Giriş
Yazar: Ayşe İlhanlı

Başlangıç Tarihi : 23.07.2026 Bu bir mafya kitabıdır. Kitapta bazı İtalyanca ve Rusça tabirler bulunduğu için satır aralarında Türkçeleri belirtilecektir. ⚔️ Tetikleyici Uyarısı: Lütfen bu kitabın bazı okuyucuları tetikleyebilecek içerikler barındırdığının farkında olarak okuyun: aile içi şiddet, istismar, zorla alıkoyma ve işkence sahneleri bulunmaktadır. (Hiçbiri ana karakterler arasında gerçekleşmiyor.) Bunlardan herhangi birine karşı hassassanız lütfen okumayınız. ⚔️ ENRİCO LORUSSO (11 yıl önce) Kan. Masanın üzerindeki bıçağıma bulaşmış o tatmin edici taze kanı seyrederken kurbanımın can çekişlerini duyabiliyordum. İsmi önemli değildi. Onun varlığı kıymetli de değildi. Göğsüm adrenalinle yükselip alçalırken amcamın gözlerinin içine baktım. Ölüme yaklaştıkça nefret dolu bakışlarının yerini pişmanlık ve yalvarış alıyordu. Başımı sola yasladım. "Ölecek misin?" Ölüp ölüp dirilmeliydi ki içimdeki öfke bir nebze de olsa soğumalıydı. Kendi kanına ihanet etmişti. Hayır. Masum yeğeninin canına kastetmişti. "Nadia'nın yerini bir tek ben biliyorum. Onu bulmak istiyorsan-" Bıçağımı masanın üzerinden çekip aldım. Ona yaklaşırken tereddüt etmedim. Kabzasına kadar bıçağı göğsünün ortasına soktum. Tam tamına on gündür beni oyalıyordu. Acı çekmesi karşılığında buna yeterince katlanmıştım. "Kardeşimi kaybettiğini biliyorum amca. Onu kimlere verdiy-" "Türkiye'de." Boğulur gibi kan kusmaya başladı. "O kızla." Hayatım boyunca ilk kez pişmanlık dilimi yaktı. Sabredememiştim. Onu erken öldürmeye kalkmıştım. Günlerdir tek kelime etmeyen adam son nefesinde bölük börçük bilgiyi söylemişti. "Ölme amca." Dudakları kıvrıldı. "Onu asla bulamayacaksın. O-" Yeşil gözleri ruhsuz iki çifte döndüğünde başı öne düştü. Ellerimden dirseğime doğru süzülen ılık kan yere damlalar halinde düşüyorken bir kez daha fevri davranmamın cezasını ödeyeceğimi görebiliyordum. Fevri olduğun için capo olamazsın, derdi babam. Sakin ve kontrollü olmadığım için yerime Gerardo'nun lider olmaya layık olduğunu söylediği onca zamanın kanıtı yere damlayan kandı. Türkiye'de o kız dediğinin kim olduğunu bile bilmiyordum. Kimin kızı kardeşimleydi? Türkiye'nin neresindeydi? Kafamın içini dolduran soru işaretlerinin gölgesinde bıçağı çektim ve oluk oluk kan göğsünden karnına doğru süzülmeye başladı. "Rico." Deponun kapısı açıldığında içeri benden üç yaş küçük kardeşim girdi. Amcama yaptıklarımı görünce adımları birbirine takılsa da düşmeden bana doğru ilerlemeye devam etti. "Abi." Gözleri kocaman açıldı ve büyürken bizimle olan adamın cansız bedenine bakakaldı. "Gerardo geldi." Birkaç saniye akıp geçerken pişmanlığımın asıl nedeninin ne olduğunu görebiliyordum. Gerardo, babası gibi değildi. Babasına kefil olmuş ve yanılmıştı. Onun masum olduğunu savunmakta haklıydı. Yıllardır amcamın masum olduğunu sanıyordum. Babasına kefil olmasının cezasını kesmiştim. Gerardo'yla bağımı koparıp atan acımasız bir karardı. "Aileden atıldığını biliyorum. Ama o da en az senin kadar Nadia'yı kurtarmak istiyordu." "O artık bir Lorusso değil." Öfkem beni yönlendirirken merhametimden kalan en ufak bir kırıntı dahi yoktu. Babamın ikinci karısı, Nadia'nın annesiydi. Anneliğini yalnızca Nadia'ya değil, bize de yapmıştı. Sonunda soyumuz onun kucağından çocuğunu çalmış, yıllarca kardeşimin yokluğuyla eriyip bitmişti. Dün ölmüştü. Ona verdiğim sözü tutamadan gözlerini kapatmıştı. Babama yalvarmıştı; Ricardo'nun tek derdi Bratva'ydı. Amcama Nadia'ya ulaşması için dil dökmüştü; Orlando'nun tek yaptığı sessizce olanlardan haberi yokmuş gibi davranmaktı. Gerardo'nun cezası, babasına inanmasıydı ve bundan pişman olduğum her saniye aklıma kardeşim geliyordu. Ölmediğine dair garip bir önsezim vardı. Ölseydi amcam bunu gizlemez, onun ölümüyle büyük bir savaşı başlatma nedenini bulmuş olurdu. Babam savaşırsa kaybederdi. Yerine de amcam capo olur ve ailenin bşaına geçmiş olurdu. Artık onun soyundan gelen kimsenin Lorusso ailesinin lideri olmasına izin vermiyordum. Acımasız kararlarım, kardeşime yapılan acımasızlıkla taçlanm…