48. HİKÂYEMİZİN BAŞLADIĞI YER
Yazar: Rossoball

Herkese merhaba. Final böyle aniden olsun istemezdim ama böyle oldu. Aslında çok uzun zaman olmuştu ben finali yazalı ama böyle aniden atmak istemezdim. Çünkü pek iyi zamanlar geçirmiyorum. Daha bu acıyla savaşıyorum. Sadece içimden bir his artık finalini vermelisin bu kitabın daha fazla zamana bırakmamalısın dedi ve bende atmak istedim. Bana Ekiz her sürecimde çok iyi geldi. Umarım size de gelmeye devam eder. Görüşüz Ekiz ve onu severek okuyan güzel kalpler.♥️ Instagram ; ballrosso X ; pinklilylza Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Son kez keyifli okumalar! ♥ ♪ Özdemir Asaf • Aç Kapıyı Gir İçeri FİNAL 48. HİKÂYEMİZİN BAŞLADIĞI YER 5 Sene SONRA... "Baba!" dedi Ayda. "Efendim güzelim." dedi Yiğit, kızına başına çevirdiğinde. "Baba şimdi biz onları görmeye gidiyoruz ya..." Yutkundu. "Çiçekler de alıyoruz ya..." Yine tatlı tatlı yutkundu. "Onların hepsini hissediyorlar dimi?" Yiğit başını salladı. "Hissediyorlar tabi güzelim. Hem de o kadar hissediyorlar ki, bizim için oradan bize güzel iyilikler yapıyorlar." Ayda gülümsedi. Aynı babasındaki gibi gamzeleri ortaya çıktı. "O zaman her gün gelsek. Bize hep iyilikler yapsalar. Çünkü ben anasınıfında koşarken çok düşüyorum. Belki iyilik yaparlarsa düşmem." Yiğit kendini tutamadan erkeksi bir sesle güldü ve kızını hızla kucağına aldı. Aldığı gibi ise iki yanağına öpücükler bıraktı. "Baba dur!" diye kahkaha atarak güldü Ayda. Bir süre öylece yürüdüler yolu. Kısa bir zaman sonra ise o son durağa geldiler. "Şurada ne yazıyordu baba?" dedi Ayda. Yiğit karşıda duran tabelaya baktı. Yutkundu. "Şehitlik." "Evet, bende biliyorum aslında ama yine de sana sormak istedim bir daha." Ayda şirin şirin konuşup babasının kucağında hareketlendi. Yiğit onu yere bıraktığında ise elindeki rüzgârgülüyle koştu. Şehitliğe girdiğinde etrafa baktı. Gözleri o mezar taşlarını aradı. Bu sırada şehitliğin içinde hızlı hızlı yürüyordu. "Buldum işte." dedi. Başını çevirip arkasından gelen babasına baktı. "Bak baba. Dedelerimi ve anneannemi buldum." Yiğit tebessüm ederek başını salladı. Ayda tekrardan önüne döndüğünde koşturarak mezar taşlarına ilerledi. "Ben geldim." dedi mezar taşlarına baktığında. "Özlediniz mi beni?" Sorusuna bir cevap bekler gibi bir süre sessiz kalıp sonra tekrardan devam etti. "Dede, bakın size ne getirdim." Elini ceketinin cebine attı. İçinden küçük ellerinin arasına aldığı iki taşı çıkardı. Ayda her zaman bulduğu güzel taşları dedelerinin mezarlarına getiriyordu. "Bakın bunu yeni buldum. O kadar güzel ki." Yavaşça mezar taşların yaklaştı. İlk önce Alpar'ın mezarının üstüne bir taşı bıraktı. Sonra arkasını dönüp Ender'in mezarına diğer taşı bıraktı. "Benim için onları yine çok güzel saklayın tamam mı? Bir daha ki gelişimde daha güzelini bulacağım." tatlı tatlı konuşurken gözleri anneannesinin mezarına takıldı. "Anneanne üzülme. Sana da en güzel çiçeklerden aldık." Babasına koştu bu defa. Yiğit elindeki çiçek buketini Ayda'ya uzattı. Ayda kendinden bile büyük olan çiçek buketiyle, anneannesinin mezarına ilerledi ve mezarın üstüne buketi bıraktı. "Bunu sana söylememem lazım ama..." Fısıldayarak taşa doğru yaklaştı. "Bu çiçekleri çok zor bulduk. Umarım çok seversin." Ayda bir süre orada durdu. Dedelerine ve anneannesine anasınıfında yaşadıkları hatta anne, babasıyla yaşadığı bütün anıları anlattı. "Biliyor musunuz? Biz bugün annemi izlemeye gideceğiz." Başını çevirip babasına baktı. "Dimi baba? Annem uçağını sürecek ve bize kocamam kalp yapacak gökyüzündeyken." "Evet, güzelim." dedi Yiğit. "O zaman gidelim mi? Kaçırmayalım." Yiğit başını salladı. "Gel, gidelim o zaman." Elini kızına doğru uzattı. Ayda koşarak babasının elini sıkıca tutu. "Görüşürüz canım dedelerim ve canım anneannem. Sizi seviyorum. Merak etmeyin yine geleceğim." Mezar taşlarını öpücük atarak el salladı. Yiğit ise babasının mezar taşına birkaç saniye öylece baktı. İçinde o da "Görüşüz baba. Seni seviyorum." dedi. Kızının elini de sıkı sıkı tutarak yürüyemeye başladığında Ayda dur…