37.DERİN BİR ÇUKUR
Yazar: Rossoball

Gerçek asker olaylarından ve bilgilerinden bağımsızdır. KURGU GERÇEKLİĞİ YANSITMAZ. Keyifli okumalar! ♥ ♪ Emir Can İğrek • Seni Sevmek Yok Mu? 37.DERİN BİR ÇUKUR Beni elimden tutarak spor salonuna sokmaya çalışan Yiğit'e baktım. Sabah erken saatlerde kalmıştık. Daha rüyamın şokunu atlatamadan askeriyeye çağrıldık. Talay Yarbay ellerine bir dosyanın geldiğini söyledi. Bu gecenin sabahına doğru göreve gidecektik. Çünkü yine bazılarının elleri kollarını durmuyordu. Bu yüzden plan hakkında çok bir şey konuşamadık ama gidişat için birkaç plan hazırladık. Tabi o anlar kaos doluydu. Çünkü Enes bayılma atakları geçirmişti. Birkaç saat önce... "Tamam, o zaman ilk olarak karadan bir bakalım bunlar hangi köylere sizmiş sonra inlerini bulduğumuz gibi havadan da müdahile ederi." dedi Talay Yarbay ve oturduğu sandalyeden kalktı. "Ben çıkıyorum fakat dediğim gibi görev yine uzun sürebilir çocuklar. O yüzden sizin düğün işini biraz daha erteleyelim." Son cümlesini de söyledikten sonra fazla kalmadan yanımızdan ayrıldı. "Tut beni Özer!" dedi Enes tam o an arkaya doğru hiç düşünmeden kendini bıraktı. Fakat Özer ona yetişene kadar yere düşmüştü. "Enes!" diyerek koştu Aksel. Hepsi başına geçti. "Oğlum sen niye bırakıyorsun kendini arkaya? Enes aç gözlerini!" Abidin bir o yanağına, bir bu yanağına vurdu. "Bu böyle uyanmaz. Biri gidip Ala'yı çağırsın." dedi Arhan. Abidin hızla doğruldu yerden. Enes'in ise başını tutmayı bir anda bırakınca tekrardan başı yere çarptı. "Ben giderim! Siz hiç şey yapmayın!" Arhan dönüp ona ters ters baktı. "Abidin, şu sıralar sabrımın sınırındayım haberin olsun. Deli etme beni git çağır Ala'yı o zaman." Arhan şu iki günde aşırı gergindi. Nedeni ise pek bilinmiyordu. "Tamam kardeşim. Ben gidiyim çağırayım ama..." Elini Arhan'ın omzuna attı. "Sende çok gergin, olma artık. Bak böyle yaparsan aman diyeyim gencecik yaşta..." Arhan elini kaldırdığı gibi koştu Abidin. Toplantı odasından çıktı. Arhan da gerginliğiyle ayakta dikilmiş Enes'e baktı. "Enes aşkım! Aç gözlerini artık abarttın sende iyice!" Aksel başucundan kalkan Abidin'den sonra Enes'in başucuna geçmişti. "Adam kaldıramadı işte." dedi Sena. "Evleneceksiniz diye gün sayıyordu, yine planları altüst oldu." diyerek Sena'yı doğruladı, Semih. "Yiğit!" dedim arkamı dönerek, sandalyede rahatça oturmuş adama baktım. "Enes bayıldı. Sen hâlâ rahat rahat oturuyorsun." Yiğit aynı rahatlıkla oturmaya devam ederken. "Ne yapıyım Afra? Sanki ayağa kalksam uyanacak." Kafasını hafifçe yana eğerek Enes'e bir baktı. "Enes derhal kalk ayağa!" diye bir anda bağırdığı gibi Enes gözlerini hızla açarak ayağa kalktı. Hazır ola geçerek asker selamı verdi. "Emredin komutanım!" Yiğit bana dönerek bir bakış attıktan sonra rahatça oturmaya devam etti. "Devrem ne yapıyorsun sen? Bayılmak ne artık? Kendine gel." diye uyardı Özer. Enes kendine geldi. Hazır olu bozarak elini indirdi. "Oğlum ben sana, beni tut dedim. Sende yani, insan bir tutar. Başımı vurmuşum ağrıyor." Elini başının arkasına attı. Aksel ayağa kalkarak nişanlısının yanına geçti. "Çok mu ağrıdı başın? Enes deli misin sen? Neden bayılıyorsun?" "Ne yapıyım güzelim? Yine görev çıktı bizim düğün işi yattı. Biz gerçekten evlenemeyeceğiz bu gidişle." "Saçmalama! Evleneceğiz ama biraz zaman gerekli. Hem bence düşündüğümüz kadar uzun sürmez en fazla 1 ay." Enes, Aksel'in 1 ay demesiyle içli bir nefes aldı. "Annenleri arayalım o zaman haber verelim, onlarda hazırlık yapmaya başlamıştı." Aksel başını salladı. "Düğün tarihini de iptal edeceğiz." Ona da başını salladı Aksel. Onlar için üzülmüştüm. Birbirlerini çok seviyorlardı ve bir an önce evlenerek birbirlerine kavuşmak istiyorlardı. Bu sırada ikili odadan çıkarak kimleri arayacaklarını ve haber vereceklerini konuşmaya başlamıştı. Odadan kalan Özer ise telefonuna gelen mesajla gülümseyerek ayağa kalktı. "Ben çıkıyorum. İşlerim var." diyerek gitti. Sena ve Semih'te ise anlamadığım bir şeyler vardı. Arada birbirlerine bakıp gülüyorlardı. Galiba Sena kabul etmişti artık. Onlar da bir süre sonra o…