ELİZ

OYUNCULAR

Yazar:

ELİZ – Su Yeşili kitap kapağı
ELİZ – Su Yeşili kitap kapağı

‘’ Ne? Ne demek istiyorsun sen?’’ Karşımda ki adama bakarken söyleyebildiğim tek şey buydu, ne? Yabancının gözlerinde gördüğüm gerçeklikle ağıca yutkundum. Ardından gözlerim sanki ikimizin arasında gerçekten bir benzerlik ararmışçasına önce onun ardından da kendi bendenim de dolaştı. ‘’Sen benim kızımsın Eliz. Ayırmışlar bizi babam.’’ Kafamı iki yana sallarken aklımdan geçen şey karşımda ki adamın babam diye seslenmesi değil rolümü gerçekten ne kadar iyi oynadığımdı. ‘’Hayır. Hayır, hayır saçmalık. Dediğiniz şeylerin hepsi saçmalık.’’ Sonlara doğru yükselen sesim gerçekten de duyduğum şeyin saçmalığını kanıtlar nitelikteydi. Gözlerinde gördüğüm gerçek diyebileceğim acıyla bir kez daha anladım gözlerin de yalan söylediğini. Üzerime attığı adımla bir adım geriye çıktım. ‘’Yaklaşmayın.’’ Bağırırcasına çıkan sesim sanki onun kulağına işlememiş gibi üzerime bir adım daha attı. Yanımdaki adam sanki bir rüyadaymış ve şimdi uyanmış gibi silkelendiğinde kendine geldiğini anladım. Emir bir adım atıp onunla arama girdiğinde isyan eder gibi bir ses işitmişti kulağım. ‘’Bırak bir kere sarılayım. Bir kere kokusunu duyayım kızımın. Çekil, kurbanın olayım çekil.’’ İyi de ben istemiyordum ki. Önüme geçmiş adama doğru fısıltıyla konuştum. Artık sesim nereye kadar ulaşıyorsa. ‘’Emir, gidelim. İstemiyorum burada durmak lütfen gidelim.’’ Emir bana dönüp sorun yok dercesine göz kırpıp elini uzattı tutmam için. ‘’Gidelim güzelim.’’ Ardından gözleri tekrardan gözlerini benden ayırmamış adama döndü. ‘’Eliz’i rahatsız etmeyi bırakın.’’ Babamın aklına sokmak ister gibi konuşmasıyla, bende ki gözlerini Emir’e dikti. ‘’Kızımı almadan hiçbir yere gitmeyeceğim.’’ Emir’in beni korumak istermiş gibi arkaya çekmesine neredeyse gülecektim. ‘’Eliz yetişkin bir kadın. O istemediği sürece onu hiçbir şeye zorlayamazsınız.’’ Zorlayamazdı kimse beni zaten. Böyle bir seyin olma olasılığı beni sadece güldürürdü. Emir beni, yolun kenarına park ettiğimiz arabaya kendisiyle yürüttüğünde son kez karşımda ki adama baktım. Geleceğimi gördüğüm ama gençliğimi bilmeyen adama. Arabaya bindiğimizde Emir komut almış gibi bana döndü. Yüzünde gördüğüm soru işaretleriyle derin bir nefes aldım. ‘’Aslan benim birinci dereceden akrabam işte.’’ Yüzü daha da kuşku dolu bir hal alırken devam ettim. ‘’Öyle bakıp durmayı kes.’’ Emir artık dayanamayıp patladı. ‘’Kızım sen benimle dalga mı geçiyorsun? Babam diyorsun kızım, babam. Adamın halini görmedin mi sen?’’ Sesinin bu kadar yüksek çıkmasıyla yüzümü buruşturdum. ‘’O benim babam değil benim bir babam var bu bir. Herkes kendisine verilen rolü oynuyor bu iki. Kendine gel bizim bir görevimiz var bu da üç.’’ Sonda çığlık atarcasına söylediğim şeyle gözleri büyüdü. Ağzından bir küfür çıkarken hırsla ellerini saçlarından geçirdi. ‘’Görev bu muydu? Lan kızım sana öl yada öldür emri verildi.’’ Sanki kelimeler ağzından çıkmıyordu da bu yüzden kelimeleri bulmaya çalışıyordu. ‘’ Kızım ben sana babanı öldür diye mi yardım edeceğim? Olmaz yok. Yok.’’ Kendi kendine söylenirken yüzünü ellerime alıp kendime çevirdim. ‘’ Bu adam yıllar önce, içinde onlarca çocuğun içinde olduğu yetimhaneyi ateşe veren insanların içinde. Bu adam o yangının sebebi.’’ Anlaması için tane tane ve yavaş yavaş konuşuyordum. Anlaması gerekti. Orada biz de vardık. Anlamak zorundaydı. ‘’O adam katil. Duydun mu o adam katil. Senin, benim, Aslı’nın, o çocukların, çocuklukların.’’ Gözlerinin içine baktım. O adam gibi sahte değil gerçek acıyla harmanlanmış gözlerine. ‘’O adam benim hiçbir şeyim değil. O yüzden herkes rolünü oynayacak. Duydun mu beni?’’ Kafa salladığında yüzünde ki ellerimi çektim. ‘’ Hadi sür bizimkilerin yanına .’’ Her şey şimdi başlıyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku