Elzem

6. Bölüm - Uçurum

Yazar:

Elzem - 🍷 kitap kapağı
Elzem kitap kapağı

​ ​Hayat bizi gerçekleriyle mi vururdu, yoksa yalanlarının arkasına saklanıp sinsice canımızı mı acıtırdı? Kafamın içinde uğuldayan binlerce sorunun yarattığı o zifiri karanlık karmaşada büsbütün kaybolmuştum. Üzerimde geçmişin tozunu barındıran ağır bir çarşaf seriliydi; altından çıkmamı engellemek ister gibi o çarşafın uçlarına basan, beni aşağı çekmeye çalışan milyonlarca insan vardı sanki. ​Peki, bir gün beni o karanlıktan kurtardığınızda, çıplak tenim üşümesin diye bana gerçekten sarılabilecek misiniz? ​İşte bu sorunun cevabı ya hiçbir zaman verilmez ya da verilmesi bir ömür sürer. İşin aslı, ben zaten kurtarılmak istemiyordum. O zehirli acıları içimde öldürüp, cesetlerini ruhumda yaşatmaya çoktan alışmıştım. Bazı insanlar alışkanlıkların yirmi gün civarında oluştuğunu söyler. Bana göre ise alışkanlık diye bir şey yoktur. Bir şeye ya da birine bağımlı olmak, sendeki o derin eksikleri kapatmak için onu eğreti bir yama olarak kullanmaktan ibarettir bu. ​Ben ne bir başkasının yaması ne de kölece bağımlılığı olmak istedim. Üzerimdeki o ağır çarşaf bile beni benden koruyamazken, yabancı ellerin beni korumasına ihtiyacım yoktu. ​Ben kimsenin düşmanı değildim. Ben, en çok da kendi kendimin acımasız düşmanı olmuştum. ​Acı benim için tehlikeli bir tutku, para kirli bir kumar oyunuydu. Gözyaşı insanlar arasında kurulan zayıf bir bağlantı, sessizlik ise sadece... acınası bir sığınaktı. ​Hayır, sessizlik asla aşağılanacak bir şey değildi ve hiçbir zaman da olmadı. Sessizlik, bazen dünyaya verilemeyecek en sert cevapların gizli anahtarıydı. ​Gözyaşına gelince; insanlar arasında tuhaf, sarsıcı bir bağ kurduğu doğruydu. Ne kadar mantığı ön planda tutmaya çalışsak da, terazi her zaman duygulardan yana ağır basardı. En çok da karşımızdaki kişi kalbimize dokunan bir yakınımızsa... ​Bazıları artık insanlara güvenmediğini söyler durur. Oysa sığındığı, yine muhtaç olduğu kişi bir başkasıdır. İnsanlar, renklerini bir türlü eşleyemediğimiz karmaşık bir rubik küpü gibiydi. Tam tüm renkleri birleştirdim sandığın an, aradan sıyrılıp her şeyi mahveden tek bir yabancı renk çıkıverirdi. ​🌙 ​Beyaz Maskeli’nin Ağzından: ​Sabaha karşı eve vardığımda, Songül ablanın çoktan uyanıp mutfağa geçtiğini varsayarak kapıyı usulca tıkladım. Soğuk havada bir süre kapının önünde öylece bekledim. Sonunda kapı aralandığında, Songül abla beni karşısında görür görmez şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. ​"Ben de seni odanda mışıl mışıl uyuyor sanıyordum," dediğinde, dudaklarımın kenarına yerleşmek isteyen o histerik gülüşü zorlukla bastırdım. ​Elimdeki telefonu antredeki aynalığın üzerine bırakırken arkamdan seslendi: "Neredeydin bu saate kadar kuzum?" ​Ona doğru döndüm. Saçlarımdan sızan yorgunluğu gizlemeye çalışarak, "Dışarıdaydım, kafam biraz bozuktu," dedim ve yüzüme yalandan, masum bir gülümseme yerleştirdim. ​Yanıma yaklaşıp açık olan saçlarımın dalgasıyla şefkatle oynadı. "Hadi git odana, dinlen biraz." ​Başımı onaylar anlamda salladım ama içimden ‘Sabah oldu Songül abla, bu saatten sonra ne dinlenmesi?’ demek geçse de sessiz kaldım. Merdiven basamaklarını, ayaklarım geri geri giderek yavaşça çıktım. Odamın kapı kolunu indirip kendimi içeri attım ve kapıyı ardımdan kilitledim. O tanıdık sessizliğe göz gezdirdim. Dizlerime kadar uzanan çizmelerimi kenara fırlatıp üzerimdeki elbiseyi hızla sıyırdım. Dolaptan alt her zamanki döküntü, rahat kıyafetlerimden birini çekip giydim. Odanın dört bir yanına saçılmış kıyafetlerime bakmadan kendimi yatağa bıraktım. Sırtüstü uzanıp tavanımda asılı duran sarı, küçük fosforlu yıldızları izlemeye koyuldum. ​Ne zaman bu yıldızlara baksam, göğüs kafesimi yırtarcasına aklıma kardeşim gelirdi. İlk zamanlar bu anı canımı kor gibi yaksak da, artık o sarı ışıkları görmek yüzümde buruk bir tebessüme neden oluyordu. Bazen acıları, mutlu anıların yaldızlarıyla süslemek gerekirdi. ​Ben bu zamana kadar tam olarak böyle gelmiştim; acılarımı süsleyerek. Aksini yapsaydım, şu an nefes alan bir bedenim, sığınacak bir hayatım olmazdı. Bu ağır yük…

Bölümün tamamını WritePad'de oku