6. KARŞI KARŞIYA
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ 6.KARŞI KARŞIYA Yıllar geçse de unutamadığınız birileri vardır. İçinizde bir yere öyle bir işlemiştir ki o kişi her an yoklar sizi. Bir koku, bir bakış, bir ses, bir anı ile her zaman var olduğunu bilirsiniz. İz bırakır. Yüreğiniz o izi unutamaz. Yıllar geçer ve siz bilirsiniz. O kişiyle bir gün tekrardan karşılaşacağınızı. Belki bir sokakta, belki bir yol kenarında, belki bir kalabalığın içinde, belki de bir mezar taşıyla. Ben korkmuştum. Bir mezar taşıyla karşılaşacağım içindi bu korku. Yıllar önce iki mezar taşı ile baş başa kalmıştım. Her gün iki mezar taşının arasına oturup saatlerce konuşurdum. Bütün gün neler yaptıysam anlatırdım onlara sonra bir anda ağlamaya başlardım. Ne oldu diye soran olmazdı ama ben anlatırdım neden ağladığımı. Annem derdim, babam derdim. Siz gittiniz ben büyüyemedim. Ben büyümek istedim ama büyüyemedim. Küçük bir kız çocuğu olarak kaldım. Çünkü sizin gidişiniz benim büyümeme engel oldu. Kaç gece ağladım saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca yine de gelmediniz siz geri ama ben beklemekten hiç vazgeçmedim. Siz gelmeyince ben geldim hep yanınıza. Bunları derken aklımın bir köşesinde hep o vardı. Babasının mezarı vardı tam annem ile babamın yanında. Arada annem ile babama anlatamadıklarımı o mezarın başına gider sanki kulağına söylüyormuşum gibi fısıldayarak anlatırdım. Bazen aklıma o gelince de babasının mezarına bir gün gelirse çamurlar içinde ya da otlar içinde görmesin diye de hep temizlerdim. O gelmedi. Ben ise onun yanına gidemedim. Bilmiyordum ki nerede olduğunu. Telefon numaraları da değişmişti. Tek bildiğim Ankara'da olduklarıydı ama acaba hâlâ oradalar mıydı? Yoksa taşınmışlar mıydı? Duyduğuma göre birkaç kere Hakkâri'ye ziyarete gelmişlerdi. Fakat hiç karşılaşamadık. Onu hep bulmak da istedim ama yapamadım. İçimde bir his vardı, sanki birbirimizi bulacağımıza dair. Bu his içimde yattığı için, bekledim. Onu bulamadım ama bir gün karşılaşacağımız günü bekledim. Bir gün yine mezara gittiğimde annem ile babamla konuşmuştum uzun uzun sonra kalkıp gidecekken babasının mezarının üstünde mavi iki kuş olduğunu gördüm. Yan yana durmuşlar etrafa bakıyorlardı. Yavaşça mezara yaklaştım ve çantamda olan fotoğraf makinemi çıkardım. Bu makine babamdan kalmıştı. Küçükken her zaman benim fotoğrafımı çekerdi. O yüzden evde iki tane albüm vardı. Dolu dolu iki albüm ve hepsinde benim fotoğraflarım vardı. Bir albüm de ise annem ve kendi için ayırmıştı. Orada ise askeriye içinde çektiği ya da annemle evlendikleri zamanlar çektiği fotoğraflar doluydu. Ben de bu geleneğe bağlı kaldım. Babam nasıl benim fotoğraflarımı çekerek bir albüm yaptıysa bende büyüyene kadar hep bir şeylerin fotoğraflarını çektim. Albümler oluştum ve şimdi neredeyse bir kutu dolusu albüme sahiptim. Mezar taşında duran iki mavi kuşu çektiğim an ikisi bir anda uçmaya başlayarak oradan ayrıldılar. Onların gidişini izledim bir süre sonra yine mezar taşını temizledim. Elimdeki suyu mezar taşını dökerken elimle de temizliyordum. Alpar Akınöz yazan isimin üstünde elim dolaştı. "Bir gün buraya tekrar geleceğim belki onla ya da onsuz ama ben bir F-16 pilotu olup buraya geleceğim." demiştim. Öyle de olmuştu. O günden sonra oraya bir daha gidemedim çünkü İstanbul Hava Harp Okulu kazanmak için teyzem ile her şeyimizi alarak Hakkâri'den çıkmıştık ama biliyordum yolumun bir gün buraya tekrardan düşeceğini zaten yollarım hep burayı işaret ediyordu bana çünkü burada iki mezar vardı. Hayır. Burada üç mezar vardı. Ben ise onları geride bırakmamıştım. Gelecektim belki yıllar sonra, belki aylar sonra, belki günler sonra ama bir şeyleri başararak burada olacaktım. Hava Harp Okulunu kazanmam için iyi eğitimler alarak güzel sonuçlar elde etmeliydim. Öğrenci seçme uçuşlarından hem teorik hem de pratik derslerde başarılı olmalıydım ve olmuştum da zor süreçlerdi ama ben başarmıştım. Üç ayrı sınavdan yüksek derece almıştım. İlki normal usullerden yüz üzerinden sek…