Çalıkuşu

14. Bölüm

Yazar:

Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı
Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı

Geçmiş Zaman Felah Asiye Bozok İnsan, sevdiği ile huzur bulurdu. Ruhlar birbirine teslim olur, aralarındaki bağ her geçen gün gücünü biraz daha artırır, birbirlerine olan aidiyetlerini perçinlerdi. Tıpkı bizim gibi... Eflah ve ben, birbirimize görünmez iplerle bağlıydık sanki; ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım, o ipler bizi hep birbirimize çekerdi. Üniversiteye yeni geçmiş bir öğrenci olarak zor bir süreçten geçiyordum. Eflah olmasaydı neler olurdu, tahmin bile edemiyordum. Aslında asosyal biri değildim; insanlarla iletişim kurmakta, arkadaş edinmekte hiçbir zaman zorlanmamıştım. Lakin yeni bir okula, yeni bir düzene alışmak, kemikleşmiş alışkanlıkları bir kenara bırakmak beni zorluyordu. Neyse ki Eflah vardı. O, her zamanki gibi yanımdaydı; bir adım gerimde değil, tam omzumun hizasında... Eflah ile aynı sınıfta ve aynı üniversitede olmamız tesadüf değildi. Bu işte onun ve babasının parmağı olduğunu adım gibi biliyordum. Ama canıma minnetti; şikâyetçi değildim. Sonuçta sevdiğim adamla aynı yerde, aynı sıralarda, aynı tahtaya bakarak ders görüyordum. Onun varlığı, en sıkıcı dersi bile katlanılır kılıyordu. Tahtaya yazı yazan hocayı değil de, yan sıradaki Eflah'ı izlediğim için kaç kez azar işittiğimi saysam, mezun olana kadar bitiremezdim herhalde. Eflah ile beraber ortak yerimize gelmiştik. Aşıklar Ağacı... Bilgisayarımı kucağıma yerleştirmiş, kitabıma yeni bölüm yazıyordum. Eflah ise, söylemesem bile fark edeceği üzere, benim için papatya toplamaya gitmişti. Çünkü ben ona tatlı tatlı ısrar etmiş, "Geçen geldiğimizde hepsini tüketmiştim, yenilerini isterim," demiştim. O da göz devirip homurdanarak, ama içten içe seve seve, papatya avına çıkmıştı. Parmaklarım klavyenin üzerinde hızla hareket ediyor, adeta dans ediyordu. Aklım uçmuştu resmen; yazdığım sahneye kendimi öyle kaptırmıştım ki, dünyadan kopmuştum. "Son Gözyaşı" kitabına yeni bölüm yazıyordum; bitmesine on bölüm filan kalmıştı. Ama bazen tıkanıyordum; kelimeler akmıyor, sahneler zihnimde canlanmıyor, ne yapacağımı şaşırıyordum. Finale yaklaşmanın verdiği o tatlı heyecan, içimi hem coşturuyor hem de tuhaf bir endişeyle dolduruyordu. Ya okurlar beğenmezse? Ya final hayal kırıklığı yaratırsa? Kitaba ne mi yazıyordum? Yetişkin sahnesi! Hem de öyle bir sahneydi ki bu, parmaklarım utançtan titriyor, yanaklarım kızarıyor, ama yine de durmaksızın yazıyordum. En kritik cümleye denk gelmiştim. Ve yazıyordum. Yeri ve zamanı mıydı bilmiyordum ama şu an Aşıklar Ağacı'na yaslanmış, rahat rahat yazıyordum. Şüpheliydi bu rahatlık; Eflah her an gelebilirdi ve benim ondan sakladığım koca bir sır vardı ekranda. Normalde Eflah gelir gelmez bilgisayarı kapatırdım; ekranı indirir, masum bir ifade takınır, "bir şey yazmıyordum" der gibi bakardım. Ama bugün son gündü; yarın bölümü atmam gerekiyordu ve ben işi yine son dakikaya bırakmıştım. O yüzden yerimde dikleşmiş, parmaklarımı klavyeye gömmüş, durmaksızın yazıyordum. Belki de yazarların en çok zorlandığı taraflardan biriydi bu. Çünkü on sekiz yaşında, üniversiteye yeni adım atmış bir genç kız olarak, bu tür sahneleri yazarken gerçekten zorlanıyordum. Ama yetişkin olduğum için, bunu yazmamda bir sakınca olmadığına inanıyordum. Sonuçta bu bir kurguydu; hayal gücümün sınırlarında dolanıyor, gerçek hayattan beslenmiyordu. Hafifçe yutkunurken, yazdığım şey biraz daha krizleniyor, biraz daha alevleniyordu. Kelimeler ekrana döküldükçe, sahnedeki gerilim tırmanıyor, karakterler birbirine daha da yaklaşıyordu. "Sen sadece benim yazdığım bir karaktersin!" dedim erkek karakterime; içinden çıkan o güce, o kararlılığa, o çekiciliğe inanamıyordum. Ondaki güç de neymiş, maşallah! Sanki benim yazdığım bir karakter değil de, gerçek bir adamdı karşımda duran. "Öyle mi?" Gözlerim irice açılırken, ekranı gördüğüm anda bilgisayarı hızla kapattım. Kalbim küt küt atıyor, yanaklarım ateş gibi yanıyordu. Yutkunurken, arkamı dönüp salakça gülümsedim. İşte oradaydı; omzumun hemen üzerinden ekrana bakan, yüzünde o sinir bozucu, o her şeyi anlamış ifadesiyle Eflah...…

Bölümün tamamını WritePad'de oku