ESARET

❤️‍🔥1. Kapalı Kapılar Ardında

Yazar:

ESARET – Seda kitap kapağı
ESARET – Seda kitap kapağı

❤️‍🔥 Elleri ve bacakları arkadan bağlanmıştı. Gözleri siyah bir parça tül ile bağlıydı. Görmesede sonunun ne olduğunu biliyordu. Yaralı bedeni daha ne kadar dayanabilirdi bilmiyordu. Karanlık oda da saatlerce bekledi. Açlık ve susuzluk nüksetmişti. Bedeni güçsüz ve savunmasızdı. Önce vanilya kokusu ulaştı bedenine. Tatlı ama ağırdı; karanlığın içinde olmaması gereken kadar güzeldi. Ardından ensesinde gezinen sıcak nefesi hissetti. Ve en sonunda, arkasındaki varlığı. Nefesi kesildi. Dudaklarından tek bir kelime dahi çıkmadı. Konuşmayı unutmuş gibiydi. Tüm bedenin gerildiğini hissetti. “Göründüğünden daha güçlüymüşsün. “ Sesinde ürpertici bir ton vardı. Duygusuz ama tüm bedenindeki duyguları harekete geçirmeye yetmişti. Korkuyordu ama bunu belli etmeye niyeti yoktu. Sesi odanın içinde yankılandı. “Hayır. “ dedi kadın ve dudaklarına gelen kanı yaladı. Tam karşısına geçti adam ve kadınla burun buruna geldi. Kadının derinden gelen nefesleri dışında hiç ses yoktu. Gözleri karnındaki yaraya kaydı. Yeni dikiş atılmıştı ama uslu durmadığı için dikişleri çoktan patlamıştı. Kan beyaz gömleğinin altından usul usul yayılıyor, kumaş bedenine yapışıyordu. Adam elini uzatıp yaranın üstüne bastırdı. Kadının bedeni acıyla sarsıldı. Küçük bir inilti dudaklarından kaçtı. Bağlı elleri istemsiz gerilmişti. Dişlerini sıktı. Başka inilti vermek istemedi. Yaranın üstündeki baskı arttı. Gözünden bir damla yaş siyah tüle yayıldı. Adamın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Bundan keyif aldığı belliydi. Her bir hareketinde acıyı biraz daha derinden hissediyordu. “Bunun böyle olacağını bilmen gerekirdi. “ “Benimle oynamana izin vermem. “ Dudaklarından çıkan her bir sözde tiksinti vardı. Oyuna getirilmiş , dalga konusu olmuş , en kötüsü de hafife alınmıştı. Duyguları hiçe sayılmış hatta kullanılmıştı. Nefretle baktı. Sinirli ve bir o kadar da acımasızdı. Ne yapacağını bilmiyordu. Ona her zarar verdiğinde kendisinden de bir parça yok oluyordu. Duyguları yokmuş gibi davranıyor ve acı çekmesini izliyordu. Kendi canı onun kinden daha fazla acıyordu. Elinde olsa onu sonsuza dek bu odaya kapatır, dışarıdaki dünyayı unutturur ve yalnızca kendisine ait olduğu karanlıkta onunla birlikte yaşardı. Çünkü onun sevgisi özgür bırakmayı bilmiyordu. Sevmek, onun için sahip olmaktı. Sahip olmaksa kaybetme ihtimalini ortadan kaldırmak. Yarasını biraz daha bastırdı. Vücudunun biraz daha gerilmesini izledi. “Canın acıyor. “ Kadın , gözlerini örten siyah tülün ardından ona bakıyormuş gibi başını kaldırdı. “Bunu anlamak için çok zeki olmana gerek yok. “ Parmaklarını yaranın üzerinden çekti. Ardından gözlerini örten tülün düğümüne uzandı. “Birazdan bana bakacaksın,” diye fısıldadı. “Ama yüzümü gördüğünde, artık buradan çıkmana izin veremem.” Kadın dudağının kenarındaki kanı yeniden yaladı. “Buraya beni öldürmeye getirdiğini sanıyordum.” Adam tülü yavaşça çözdü. “Öldürmek isteseydim,” dedi karanlık kumaş gözlerinden düşerken, “Yaralarını sarmazdım. “ Devam edecek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku