39. SÖZ
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Melike Demirağ • Arkadaş ♪ Disfruto • Carla Morrison 39. SÖZ Birkaç gün sonra... "Semih şunu da yanına sıkıştır kardeşim." dedi Abidin elindeki küçük çantayı Semih'e doğru uzatarak. Semih nefes nefese dönüp Abidin'e baktı. Gözleri yavaşça elindeki küçük çantaya kaydı. "Abi bir zahmet onu da sen sıkıştır araya. Benim kolum koptu kızların çantaları yüzünden." Umursamadan, arkasını dönerek koltuğa oturdu. Sena tam yanında oturuyordu. Ona baktı. "Taş koydunuz galiba çantalara, hayır yani uçak düşer falan." Sena gözünü devirdi. "Çok konuşma. Sanki ne yaptın?" Abidin ise söylenerek elindeki çantayı bir köşeye sıkıştırdı. Bu sırada yanına bir hostes geldi."Yardım edilecek bir şey var mı efendim?" Abidin çantayı bıraktıktan sonra üstündeki tişörtün açılan yerini düzelterek hostese döndü. Bu sırada onları izleyen bir çift göz vardı. "Yok, sağ olun." dedi Abidin. Hostes gülümsedi. "Peki, bir sorun olursa beni çağırabilirsiniz." Bunu söylerken gözleri oldukça fazla şekilde gezindi Abidin'de ve onları izleyen bir çift göz bunu fark edince kaşlarını çattı. Abidin öylesine başına sallayarak koltuğuna ilerledi. Koltuğuna geldiğinde ise Özer'in ortada oturmuş elindeki telefonla ilgilendiğini gördü. Ters ters baktı. "Kardeşim," dedi. "Efendim?" dedi Özer, telefondaki gözlerini çekmeden. "Yer mi değiştirsek? Böyle rahat edemezsin sen." dedi Abidin. Bu sırada gözleri yavaşça Özer'in yanına doğru çevrildi. Cam kenarında oturan Ala ile göz göze geldi. Çatık kaşlarıyla ona bakıyordu. İçinden neye sinirlendi? Dedi Abidin. Çünkü Ala'nın pek sinirlenen yapısı yoktu fakat şu an sinirli duruyordu. "Yok, ben böyle iyiyim kardeşim." dedi Özer. Tam o an anons duyuldu. Herkesin yerlerine oturması isteniyordu. Abidin derin bir nefes verdikten sonra sertçe yerine oturdu. Hiç beklemeden eline aldığı kemeri de bağladı. "Peki, bir sorun olursa beni çağırabilirsiniz." diye bir ses geldi yan taraftan. Ala kendini tutamamıştı. Az önceki hostes kadının söylediği cümleyi onun gibi söyledi. Yanında oturan Özer ve Abidin'in şaşkınca gözleri ona döndü. "Ne var? Ne bakıyorsunuz? Uyuyacağım ben, bir hareketlilik olursa veya hostesi çağırırsanız olacaklardan ben sorumlu olmam." dedi Ala ve arkasını döner gibi cama doğru dönerek, gözlerini kapattı. İçinde ise bir sinir vardı. Bu sinire bir anlam verilse kesinlikle adı kıskançlık olurdu. Özer yavaşça başını Abidin'e çevirdi. "Sana ayağını denk al dedi." Abidin şaşkınca ona baktı. "Ne alaka? Bir şey yapmadım ki?" "Nasıl yapmadın?" "Yapmadım işte." "Yapmışsın. Belli yoksa bu kadar sinirlenmez." dedi Özer tekrardan. "Öyle mi diyorsun?" Özer başını aşağıya yukarıya salladı. "Hosteslere yaklaşma. Yoksa seni çiğ çiğ yer." Abidin'in tam o an yanından hostes geçti. "Aman." dedi Özer hemen. Abidin ise başını eğerek "Bakmadım." dedi. Konuşmaya devam ettikleri için ve hep hareket halinde oldukları için, Ala gözlerini hızla açtı "Susun artık." dedi ters bir ses tonuyla. O saatten sonra ise ikisinden de çıt sesi çıkmadı. Özer put gibi hep aynı pozisyonda kaldı. Abidin ise başını eğmiş kimseye bakmadan öylece oturuyordu. Önlerinde oturan Paya ve Anka da sessizliklerini koruyordu. Fakat arada birbirlerine bakıyorlar ve yüzlerinde istemsizce küçük bir gülümseme oluşuyordu. Hemen yanlarında bir kadın oturuyordu. Allah'tan bir erkek değildi. Yoksa Paya çileden çıkabilirdi. "Gazeteye bu defa bunu da ekleyeceğim, nasıl?" İnci elindeki tabletten Arhan'a bir şeyler gösteriyordu. Arhan ise onun her dediğini dinliyordu fakat yüzünü ve ses tonuna o kadar dalmıştı ki son birkaç cümleyi dinlemeyi bırakmıştı. "Arhan." dedi İnci. Arhan kendine gelerek gözlerini kapatıp açtı. "Evet, güzel bence de ekle." dedi. İnci güldü. "Ne dedim de evet güzel dedin acaba?" Arhan bu defa İnci'nin gülüşüne takıldı. "Bilmem ne dedin? Bir daha anlatsana dinlerim." İnci şaşkındı. Bu adamla ilk tanıştıklarında oldukça sert biriydi. Askeriyede kime sorsa da hep böyle ol…