Çalıkuşu

15. Bölüm

Yazar:

Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı
Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı

Felah Asiye Bozok Her şeyi hallettikten sonra, nenemin o meşhur lahana sarmasını, peynirli böreğini, mısır ekmeğini, tereyağlı kuymağını, kısacası ne varsa hepsini masaya dizdim. Masada yok yoktu; adeta bir bayram sofrası gibi donanmıştı. Çayları da tazeleyip demliğin kapağını kapattıktan sonra, Eflah'ın yanındaki sandalyeye usulca kuruldum. Nenem tam karşımızda, o bildik mavi gözleriyle bizi süzüyor, dudaklarında hem merak hem de sevgi barındıran o ince gülümsemesiyle oturuyordu. "Eee, bakayim da, hangi Karadeniz yelkeni atti sizi buraya?" diye sordu nenem. Sesi, tıpkı dalgaların kayalıklara vurduğu o yumuşak tını gibiydi; her hecesi ayrı bir melodi, her kelimesi ayrı bir sıcaklıktı. Kasılanın ben olduğumu sadece Eflah fark etti. Elini, bacağımın üzerinde hissettim; avucu sıcacık ve güven vericiydi. Derin bir nefes alıp Eflah'tan önce konuştum; çünkü onun konuşmasına izin verirsem, bütün gerçeği olduğu gibi anlatacağını biliyordum. Nenemin kalbini kırmaya, onu üzmeye hiç niyetim yoktu. "Nene, biz evleneli iki hafta geçti," dedim, sesime neşeli bir ton yerleştirmeye çalışarak. "Biz de balayına gitmeye karar verdik. Ben de burayı çok özlemiştim, hem Eflah da ilk defa geliyor buraya, gezelim dedik." Sesim, dışarıdan ne kadar neşeli çıkıyorsa, içimdeki o burukluk da bir o kadar derindi. Konuşmak bile zor geliyordu; her kelime boğazıma bir düğüm gibi oturuyordu. Nenem, anlattıklarımla aydınlanınca gülümsedi; yüzü, güneş görmüş bir bahçe gibi ışıdı. "Ha, iyi yapmişsiniz da," dedi memnuniyetle. "Karadeniz'den iyi yer var midur, yok midur?" Başımı salladım; gülümsemem, nenemin sıcaklığıyla biraz olsun gerçeğe dönüştü. "Yoktur nene," dedim. "Karadeniz'in güzeline hiçbir yer yetişemez." Nenem derin bir iç çekti; o iç çekiş, yılların yorgunluğunu, özlemini ve anılarını taşıyordu. Ellerini, önlüğünün ceplerine sokup başını hafifçe yana eğdi. "Ben de dün rüyamda dedeni gördum," dedi. Sesindeki o titreme, kalbime bir ok gibi saplandı. Nefes bile alamazken, gözlerimi neneme diktim. Eflah, bacağımı biraz daha sıktı; parmakları, "ben buradayim, sakin ol" der gibi tenime bastırdı. Dedem, kalp krizi nedeniyle ölmüştü; o gün, nenemi belki de ilk ve son kez öyle yıpranmış, öyle çökmüş, öyle çaresiz görmüştüm. Dedem gidince, sanki nenemin bir zamanlar mutlu olduğu bütün zamanlar da peşinden sökün etmişti. Geriye, dedemden kalan soluk fotoğraflar, gençken neneme yazdığı o sararmış mektuplar ve avuç içi kadar anılar kalmıştı. Eski bir rafta durur gibi değil; dedemin ölüm acısı, nenem için bir hayattan vazgeçiş olarak kalmıştı. Biliyordum; şimdi de o, dedemin yanına gitmeyi bekliyordu. Her gece, her dua, her nefes... Ona kavuşacağı günü iple çekiyordu. "Ne gördün nene?" dedim hemen. Heyecanlı değildim, sadece merak ediyordum. "Dedem sana benim hakkımda bir şey mi dedi?" Nenem, mavi gözlerini bana dikti; o bakış, hem geçmişten bir selam hem de geleceğe bir mirastı. "Felah, deden 'benim kizum niye benim mezarima gelmiyor? Yoksa yaşananlar oni çok mi yipratti?' dedi," diye mırıldandı. Sesi, rüzgârın ağaç dallarında bıraktığı o hışırtı kadar hafif, ama bir o kadar da sakindi. O an, ben dahil, Eflah'ın da kasılan bedenini gördüm; çenesi gerildi, omuzları taş gibi sertleşti. Nefes bile alamıyorduk. Son yaşananları dedem görüyor muydu? Düğünü, o rezaleti, kaçırılışımı, her şeyi... Biliyor muydu? Nenemin gözleri, yavaşça Eflah'a değdi. O mavi derinliklerde, sanki bir şey saklıydı; bir sır, bir uyarı, belki de bir hayır duası... Dudakları aralandı; bir şey söyleyecek gibi oldu. Ama vazgeçti. Başını hafifçe iki yana sallayıp derin bir nefes aldı ve sustu. O an, masanın üzerindeki çayın buharı bile donmuş, zaman durmuş gibiydi. "Nene," dedim, ne diyeceğimi bilemez bir halde. Kelimeler boğazıma dizilmiş, hangisini seçsem yanlış olacakmış gibi bir korkuyla kıvranıyordum. Eflah'ın bacağımın üzerindeki elini tuttum; avucumu onunkinin üzerine kapatıp sıktım. O sıcak, o güven verici el, şimdi benim tutunacak dalımdı. "Biz zaten buraya gelirken dedemin mezarına da ge…

Bölümün tamamını WritePad'de oku