43. İLK HABER
Yazar: Rossoball

Hoş geldiniz!! Bu bölüm biraz kısa ama finale yaklaştığımızın göstergesi olan o bölümlerdende biri. Lütfen bol bol yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın. Instagram ; ballrosso X ; pinklilylza Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Hümeyra • Kördüğüm 43. İLK HABER İki Ay Sonra... Tek bir haber bekliyordum. Yaşıyor. Sadece bu haberi duymak istiyordum. Çünkü geçen ay sabaha doğru telefonum çaldı. Beni çok da tedirgin etmeden askeriyeye çağırdılar. Askeriye gittiğim an beni bir sessizlik karşıladı. Yavaşça koridorda yürümeye başladım. Nedense bir an için koridorun başında ayaklarım ilerlemedi. Durdum. Koridorun ilerisine baktım. Orada bana doğru yürüyen bir Yiğit görür gibi oldum. Sonra... Her şey kayboldu. Renkler bile. Çünkü Yiğit orada yoktu. Elim yine kasıklarımın az üstünde olan yerde durdu. Yavaşça okşadım oraya. Ondan bana kalan parçaya tutundum. Sanki bugün ona daha çok ihtiyacım vardı. Tekrardan koridorda yürümeye başladım. Toplantı odasına girdiğim bütün gözler bana çevrildi. Talay Yarbay ise ayakta başı öne doğru eğik bir şekilde ve ellerini masaya dayayarak duruyordu. O an bir şeylerin ters gittiğini anladım. Tam karşımda duran televizyondan da bir ses duyuldu. Sarışın bir kadın son dakika haberi sunuyordu. Haber ise şöyleydi. "Evet, bir son dakika haberiyle karşınızdayım. Biliyorsunuz geçen aylarda birçok askerimiz sınır dışına çıkmıştı. Bugün ise askerlerimizden haber gelmeye başladı." Yutkundum. Bu sırada kadının yan tarafında bir ekran çıktı. Sınır dışından görüntü yayınlanıyordu. "Maalesef pek iç açıcı şeyler yaşanmıyor. Sınır dışındaki alanda dün gece saatlerinde bir çatışma çıktı. Çatışmadan sonra ise çok büyük bir patlama meydana geldiği söyleniyor. Patlamada birçok askerimizin alanda olduğu bildirildi." Arhan hızla ayağa kalktı. Başını ellerinin arasına aldı. "Yapma." dedi fısıldayarak. "Alandaki askerlerin şu an ki durumları bilinmiyor. Fakat birçok şehit ve yaralımızın olduğu kesin olmamakla beraber açıklanmayı bekliyor." Şehit ve yaralı. Başımı iki yana salladım. Fark edememiştim ama gözümden yaşlar hiç durmadan akıyordu. "Yok." dedim. "Yok." dedim tekrardan. Sonrası ise büyük bir karanlıktı. O günden sonra televizyondaki haber sunucusunun da dediği gibi yavaş yavaş şehit ve yaralılar açıklandı. Hepsi de sınır dışından Türkiye'ye getirildi. O gün Türkiye büyük bir yas içine girdi. Benim içimde ise derin bir yas daha vardı. O da Yiğit'ten tek bir haberin bile olmayışıydı. Habersizlik ise daha kötü hissettiriyordu. Bazen şu iki ay da nefes almakta zorluk çekiyordum. Bazen ise içimde bir yerde umut vardı. Umudumu kaybetmemeliydim. En azından karnımdaki varlık için. Çünkü o bana ne olursa olsun sıkı sıkıya tutundu. O gün bayıldığımda yine herkesi korkuttum. Fakat bir sorun yoktu. Sadece stres çok ağır geliyordu karnımdaki küçük varlığa. "Ne oldu? Gidiyorum diye mi bu yüz?" dedi Anka bana bakarak. O an hafifçe gülümsedim. "Evet, baksana bırakıp gidiyorsun bizi." Anka'da güldü. "Artık fotoğraflarımıza bakarsınız işte ne güzel." "Nesi güzel be!" dedi Aksel. Gözünden de yaşlar akıyordu. "Gerçekten nesi güzel bunun?" Sena'da ona katıldı. Ağlamıyordu ama gözleri dolu doluydu. "Of! Kızlar şöyle yapmayın. Sanki ilk defa gidiyorum." dedi Anka. "Olsun ama biz sana alışmıştık. Hem ben buradayken ilk defa gidiyorsun." Bunu Ala söyleyince dönüp ona baktım. Gerçekten benden sonra en sevdiği insan Anka olabilirdi. Şimdi şöyle bakınca bunu daha çok anlamıştım. Çünkü neredeyse hüngür hüngür ağlayacaktı. Anka mahcupça gülümsedi. "Bazen gidişlere de alışmak gerekir, doktor hanım." Bu cümle herkesin içine dokunmuştu. En çok da Paya'nın içine dokunmuş olacak ki derin bir nefes alıp verdi. "Elim tersindesin ha!" dedi Abidin ona ters ters bakarak. Paya bir şey söylemeden Anka'ya bakmaya devam etti. Tam bu sırada Savaş aralarına girdi. Anka'ya bir abi sıcaklığıyla sarıldı. "Seni yine burada böyle karşılayacağız. Unutma ve bize geri dön." Anka gözlerini kaçırdı. "Umarı…