Çünkü o da benimle aynı şekilde giyinmek istemişti. Gerçekten, bu adam yaş aldıkça daha da yakışıklı oluyordu. Şu an, o koca cüssesiyle Hello Kitty'li pijamalarla koltukta oturuyor ve hâlâ inanılmaz derecede çekici görünüyordu. Bu nasıl mümkün olabilirdi? Gerçekten haksızlıktı. "Filmi sen seç," dedim, ona dönerek. Gözlerim, şöminenin turuncu ışığında parıldayan yüzüne takıldı. Ben genellikle fazla dizi izlemezdim. İzlesem bile ya bilim kurgu ya da romantik türdeki filmlere kayardım. Yazmak ve kitap okumak, benim için her zaman birinci sıradaydı. Bir yandan da film izlerken elimde mutlaka bir şeyler olurdu. Ya bir battaniye ucuyla oynardım ya da patlamış mısır kasesini kucağıma alıp tek tek yerdim. Ama bu gece, her şey farklıydı; çünkü yanımda o vardı. Ve onun varlığı, en sıradan anı bile büyülü bir âna dönüştürüyordu. Eflah, benim hangi kategorideki filmleri tercih ettiğimi çok iyi bildiği için, kumandayı eline aldı ve ekranda bir film açtı. "Archive izleyelim," dediğinde, başımı salladım; sorun değildi. Hatta bilim kurgu olması, beni daha da mutlu etmişti. Gözlerim, ekrana kilitlendi. Açılış sahneleriyle birlikte filmin atmosferine yavaş yavaş kapılmaya başladım. Limonatadan bir yudum aldım. Soğuk sıvı, boğazımdan aşağı süzülürken hafifçe ürperdim. Bardağı sehpanın üzerine bırakıp filme odaklandım. Güzel bir filme benziyordu. Yalnız, kasvetli ve etkileyici bir havası vardı. Ana karakterlerden birinin Theo James olması ise ayrı bir sürprizdi. Bir anlığına ekrana dalmışken, zihnimde Eflah ile The…

Bölümün tamamını WritePad'de oku