Elzem

30. Bölüm - Yarım Kalan Çocuklar

Yazar:

Elzem – 🍷 kitap kapağı
Elzem – 🍷 kitap kapağı

Bölüm görselleri

Elzem - 30. Bölüm - Yarım Kalan Çocuklar bölüm görseli 1
Elzem - 30. Bölüm - Yarım Kalan Çocuklar bölüm görseli 1

Geçmişimiz her zaman tam da olduğu yerde durur ve sabırla senin onun yanına gelmeni bekler. Onunla barışmanı, geçmişe dair hissettiğin her duygunun kendi yerinde sükûnetle kalmasını ister. Bazen genzimizi yakan bir koku, bazen yabancı bir bakış ya da aniden kalbimize çöken o amansız sızı kılığında belirir geçmiş... ​Zihnimiz, geçmişimizi gözlerimizin önüne bir film şeridi gibi sererken; kalbimiz onun özlemini, bomboş kalan ellerimiz ise yokluğunu hissettirir... ​Oysa o film şeridi olan hayatımızın kendisi değil; hayatımıza tutunan, orada derin izler bırakan kişilerin yarattığı o unutulmaz anlardır. Bazen geçmiş, sırf avuçlarına kötülük tohumları serpmek için gelmez; güzel anıların açtırdığı çiçekleri ebediyen orada tutmak, onları şefkatle sulamak için gelir. ​Geçmiş, iki ayrı düzlüktü: Biri aydınlık ve çiçekli taraf, diğeri zifiri karanlık ve ıssız taraf... Tıpkı vücudumuzun denk iki yarısı gibiydi. Sağ ve sol. Saf ve kurnaz. İyi ve kötü... Ama hiçbir zaman ne tam anlamıyla iyidir geçmiş, ne de tamamen kötü. Ne dümdüz bir griye teslimdir, ne de mat bir renge. Her iyiliğin bağrında saklı bir kötülük, her kötülüğün çekirdeğinde ise zerre kadar da olsa saf bir iyilik vardı. ​Şimdi ise mumlar söndü... Geçmişin filmi bu sefer zifiri karanlığa inat, o zifirliğin arasından sızan göz alıcı bir ışık gibi çatlağı yarıp geçti; her şeyi gün yüzüne çıkaracak kadar net ve acımasızca belirdi. ​Karanlık yolda hızlı adımlarla yürürken, bir yandan eve ne kadar geç kaldığımın farkındaydım ve içimi amansız bir endişe kaplamıştı. Arkadaşım Öykülerdeydim. Öğretmenimizin verdiği ödevi bitirdikten sonra Öykü, babasının ona yeni aldığı tabletten bir animasyon açmıştı. Ben de animasyonları çok sevdiğim için izlemeye dalmış, zamanın nasıl geçtiğini anlayamayıp aileme haber vermeyi tamamen unutmuştum. ​Elimdeki ders kitaplarımı düşürmemek için göğsüme doğru daha sıkı bastırırken, mahallede geniz yakan inanılmaz kötü bir koku vardı. Başımı karanlık, ıslak asfalttan kaldırdım. Yanık kokusu burnuma geldikçe yüzümü buruştururken bakışlarımı yolun çaprazında kalan evimize doğru çevirdim. ​Gördüğüm manzara karşısında zaman durdu... Az önce düşmesin diye sıkıca tuttuğum kitaplarım kucağımdan kayıp ıslak zemine düştü. Kalbim korkudan o kadar hızlı ve hırçın çarpmaya başladı ki, resmen göğüs kafesimi kırıp dışarı fırlayacaktı. ​Evime doğru koşmaya başladım. Sokakta, evin kapısına çok yakın bir yerde bir ambulans duruyordu. Kendi kendimi teselli etmeye çalıştım; bir şey olmuşsa bile şu an iyilerdir, çünkü ambulans vardı orada. Ambulanslar insanları iyileştirirdi, ailemi de iyileştirirlerdi... ​Eve yaklaştığımda arka kapıları açık duran ambulansın yanına varıp başımı içeri uzattım, panikle etrafa baktım. Kimse yoktu. Kesik kesik aldığım derin nefesler, havanın sıcaklığına rağmen buz gibi bir hisle genzimi yakıyordu. ​Etraftaki polislere aldırış etmeden doğrudan eve doğru koştum. "Anne! Baba!" ​Alevlerin kararttığı kapıyı hırsla yumruklamaya başladığımda, arkamdan gelen eller beni kollarımdan yakalayıp geriye doğru çekmeye çalıştı. "Gazel içeride! O daha çok küçük!" diye bağırdım var gücümle. Ama sanki kimse benim feryatlarımı duymak, dediklerimi işitmek istemiyor gibiydi. Gözlerimden süzülen yaşlar, tüm bedenimi saran o ölümcül soğukluğun tam aksine sııcaktı. Yanaklarımdan aşağı alev gibi akıyorlardı ve bu tezatlık beni daha da ürpertiyordu. ​"Abi! Ailem içeride abi, bırakın!" Polisler kollarımı tutup beni yangın yerinden uzaklaştırırken, evimizden hâlâ simsiyah dumanlar yükselmeye devam ediyordu. O sırada biraz ötemdeki polislerin kendi aralarında konuştuğunu duydum. Bakışlarım onlara kaydı. ​"Kapılar, camlar kilitli... Şimdiye kadar kül olmuşlardır. Bu öyle sıradan bir yangın değil. Kundaklama bu." Gözlerimi tekrar alevlerin ve dumanın teslim aldığı evimize çevirdiğimde, yanımdaki polis eğilip, "Kimsin kızım sen? Adın ne?" diye sordu. ​Gözlerimi kaplayan yoğun gözyaşı perdesi yüzünden artık etrafımdaki hiçbir şeyi net göremiyordum... "Adın ne kızım?" Dudaklarım…

Bölümün tamamını WritePad'de oku