Elzem

25. Bölüm - Küllerinden

Yazar:

Elzem - 🍷 kitap kapağı
Elzem kitap kapağı

Bazen kayıplar ders verir insana, bazen de o kayıpların bıraktığı acı büyütür ruhu. İnsan takvimdeki yaşlandığı günlerle değil, yaşayıp gördükleriyle tamamlanır aslında. Karakter yavaş yavaş şekillenir ve insan alıştıklarından kopamaz hale gelir; ne kendi rızasıyla ne de zorla... Bu yüzdendir ki sevdiklerimizden öyle kolayca vazgeçemeyiz. Sevmeye ve sevilmeye alışırsın; öyle nankör, öyle bencil bir duygudur ki bu... ​Zaten herkes biraz bencil değil midir bu hayatta? Hangimiz körü körüne bağlandığımız bir şeyden pat diye vazgeçebildik ki? En acı vazgeçiş, zorunda kaldığındır. Zorunda olduğun için arkanda bıraktıkların, gün gelir önünde bir duvar gibi dikilir ve hesap sorar senden: "Neden?" diye... İşte o an, zamanında görmezden geldiğin o acı, kalbinin tam ortasına bir sızı gibi çöreklenir. Acılar... Bizi büyütüp olgunlaştıran o acılar, gün gelir asıl canımızı yakan hançere dönüşür. Sevmek insanlar için en büyük oyunken, sevilmek bu dünyada en çok ihtiyaç duyulan histi. ​Boray'ın adımları mermer zeminde bir infaz mangasının ayak sesleri gibi yankılanıyordu. Evden çıkıp bahçeye adım attığımızda, Boray’ın adamları çoktan motorları çalıştırmış, karanlığın içinde siyah birer gölge gibi beklemeye başlamışlardı. Boray, aracının kapısını açarken telefonunu kulağına götürdü. Sesi, cam kırıkları kadar keskin ve soğuktu: ​"Herkes limana! Güney rıhtımındaki hangarları kuşatın. Tek bir farenin bile sızmasına izin vermeyin. Gazel’e zarar gelirse, bu gece hiçbiriniz gün yüzü göremezsiniz!" Telefonu cebine atıp hemen arabaya yerleşti. Gaza bastığında sırtım koltuğa yapıştı. Boray şehri bir labirent gibi kullanıyor, kırmızı ışıkları ve kuralları Gazel’in her geçen saniyesiyle birlikte ezip geçiyordu. Yol boyunca tek kelime etmedi; sadece direksiyonu öyle bir sıkıyordu ki parmak kemiklerinin çatırdayacağını sandım. Tam liman sapağına girdiğimizde, yolun kenarında bekleyen siyah bir araçtan bir adam fırladı. Boray, lastikleri asfalta sürterek aracı anında durdurdu. Adam hızla cama yanaşıp içeriye iki küçük telsiz kulaklığı bıraktı ve hızla konuşmaya başladı: ​"Boray Bey, kulaklıklar frekansta. İçerideki tüm hareketliliği buradan duyabilirsiniz. Birinci ekip hangarların etrafını sardı bile." ​Boray kulaklığı kulağına yerleştirirken diğer tekini de bana uzattı. Ben de kulaklığı takarken telefonumun titremesiyle gelen mesaja baktım. Setrat'tandı: "Leman emin ellerde, ben daha fazla elim kolum bağlı duramıyorum. Şirkete geçiyorum, oradan Gazel'in telefon sinyaline bakacağım." Ona bir şey diyemedim; bir yandan yardımına oldukça ihtiyacımız olduğundan, yazdığı mesajı onaylamaktan başka çarem yoktu. Boray arabayı durdurup hemen inerken ben de telefonu kapatıp peşinden gittim. Belimdeki silahı elime alıp rıhtımda Boray'ın arkasından ilerledim. Adamları her tarafı sarmıştı, biz sadece şüphe duyduğumuz noktalara bakacaktık. İçimden bir ses Gazel'in kesinlikle burada olmadığını fısıldıyordu. Etraf bu kadar temiz ve sessizken, burada olma ihtimali gözümde her saniye daha da azalıyordu. ​O sırada bir el ateş sesi duyuldu. Boray'ın adımları bıçak gibi kesildi, bana döndü. Adamları hemen etrafımızda etten bir siper oluştururken gözlerimle çevreyi taradım. Sabah olmak üzereydi ama gece hâlâ kasvetini koruyordu. Bir el ateş sesi daha yankılanırken, ansızın vinçte asılı duran devasa konteyner büyük bir gürültüyle yere çakıldı. O an, atışların normal bir silahla yapılmadığını anladım. ​Konteynerin yere çakılmasıyla yükselen o devasa toz bulutu görüş açımızı kısıtlarken, hâlâ olanları anlamlandırmaya çalışıyordum. O sıra kulaklıktan tanıdık bir ses işittim. Bu sesi duymayalı uzun zaman olmuştu... Murat. Şu an buradaki hiç kimse bu sesin sahibini tahmin edemezdi. ​"Görüşmeyeli uzun zaman oluyor, değil mi Cengiz?" Boray direkt bana doğru dönüp gözlerimin içine baktı; bakışları açıkça "Bu ne demek oluyor?" diyordu. Kısa süren şaşkınlığımı hızlıca üstümden atıp dudaklarımı araladım: ​"Gazel nerede?" Konuşmamla birlikte karşı taraftan alaycı bir gülüş yükseldi. Boray s…

Bölümün tamamını WritePad'de oku