Çalıkuşu

11. Bölüm

Yazar:

Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı
Çalıkuşu – Nergiz kitap kapağı

Felah Asiye Bozok "O zaman beni anlıyorsun, değil mi?" dedim, sesim istemediğim kadar üzgün, istemediğim kadar kırılgan çıkmıştı. O yeşil gözleri, benim mavilerime değdiğinde, tıpkı toprağın suyla buluştuğu o ilk an gibi birleşti her şey. Asıl kıyamet buydu işte; ne ondan kopabiliyordum ne de ona tam olarak tutunabiliyordum. Aramızdaki o incecik çizgide, bir ileri bir geri sallanıp duruyorduk. "Anlıyorum," dedi, sesi alçak ve anlayışlıydı. Ama hemen ardından, kaşlarını hafifçe çatarak ekledi: "Ama bana neden güvenmediğini anlamıyorum." Hâlâ burun burunaydık. O kadar yakındı ki, göğsü göğsüme değiyor, sıcak nefesi dudaklarımı yalıyordu. Nefes alamıyordum; ciğerlerim, onun varlığıyla dolup taşıyor, hava bile aramıza giremiyordu. Ayrı kalamıyorduk ki birbirimizden nefret edelim. Aramıza mesafe koyamıyorduk ki o mesafenin ardından ona öfke duyabileyim. Onu özlüyordum; deliler gibi, çocuklar gibi, her şeye rağmen... Ama bu, onun bizim ilişkimize yaptığı şeyleri değiştirdiği anlamına gelmiyordu. Yüreğimdeki acı, hâlâ dünkü kadar yeniydi; o düğün günü, o dudaklar, o ihanet... Her şey bir fotoğraf karesi gibi zihnime kazınmıştı. "Konu hep başa geliyor ve ben bundan sıkıldım," dedim, sesim yorgun ve çaresizdi. Hep aynı döngü; önce yakınlaşıyor, sonra geçmişi hatırlıyor, sonra yine birbirimize giriyorduk. Bu kısır döngüden çıkamıyorduk. "Sana dedim Asiye," diye fısıldadı, gözleri gözlerimde, sesi kırgın ve biraz da sitemkârdı. "Feride'yi buraya getirip her şeyi konuşalım dedim mi, demedim mi?" O sözleriyle birlikte zihnim, o günkü konuşmaya, ahırda Efsun'un yanında geçen o anlara gitti. Eflah'ın gözlerindeki çaresiz kararlılığı, bana uzattığı o teklifi, "her şeyi konuşalım" deyişini hatırladım. O teklifi duymuş, ama kabul etmemiştim. Çünkü konuşmak değildi mesele; mesele, görmüş olmamdı. Gözlerimle görmüştüm. Ve gözlerim, kalbime ihanet etmezdi. "Peki senin Feride'yi tehdit edip etmediğini nereden bilebilirim?" dedim. Sesim, içimde kopan fırtınanın habercisi gibi titriyordu. Onun, belki de kendi ilişkisini kurtarmaya çalışıp başka bir ilişkiyi yok etmek istemesi... Bunu yapması iğrenç bir şey olurdu. Düşüncesi bile midemi bulandırıyor, kalbimi sıkıştırıyordu. Ama o bunu yapmazdı. Yapmazdı, değil mi? Ben neden böyleydim? Neden her fırsatta onu suçlayacak bir bahane arıyor, neden en masum sözlerinin altında bile bir tuzak arıyordum? Kıskançlık, zehirli bir sarmaşık gibi damarlarımda dolaşıyordu ve ben bunu net bir şekilde hissediyordum. Onu kaybetme korkusu, ona güvenme isteğimin önüne geçiyordu. Ve bu korku, beni gitgide daha da çirkin biri yapıyordu. Başını iki yana salladı Eflah. Gözlerinde, daha önce hiç görmediğim kadar net, o kadar derin bir kırgınlık vardı ki... Sanki bütün sözlerim, bütün suçlamalarım, o ana kadar biriktirdiği umut kırıntılarını da alıp götürmüştü. Kollarını iki yana doğru açtı; çaresiz, bitkin, sanki görünmez bir yükü omuzlarından atar gibi... Sonra tekrar başını salladı. "Sendeki değerim, meğerse yıllardır buymuş. Ben bunu nasıl yeni fark ediyorum, anlamıyorum," dedi. Sesi, içime işleyen ince bir sızı gibiydi. Gözleri hâlâ bana kırgın, hâlâ bana sitemkârdı. "Demek birini tehdit edecek kadar şerefsizim senin gözünde." Bir an durdu. Karadeniz'in hırçın rüzgârı aramıza girdi; saçlarımı savurdu, tenimi ürpertti. Ama asıl ürperti, onun az sonra söyleyeceklerinden geldi. "Sana son bir şey söyleyeyim," dedi. Başını kaldırıp gözlerime öyle bir baktı ki; o bakış, nefesimi kesti. "Sen benim ruhumun kefeni olacaksın, Asiye." Ve arkasını döndü. Ne bir kelime daha ne de bir bakış... Sadece gidişinin sesi kaldı. Karadeniz'in dalgalarına karışan ayak sesleri, rüzgârın uğultusu ve benim kalbimin paramparça oluşunun sessiz çığlığı... Evet, gerçekten beni burada, bu evde, bu dağ başında bırakıp gitmişti. Ona defalarca git demiştim; ama hiçbiri bu kadar canımı yakmamıştı. Çünkü bu kez, gerçekten gitmişti. Eflah'ın Felah'ı Kaçırma Olayından Beş Saat Sonra Leyla'nın gece herkese içirdiği limonatanın üzerinden tam beş saat geçmişti.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku