5.SOBE
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ 5.SOBE Yazar'dan... Talay Yarbay'ın flaştaki bilgileri incelemesinden sonra tam bir hafta geçti. Bu bir hafta içinde Azer timi yavaş yavaş toplanmaya başladı. İlk Hakkâri'ye adım basanlar Paya ve Özer olmuştu. Beraber askeriyede kalmaya başlamışlardı. Eskiden aynı askeriyede oldukları için çokta yabancılık çekmiyorlardı. Bir başka gün ise Abidin, Semih ve Berkay Hakkâri'ye geldi. Berkay askeriyede Paya ve Özer ile kalmaya başlamışken Abidin ve Semih şehirden bir ev tutmuşlardı. Evi düzenleyerek beraber kalmaya başladıklarında bazı günler Paya ve Özer de eve geliyordu. Birbirleri ile daha önceden tanışmalarının verdiği bir rahatlık vardı hepsinde. Birkaç gün sonra ise Enes ve Aksel Hakkâri'ye geldi. Onlar hiç bir zaman ayrılamamışlardı birbirlerinden. Yine aynı yerde görev yapmak için yola çıkmışlardı. Nişanlı oldukları için beraber kalmayı düşünüyorlardı ta ki diğerleri buna engel olana kadar. Enes diğerlerinin zoruyla Abidin ve Semih ile kalmaya başlarken Aksel ise aynı apartmanın bir alt katından kendine ev tutmuştu. Tek kalacağını düşünürken Hakkâri'ye gelen Sena ile bu planları suya düştü ve Sena ile aynı evde kalmaya başladı. Savaş, Arhan ve Yiğit aynı gün Hakkâri'ye geldikleri gibi önceden ayarladıkları eve geçmişlerdi. Apartmanın arka sokağında oturan diğerlerinden habersizlerdi. Bir kaç gün içinde bunu öğrenmişlerdi o an pişmanlık yaşasalar da pek bir faydası olmamıştı. Bu birkaç gün içinde herkes gelmişken sadece bir kişi eksikti. Afra Ekiz. Tam on gün geçmişti. Görev günü gelmişti. Askeriye de hazırlıklar yapılıyordu. Azer timi kamuflajlarını giymiş, ellerindeki silahların son kontrollerini yapıyorlardı. Hepsi konuşmadan ciddi bir yüz ile işlerini hallerken Yiğit başını silahından kaldırdı. Timi teker teker incelerken hepsinin hazır olduğu fark etti. Silahını elinde sıkıca kavrarken odanın kapısına doğru ilerledi. Kapıyı açıp odadan çıkarken diğerleri de silahlarını kavramış postalarının sert sesi ile odadan çıktılar. Koridorda ilerlerken bütün gözler onların üzerindeydi. Yüzlerinden sadece gözleri gözüküyordu. Başlarındaki ise kaskları vardı. Dik görüntüleri ve keskin bakışları ile ilerliyorlardı. Askeriyeden çıktıklarında onları bekleyen helikoptere doğru ilerlediler. Askeriyenin camında gözüken gölgeyi fark ettiklerinden durup hazır ola geçerek asker selamı verdiler. Yarbay camın diğer tarafında onlara gururla bakıyordu. Helikoptere binen Azer timi yerlerine oturarak kemerlerini bağladıklarından helikopter de havalandı. Sessiz geçen bir yolculuktan sonra köye yakın bir alanda helikopter iniş yapmadan önce Tahtacı yere doğru bir halat saldı. Halata tutunarak inmeye başladıklarında ellerindeki silahları arkalarına doğru atılar. Yere iner inmez silahları tekrardan ellerine alarak sıkıca tutuklarında hızla ilerliyorlardı. Köyün girişine geldiklerinde onları karşılayan bir araba vardı. Arabanın içindeki adamlar uyuklarken Yiğit, Semih ve Abidin'e eliyle arabayı işaret etti. Azer timi sırayla dizilen odunların arkasına geçmişlerdi. Semih ve Abidin adamlara yavaş yavaş yaklaşmaya başladı. Semih sağ koltuğa doğru adımlarken Abidin sol koltuğa doğru ilerliyordu. İkisi de adamların kapılarını hızla açarak ağızlarını elleri ile kapattılar. Abidin, "Selam." dedi adamın şok ile bakan gözlerine bakarak. O an Semih elindeki silahın kabzası ile adamın başına vurduğunda adamın başı öne doğru düştü. Abidin'in elindeki adam çırpınırken, "Delikan yavaş biraz bu ne hız." dediğinde karşısındaki adama döndü. Karşısındaki adam ellerinin arasında titriyordu. Alaycı bir ses tonu ile "Bak sıçanı korkuttun." dedi. Semih, maskesinin altından gülüyorken, Abidin silahını tek eliyle kavrayarak çevirdiğinde kabza kısmı adam ile arasında durdu. Adam bir ona bir de silaha bakarken. "Ben yapacağım şeyleri önceden haber veririm mesela şu an kafana bu kabza ile vuracağım." dediği an adamın kafasına sert bir şekilde vurdu. "Şov peşindesin." dedi Sem…